30 Ekim 2009 Cuma

Pasta e Basta

Pata Negra yazisinin hemen ustune bu gelince yuhh gozun doysun demeyiniz rica ediciim. Canimin kosesi kuzim 29 Ekim tatili icin yanimda, gezme-yeme-icme turlarimiz suruyor. Dun onu, uzun zamandir merak edip de bir turlu gidememis oldugum bir mekana, Pasta e Basta ’ya goturdum.



Keizersgracht ile Herengracht arasindaki minnak bir ara sokakta ciceklerin arasina gizlenmis minicik bir kapidan iceri girdik. Giriste Godfather’larin en muhtesemi Brando’nun smokinli resminin bizi karsilamasiyla sihir basladi.
Kirmizi koltuklarla dosenmis, tavanlarda venedik maskelerinin asili oldugu, kadife perdeli bir sicak mekan…Kosedeki kuyruklu piyanonun kapaginin altina muhtesem bir anti-pasti bufesi hazirlanmis. Masaya gelen yemek ve sarap menuleri eprimis, yasanmislik kokan muzik kitaplarinin ic kapagina konulmus. Chianti’mizi, anti-pasti bufesinden lezzetli baslangiclarimizi, makarnalarinizi soyledik, muhabbete basladik ki bufe-piyanonun koltuguna bos zamanlarinda muzik calan Noel Baba tipli, sakalli, tonton guluslu bir amca oturdu. Etrafta servis yapan tum garsonlar, sirayla mikrofonu alip sarki soylemeye basladilar, ellerinde tabaklar, onlerinde onluklerle…Sting’den Sinatra’ya, oradan operaya…Hepsi harika, bazilarinin sesiyse iyice inanilmaz, ufak tefek bir kiz barin ardindan cikip mikrofonsuz olarak bir Puccini aryalari soyledi ki, restaurant alkislardan yikildi. Bu kadar ozel, bu kadar tatli bir konsepti hayatimda ilk defa yasadim. Damarlarimda bolca kirmizi sarap, onumde Italyan lezzetleri, karsimda kizkardesim…harikaydi!
 
Bize servis yapan, Allah bos zamaninda ozenmis de yaratmis tipli guleryuzlu garsonumuzun ismi de Bier cikinca, bir de bizim Bier super bir sesle west side story’den olaya girince, sarapla da geyik potansiyeli artmis bunyeler bos vitese gecti! En son kuzi Bier’e bakip “mmm, kopuguyle filan” diye dudak buze buze kafasini sallayinca ben gulmekten az daha sandalyeden dusuyodum!

Sehri avcunun ici gibi bilen Higgins’im bir yildir beni buraya getirmediyse ya mekan onun isik sever bunyesi icin fazla karanlik gelmistir ondan sevmemistir, ki hakkaten oldukca lostu, ya da ex’iyle filan gelmistir onceden, o yuzden Eliza’sini getiresi olmamistir. Her neyse canin sagolsun askim, bize gittigimiz her yer, sokaktaki bufe bile en romantik mekan zaten…Ama burasi da yikiliyoooo!

18 yorum:

  1. kıskanmak, kıskanmak, çok kıskanmak. Hemde güzel garson. Daha da kıskanmak. Biz de burdan elin çirkin denyolarına kalalım. Kıskanmaktan ölmek.

    YanıtlaSil
  2. Noracik noracik, kiskanma geeel!

