
Gelgelelim, azcik da bunalik oldugum bir donemdi...tam boyle icli disli bahar temizligi oncesi, H. oncesi, Allahim 30’a yaklastim hayat nereye gidiyor bunalmalari sirasi, “bana bi dondurma getirr, bol kakao az Prozac'li olsun” zamanlari...Beni taniyanlar iyi bilir, genel durusuma hayata bakisima laylaytralayy pollyanna’lanmalarima hic gitmeyen bir acaip depresyon donemi...Disari cikmaktan pek hazzetmedigim, evde vakit gecirmenin tavan yaptigi bir donem. Ama oyle duvarlara baka baka oturmak da bi yere kadar, bir seylere sardirmam lazim derken, o zaman evcigimin bulundugu Acarkent’in pek sevdigim DVD’cisine ugradim, yeni dizi ne var boyle uzun uzun dedim, ki adam beni iyi tanimisti cunku seri seri Alias’i, The O.C.yi, Brothers & Sisters’i, NipTuck’i izlemistim. Sen Lost izlemiyorsun di mi dedi, evet dedim, kaslarini boooyle kaldirdi hemen baslamalisin dedi, mucadele etmiyim, alir, bayilirsam geri getiririm issiz ada muhabbetinden dedim, ilk sezonu aldim ciktim. Bunlar oldugunda Cuma aksami is cikisi saatiydi, ve 2. sezonu Pazartesi aksami kiraladim! Evet sevgili blog, 1 sezon 1 haftasonunda bitti. Demektir ki gunde en az 9 saat Lost izledim. Haftaici yogun calistigim icin ayni performansi gosteremesem de, sonraki haftasonlari o sirada yanimdaki varligi ve destegini omur boyu unutmiycagim kuzimin de yan koltuktaki tatli varligiyla (ki kendisi zaten ilk 3 sezonu zamaninda hatmetmisti, benim yanimda hepsini bastan seyretmekteydi), birkac haftasonunu boyle gecirdim. Tam 3 sezon 3 haftada bitti, ki zaten 4. sezon da Subat 2008’de gosterilmeye baslandi.
Yari gercek yari masal gibi gecen bir yolculuk sonrasi, sapkacidan aldigi dersleri de cay sofrasindan kalkarken yanina alan Alice gibi, baharla birlikte mahmur uyandim. Depresyon madem geldi, hosgeldi diye surecin verdiklerini hediye gibi sukranla kabullendim, kendi zaman-mekan sorgulamalarimin tumunu dizi aralarina yedirdim, bol bol uyuyup cok cok aglama ve bir suru yemek yeme donemini geride biraktim, ve pur-i pak Eliza olarak o donemi kapattim. Tanriya sukur ondan sonraki 1 yil da sanki bedeli onceden odenmis, sorgusu coktan yapilmis muthis bir ferahlik, ice bakisin olumlu sonuclarini hayatima yansitabildigim bir guzel cicek acma donemi olarak harika gelismelerle gecti; hala da geciyor...Terapiden geriye kalan daha buyumus, daha sakinlesmis, belki biraz daha take it easy’ci bir ben oldum, ve bir de Lost bagliligim...
Bunca uzun anlatisim ada’min ortamini tam verme kaygisindan yollu...Diyecegim o ki, kendi icindeki onlarca oyku, ardindaki teoriler, bilim-inanc karsitligi, mistisizm, heyecan, korku ve mizahla birlikte Lost’u da, cok yogun, cok konsantre, cok derin bir sekilde izleme firsati bulmus oldum. EksiSozluk’teki 375 sayfayi askin yorumlari bolumlerden sonra okumama, bunca dikkatli izlememe, zaman atlamalari, gizli oykuler, garip baglantilar, Valenzetti numaralarina kafa yormama, kuzi ve izleyen dostlarla yapilan Lost sohbetlerine ragmen, bu kadar ayri parcayi harmanlayan bu muthis dizide, ardindaki felsefe ve icindeki gondermeler acisindan taslari tam yerine oturtan ise yeni bitirdigim bir kitap oldu.

Blog’undaki cok cok guzel film yazilari, web sitesindeki populer kulturle ilgili yuzlerce konuda kaleme alinmis cok iyi makaleler ve Lost notlariyla tanima firsati buldugum, ardindan da bir suru ortak arkadasimiz oldugunu fark ettigim Emrah Guler’in, Dogan Yayinlari’ndan yeni cikan kitabini kuzi gelirken Amsterdam’a siparis ettim ve dun aksam bitirdim...
Ismine yakisir bir sekilde diziyi izlerken basucunuzda bulunmasi pek iyi olacak karakter analizleri ve bolum ozetleri bir yana dursun; Lost Kitap Klubu bolumundeki edebiyat gondermeleriyle ilgili analiz ve yorumlar, dizi mitolojileriyle ilgili aciklamalar, 4 sezon boyunca gozden kacmis olabilecek ama dizi sonu icin onem teskil eden noktalar, hem tam 5. sezon finali oncesi beni hazirladi, hem de dizinin yaratici ekibiyle Lost harmanina saygim kat be kat artti. Bu haftasonu 5. sezon bitip de 6. yi beklemeye baslamamizla birlikte Emrah’in kitabin yeni bir bolumu gibi bu sezonla ilgili de yazmasini diliyor ve eline, etkileyici pop-kultur birikimine, yuregine saglik diyorum...

Lost'a ben de geçen yaz aynı senin düşüncelerinle geç de olsa başladım ve rüyalarımda orman görmeye başladığımda o ana kadar çekilen tüm bölümleri bitirmiştim. Bu kitabı henüz almadım. Hemen aliiciiim ama :)
YanıtlaSilHemen al, diziye tamamen farkli bir aciyla bakmaya basliycaksin...
YanıtlaSilSevgili Eliza,
YanıtlaSilBen de son iki sezonu baska bir Mademoiselle Coco'yla basbasa izledim. Kendisi Lost hayrani köpegim, en seksi buldugu karakter de Vincent..
Kitap hakkindaki övgü dolu sözlerin eminim yazarin çok hosuna giderdi ve 'Ben neymisim be! Avrupa'nin öbür ucunda bile okunuyormusum' derdi..
5. sezonla ilgili ayrintili yazilarin çok yakinda yazarin blogunda sayfa sayfa çikacagini duydum. Duyduguma göre senin gazin da etkili olmus..
Hepimize yarin için iyi finaller.. Görelim su 'incident'i bakalim..
Sevgili Popdater,
YanıtlaSilEliza da yazarin bloguna yazdigi yorumlari pek sevmis, duydum :)
Saka maka Emrahcim yazmaya devam, takipteyiz :)
Incident bizi bekler evett!