80’lerde cocuk olmak konulu epostalar dolasiyordu bir donem...Adile Teyze’nin iyi geceler kuzucuklarim deyisiyle yataga yollandiysaniz, hala koordineli calismak- guc birlestirmek anlaminda Voltran olusturmak tabirini kullaniyorsaniz...vs vs. Cocuklugumuzun unutulmazlarindan biri de Aysegul serisiydi kuskusuz...Henuz Ozal donemi disa acilma devresi yeni basliyordu, biz de ceviri Winnie The Pooh kitaplariyla, cevreye duyarli ahsap Leonardini oyuncaklarla ve tabii gunumuzun bilgi teknolojisiyle tanismamistik. Simdiki indigo kusak kadar imkanlarla degil ama, daha cok saklambac, dansa davet, korebe ve istopla cevriliydi hayatimiz...Bir yandan da Aysegul takibindeydik. Aysegul kampta, bahcede, tatilde...yemek yapiyor, bebek bakiyor, parka gidiyor...Nedense hala, 40 programi birden sigdirdigim haftasonlari, tatiller ya da kacamaklar sonrasi, yaptiklarimi aileme ya da arkadaslara anlatirken kendimi sosyal bocek Aysegul gibi hissederim! Haftasonu da boyle Aysegul kivaminda gecti.Haftalardan sonra ilk kez Amsterdam’da hava oldukca sicak ve gunesliydi. Cumartesi gunu balkonumuza yeni aldigimiz sezlonglarda serilmek suretiyle kitap okuduk. Gecen gun yazdigim Mehmet’ten sonra bugunlerde de Ahmet Umit’in Beyoglu Rapsodisi’ni okuyorum. Akici, heyecanli ve Pera tarihine iliskin bir bilgi hazinesi olmasi acisindan cok guzel bir kitap...(Kitap bittikten sonra edit: Ben boyle manyak twist gormedim agzim acik kalakaldim yahu!!!)
Ardindan spora gittik. Bugunlerde bizim Fit4Free’de Zumba dersleri basladi. Yeni fitness trendi bu Zumba’ymis meger..Salsa-merengue-rock’n roll ve afrika kabile danslari karisimi kombinasyonlarla dans ediyor ve 1 saatte cilginca yorulmus oluyorsunuz. Benim dans manyagi bunyeme makineyle calismaktan cok daha keyifli geliyor...Her hafta yaklasik ayni kisiler derse geldigi icin de, yaklasik 160 kiloluk feci obez, ama guleryuzlu ve cok tatli Venezuela’li kizin kivrak ezgilerle sanki Safinaz vucutluymuscasina dans edisine, 60larindaki kisacik sacli Hollandali teyzenin inatla adimlari takip etme ve karistirinca kendi kendine cok eglenme hallerine, hocamiz Alvaro’nun en yoruldugumuz anlarda Zumbaaaa diye ciglik atarak herkese gaz verisine asina olmaya basliyor ve daha da cok egleniyorum!
Aksamustu yorgunluk attiktan sonra tatli H., beni goturmek icin iyi havalari bekledigi surpriz bir program oldugunu soyledi ve bir yerlere rezervasyon yapti. Ouderkerk aan de Amstel diye minik bir kasabaya gittik. Amstel nehri kiyisindaki kucuk bir sayfiye yeri olan kasabada boyle Kemer Country tadinda gol kenari evler, muhtesem peyzajli bahceler ve su kenarinda siralanmis guzel café ve barlar vardi. Biz de biraz dolastiktan sonra Restaurant Deurtje’ye gittik. Ismi kucuk kapi/kapicik anlamina gelen bu tatli mekanin arka bahcesi, cepecevre mis kokulu yaseminler, tum masalarin ustundeki minyatur mandalin agaclari ve ortadaki incir agaciyla o aksamlik Amsterdam’da degil, Alacati’daymisiz hissi yaratti. Gercekten de bahce gecen yaz gidip harika vakit gecirdigimiz Alacati Ya-Ya ile Su’dan Cafe’ye muthis benziyordu. Biz de muhabbet, sarap derken, kari koca eve oldukca sarhos ve cok mutlu donduk!
Dun de yine havanin piril piril oldugunu gorunce, battaniyelerimizi, uzum-sarap-peynir vazgecilmezini, kitaplarimizi alip kendimizi Vondelpark’a attik. Saatlerce guneslendik, etraftaki deli kalabaligi izledik, kanli Scrabble cekismeleri yaptik ve inanir misiniz, bronzlastik! 

Bugun de haftaya gucunu reset etmis bir Energizer tavsani olarak baslarken, islerimi toparliyor, Turkiye’den arkadasima ismarladigim kutur kutur yesil erikleri tuzlayarak yiyor ve sevgili ailemin Girne’den mubadeleyle gelmis tatlilarinin ogretisiyle her yil mevsimlik bir meyveyi ilk kez yedigimizde gulerek dedigimiz gibi, Cetuhron (seneye de saglikla, keyifle yiyelim anlaminda) diyorum! Yazi icin gorsel bakarken de, bizim 40 yillik Aysegul’un orijinal adinin Martine oldugunu, karakterin 1954’de Belcikali Marcel Marlier tarafindan yaratildigini ogreniyor ve bu bilgiyi Merkez Bankasi enflasyon beklentisi anketinden cok daha ilgi cekici buluyorum!
Iyi haftalar kuzucuklarim!
Iyi haftalar kuzucuklarim!

"Cetuhron (seneye de saglikla, keyifle yiyelim anlaminda)" nun annemin kullandığı hali:
YanıtlaSilTurfandayı tattım,
Her derdi arkama attım.
Hahaha (burada gülüyorsun :))
Super super :)
YanıtlaSilTurfanda diye bir kavram varmis eskiden...domatesin kabagin bile bir mevsimi...hormon mormon, cok sukur her daim cogu sebze meyveyi buluyoruz. Ama yine de boyle minik gelenekler icini isitiyo insanin!
ahmet ümit düşkünü olmasam da beyoğlu rapsodisi içimde bir istanbul canavarı uyanmasına sebebp olmuştu.
YanıtlaSilo kitabı elime alıp beyoğlunu karış karış gezesim, bahsi geçen her mekana da giresim gelmişti.
olmadı tabi de, bir gün olursa semt-şehir rehberi niyetine o kitabı kullanacağım kesin.
Ben de aynen boyle hissettim...Mekanlarin buyuk kismini biliyordum gerci ama, bazilarini hic duymamistim..kendimi beyogluna vurasim geldi!
YanıtlaSil