Peanuts’a oldum olasi bayilirim. 1950’den 2000’e dek yayinlanmis bu seri naiftir, komiktir, nostaljiktir, cocukluktur, sicaktir...
Karakterlerin hepsine de ayri ayri hastayimdir. Sadece Snoopy’e bayilmam ustelik; yaciiiikkk Charlie Brown, bilgic Lucy, Lucy’nin security blanket’ini elinden birakmayan komik kardesi Linus, saftorik Peppermint Patty ve Charlie’nin kokosh kardesi Sally de candir...Ama en cok, en cok da Woodstock! Dilini tek anlayabilen Snoopy’nin kankasi kucuk kus.
Bu minik, 1960lardan 1970lere kadar seride isimsiz olarak gorunmus ama 1970de ilk kez soylenen Woodstock isminin efsanevi bir festivale gonderme oldugunu yaraticisi Charles Schulz roportajlarinda ifade etmis. Zaten asil konumuz da bu efsanevi festival ama, benim aklima iflah olmaz bir Peanuts sever olarak Woodstock dendiginde once cikcik geldiginden, girisi onunla yapayim istedim. Bu minvalde birbirinden bagimsiz sandigim isimlerin de birebir alinti oldugunu ogrenmis oldum, ne iyi oldu. (Iyi ki varsin Blog!)
Gelgelelim, dun H. ile sinemada Taking Woodstock’u izledik. Uzerine yuzlerce yazi yazilmis, dokumanter filmler cekilmis efsane Woodstock 1969 festivalinin 40. yilina denk getirilen bu versiyon Ang Lee imzali ve gercek oykuyle karakterlere oldukca sadik kalinmis. Festivalin hazirlik surecini gosteren kisimlar daha yavas ve zaman zaman bunaltici, ama festival goruntuleri de bir harika! Festivalin White Lake’de duzenlenmesini saglayan Elliot’un, festival sirasinda hippie bir ciftle karavanlarinda asit aldigi bir sahne var ki, renklerin ve sekillerin ruyasal kullanimi acisindan Ang Lee’ye hayran biraktirdi. Cannes’da goz kirptigi Altin Palmiye yaninda benden de “en iyi high olma sahnesi ceken yonetmen” odulunu kapti, ugurlar olsun!
Filmde, hic degilse en sonunda, gercek festivalden de birkac goruntu, azcik Hendrix sesi almak istedi deli gonul ama, yonetmen uygun gormemis sanirim...Intro'yu cok uzun tutmus da, festivale biraz daha egilebilirmis sanki...Tamam, Woodstock diil, Taking Woodstock ama olsun!
Velhasil, kaybolmayasi, onca baski gormeyesi, guzel ve kutsal amaclarina daha cok ulasasi, savasmayip sevismeye cagiran guzel sesi daha uzun yillar dinlenesi Flower Power’i guzel anlatiyor. Armstrong ayda yurur, Vietnam’da savas surer, baskan tum tepkileri cekerken ulkenin bas gundemi haline gelen yuzbinlerin katildigi bu buyuk muzik, baris ve ozgur seks olayina yakindan bakiyor.
Konuyla ilgili, Roll Dergisi'nden cok guzel bir dille alintilanmis harika bilgiler iceren bir site icin burdan buyrun, filmi de mumkunse gorun derim. Ciao!



Çok merak ediyordum filmi, simdi daha da merak ediyorum.. Ilginç bi rastlanti, su anda üstümde Woodstock resmi olan bi t-shirt var (Snoopy'nin kankasi olan)..
YanıtlaSilBu arada, Woodstock & Snoopy'nin devamli kafalari iyi gibi degil mi?
Emrahcim, long time no see derken, woodstock'la bulustuk, sevindim :)
YanıtlaSilHakkaten sanki onlar da festivalin bagrindan kopup gelmis bir mutlu salaklik icindedir hep!
Filmi çok merak ettim. Snoopy tek adamımdır :)
YanıtlaSilgormedim daha...
YanıtlaSilhttp://meridyens.blogspot.com/2009/08/woodstock-40-yasnda.html
boş zamanında bakarsın...
Okudum simdi. Ne etkileyici! Ben Ankara'li olmaya ragmen takvim farkindan kacirmisim fan club gunlerini :) 1988 festival anilari muthismis!
YanıtlaSilfilmi ben de cok merak ediyorum. ve hep, keske diyorum. 1969da 20 yasinda olaydim.
YanıtlaSilFakecigim ben de oyle...bi zaman makinesiyle 2 gun bi yere gidebilsem kuvvetli seceneklerden biri woodstock olurdu :)
YanıtlaSil