30 Mart 2009 Pazartesi

Ah Min-el Ask!

“Elif Safak’in yeni kitabi cikiyor” cumlesi benim nezdimde “haftasonu hava cok guzel olucakmis, ustelik Pazartesi de resmi tatil” cumlesinin yarattigina benzer bir etki yaratiyor!
Sabirsiz, hevesli bir ogrenci gibi kitabi elime aliyor, soluksuz okuyor, bittikten sonra altini cizdigim yerleri bir daha okuyarak ozumsuyor, ve yenisini beklemeye basliyorum!


Ask da benzer sekilde tarafimdan hevesle beklendi, yenilip yutuldu ve bitti. Hatta oyle bir halet-i ruhiyeyle bezedi ki beni, ben mi bittim kitap mi, karisiverdik...

Ne zamandir Elif’in boyle bir roman yazmasini bekliyordum. Elif’in ilk kitabi olan ve 1998 yılında Mevlana Odulu’nu alan Pinhan’da, Pinhan’in, ‘gonlun nereyi gosterirse o yone git’ diyen Durribaba’nın turbesine girisini, turbede gecen uzun yillar icinde içindeki ikinci cinsiyeti farketmesini, kendini arayisi icerisinde Istanbul’a gidisini, varligi gibi iki yonlu bir mahallede kendini bulusunu, Pinhan’in dervislige yolculugunu anlatmisti. Pinhan’da bas gerceklik olarak yer alan mistisizm, cinler, beddualar, ugur ve ugursuzlukla suslu hikaye, gizliden Elif’in de mistik yonune dair emareler gostermis, bu emareler de nar bereketiyle acilip sacilan asure tabiatli baska bir muhtesem yapiti Baba ve Pic’teki Banu Teyze karakterinin, iki omzunda oturan kotu cin Agulu Bey ile iyi cin Sekerserbet Hanim’la olan oykulerinde apacik kesinlesmisti.

Cinler Siyah Sut’deki taze lohusayi da sarip sarmalarken, Elif’in “Icinden Sesler Korosu” ile tanistik. “Unutulmak icin yazilmis” olan otobiyografik romaninda Elif Safak, karakter ozelliklerini betimleyen, toplamda bir butun olarak Elif’i olusturan parmak kadinlari, Pratik Akil Hanim, Sinik Entel Hanim, Anaç Sutlaç Hanim, Can Dervis Hanim, Hirs Nefs Hanim’i tanitmisti bize. Hepsini ayri severek okusam da, Can Dervis Hanim’a ozel dikkat gostermis, koronun icindeki varligini, Elif’in kendisini yuzu tasavvufa donuk bir romana gizliden ve yavas yavas hazirlamasina yormustum. Yanilmamisim.

Can Dervis Hanim yeni kitabinda da ASK’i bag yapmis, etrafina farkli hikayeler ilmeklemis. Populer tabiriyle roman icinde roman, benim nezdimde roman icinde dunya devran! Aslinda Mevlana ile Sems- i Tebrizi’yi anlatmiyor, Ella ile Aziz’i de...Kerra’nin Mevlana ozlemini, Alaaddin’in Kimya hasretini, Sems’in Kimya’ya kayitsizligini anlatmiyor. Bagdat’i, Konya’yi, Boston’u da anlatmiyor. Hepsinin ozunu, bagini, baglacini anlatiyor, oncesi ve sonrasiyla...ahhh Min-el Ask! (ask’tan bu yana...)


Aynen Sems’in “Gonlu Genis ve Ruhu Gezgin Sufi Mesreplilerin 40 Kurali” nin kirkincisi gibi;
"Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım mecazi mi, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani mi diye sorma! Ayrımlar ayrımları doğurur. AŞK’ ın ise hiçbir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.Belli başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde, ya da dışındasındır, hasretinde."

Bence tum kurallar icinde en guzeli bu! Kitabi cok guzel ozetliyor...Aynen kuraldaki gibi kitabin butununde de, ask dunyevi/ilahi ayrimlari yapilmadan, basli basina bir dunya olarak anlatiliyor. Tasavvuf felsefesinde nasil icice gecmisse ask’a dair ne varsa, (“yaradilani sev yaradandan oturu”), kitapta da hicbir ayrim verilmeden anlatilmis.

ASK oyle bir duygu ki, yargisiz, katiksiz, pur-i pak bir kalple, tam ortasinda oldugun zaman yasanabiliyor ancak! Sag elini yukari, sol elini asagi bakacak sekilde acmis, yuzunu sekiz yone birden vermis, basini hafifce yana egmis bir dervisin semasi gibi ask da, kabullenisin ta kendisi olunca guzel!
Bundan tam 1 yil onceydi. Ben ASK’a dustum. O gunden beri her gun, sukranla Allah’a dua edip, her gun de daha cok seviyorum. Bundan tam 1 yil onceydi, uzakligi goze aldim. Uzakligi goze alacak kadar sevmekmis meger, vuslatin yolu. O gunden beri her gun, gorduklerime bir de gonul gozuyle bakiyorum.

“Gorunenle yetinirsen eğer sadece tırtılı bilirsin. Çirkindir ya tırtıl, gonlunu çelmez. Gorunenin otesine geçmek istersen eğer, aradan ortuyu kaldırıp da gonul gozu ile bakarsan, kelebeği bulursun karşında. Guzeldir ya kelebek, gonlun ona akar. Lakin gonul gozunle gorursen eğer, kelebeğe değil tırtıla sevdalanırsın.”
(Pinhan’dan)

6 yorum:

  1. yine dokturmussun:)

    hemen alıyorum ben de bugun ASK'ı!

    YanıtlaSil
  2. Cok tesekkur ederim :)
    Ben de hemen My Rythm Soul'u kesfe cikiyorum!

    YanıtlaSil
  3. Eliza, meslektaş mıyız?
    Ne güzel bir tesadüf!

    Ben kitaba aşık oldum, bitmesin diye iki gündür başka kitaplarla beraber okuyorum. Çok güzel yazmışsın, yeniden sindire sindire okuyacağım yazdıklarını...

    YanıtlaSil
  4. Aslicim, oyle oldu valla! Ay sorma ben de koklaya koklaya okudum :)

    YanıtlaSil
  5. "Hatta oyle bir halet-i ruhiyeyle bezedi ki beni, ben mi bittim kitap mi, karisiverdik..."

    muhteşem bi ifade olmuş Elizammm:)

    YanıtlaSil
  6. :) Sagol Yesum, oyle hissettim tam da...hadi yenisini yazsin!

    YanıtlaSil