3 Mart 2009 Salı

BoBo

Bohemian Bourgeois (bobo) tabiri, ilk duydugumda hem icerdigi ikili bicimle, hem de sozcuk olarak hosuma gitmisti... Biraz detayli bakindikca olayin aslinda gayet sosyo-psikolojik aciklamalar icerdigini ogrendim...
Burjuva bohemlik genel hatlariyla, saglam calisan, iyi para kazanan, iyi bir evde iyi yerler gezerek, bol seyahat ederek yasayan, iyi egitimli, ust-orta sinif sosyo-ekonomik duzeye sahip bir aile/birey kulturune sahip olan, ancak bohem hayatin salas nimetlerini de oymali kakmali piriltili secimlere yeg tutan bir durusa isaret ediyor. Bir sekilde yuppie'ligin hal ve gidisattan icinin bayilip hippie'lige goz kirpmasi, bileskenin de boyle bir sonuc dogurmasi denilebilir...Setustu manzarali cok yuksek bedelli Cihangir evlerinin havuzlu Ulus sitelerine tercih edilmesi gibi lokal yansimalari varken, el yakan Soho/MeatPacking District loftlarinin, ayni paraya tutulabilecek Park Avenue penthouse'larina yeglenmesi gibi New Yorker halleri de mevcuttur...BoBolar son model yepyeni bir porche parasiyla alinan vintage kocaman arabalari kullanabilir, 7-star ultra lux sahil otellerinde yaptiklari tatil kadar, sirt cantali dogal nefes alma tatillerinden de hosnut olabilirler...
Bobo'luga bazen fauxhemian da denildigini okudum. Kisisel olarak, olayin "faux" - fake- diye tanimlanmasinin gereksiz bir negatif anlam yuklemesi yaptigini, "ikisi birden"olmanin, bohemlikle burjuvaliga esit mesafelerle durmanin, secenegi de fuzyonu da bol dunyamizda kandirikciliktan ote mantikli bir secim olabilecegini dusunuyorum.
Gelgelelim, boyle bir trend, sanat ile para cevresinin de daha yakin cevrelerde takilmaya baslamasi, sanat danismanliginin ornegin, dunyanin tum iyi ozel bankacilik kurumlarinda ayri bir dal olarak sunulmaya baslamasi vb gidisatla birlesince, 300-400 yillik eski semtlerin, dunyanin cesitli kozmopolit sehirlerinde yeniden moda olmasini sagladi. Istanbulun Cihangir'ine, Manhattan'in downtown'una, Paris'in St. Germain'ine yakisir bir bolge olarak, 1610'larda gocmen isciler icin kurulan ve gunumuzde en moda/en hip yerlerden biri olan Jordaan da, Amsterdam'in boyle bobo bir bolgesi konumunda...

Kanallari, kiliseleri, sokak pazari, dizayn dukkanlari, 100 yillik cafeleri, sanat galerileriyle harika bir yer! Red Light district, Leidseplein gibi geceleri de cok canli olan coffeeshop'i cilginligi bol bolgelerin aksine, daha sakin, daha muhabbetlik, daha gun isigi kivaminda...
Gecen haftasonu uzun zamandir ilk kez gunesli bir gune uyandik. Cocukluk mevsim derslerinden, ancak degisen kuresel iklimle birlikte ne yazik ki safti kaymis olan "sozde bahar" baslangici Mart ayinin gelisini, Jordaan turuyla senlendirdik! Yetmedi; daha cok ve daha sicakta gezmek/bezmek istiyorum, simdi ailecek hevesle amsterdam kanallarina cemre dusmesini bekliyoruz!

2 yorum:

  1. çok güzel anlatmışsın Elizacığım:)

    YanıtlaSil
  2. Sen de Parisien bi BoBo kadin olmanin tadini cikar Evacim ;)

    YanıtlaSil