    YanıtlaSil
  3. Elizacıııııım ahh keşkeeem ah keşkeeemmm :)

    YanıtlaSil
  4. Eliza belki Allahın boş vaktinde yarattığı billur sesli Bier'ler görüş mesafesinde olmasın diye Higgins bu mekanı es geçmiştir, ne dersin?
    :)

    YanıtlaSil
  5. Banyosuyu, hakli olabilirsin! Ama bilir H., 28 Bier kolkola girip kanon yapsa yine gozumde en bakilasi adam kendisii :)

    YanıtlaSil
  6. bi restaurant bu kadar mi guzel anlatilir? yeni kesfettim blogunuzu, bi amsterdamer olarak tavsiyeler cok dikkatimi cekiyor. en kisa zamanda gidicem pasta e basta'ya :)

    YanıtlaSil
  7. Ben de diyorum bu Mademo neden epeydir yazmıyor.Demek köpüklü Bier'lerle meşgulmüş.:}

    YanıtlaSil
  8. Duygu;
    Cok tesekkur ederim, hosgeldiniz, her zaman beklerim :) Bir Amsterdamer olarak IAmSterdam etiketlilere bi goz atin isterseniz ;)

    Griffith;
    Birkac gundur mesguliyet eglenceden ibaret, evet ;)

    YanıtlaSil
  9. Elizaaa..ben de geliyorum, hemen adresini ver..ya da meydanda bulusalım aksam 7 de::))))

    YanıtlaSil
  10. Olur kuzum, saat kulesinin altinda ;)

    YanıtlaSil
  11. edepsizler!!! diyesim geliyor, salyalarım yere akmakta (bierlerle işim olmaz yannış anlaşılmasın aman diim)
    pis özendim, yalan yok.

    YanıtlaSil
  12. Muhallebi suratlı pembe lokumcum,
    Tanrım içinize sindirsin, ne diyeyim!..
    .. Bak şimdi, az önce Higgins ve bro ile, bende muhabbetteydik.. "Canavar kaynanam acil dedikodu yapmış" demez nasılsa tatlı oğluşum; söylüyorum. Bu yazını da daha okumamıştı; ben söz edince, "O restoran fareli, karımı götürmedim o yüzden" dedi. Ben sizin şu adını unuttuğum TheatreHall için verdiğim tepkinin aynısını verdim, cool cool. "Ne var yani, fareler gelip ayağınızı yemez nasılsa. Ben gelince isterim, ona göre"... "Yemezler anniş ama ya yemeklerin üstünde geziniyorlarsa.. cık cık cık" dedi ve bendeniz obsesifin tüm cool'luğunu bi anda yerle bir etti:-))))))))
    .. Yine de toparlandım aslanlar gibi ama; "O.K şekerim, biz de yemeğe değil, drinke gideriz!.."
    .. Ayyy bu da bu akşamki geyik notum olsun!
    Seni, Coco'mu pek pek çok ve sıkı sıkı öperimmm... Oğluşumla da sağlıkla kavuşun birtanem.

    YanıtlaSil
  13. Uykusuz'un yazdiklarinin altina imzami atarim diyip imza atacaktim ama olmadi :)

    Bunlarin hicbirini tek tek getirseler sevmem, begenmem, dinlemem, gormem, duymam! Ama bu nasi bi anlati yahu.
    Bosa aldim vitesi valla ve hepsini birden canim istedi (bier haric:)

    YanıtlaSil
  14. Aman aman... Yokluğumda kulaklarım da çınlatılmış!

    Eliza, inanamayacağın bi şey: "The End" dönüş uçağında babasının yanında kuzu kuzu, arkamda oturuyordu, ilk bir saat kendi kendime kahkahalarla güldüm. :)))

    Cheers canım, köpüğüyle...

    YanıtlaSil
  15. Neee, Turk muymus o?! Heheheheheh

    YanıtlaSil
  16. şiiişşşt gizli gizli mesaj yok mirim, biz de bilelim

    YanıtlaSil
  17. eee eliza simdi burasi fareli miymis? bu aksam gitmek istiyordum ama yaa fareler? yoksa "burasi amsterdam zaten her yerde fare var" mi diyecegiz? :)))

    YanıtlaSil
  18. Duygu;
    Ben "burası amsterdam, fareden kacıs yok. Keyfimize bakalım" modundayım 1 yıldır..Yoksa Tucshinskide film izlemeden, cafelerde takılmadan, A'Dam tamam olmaz ki! Afiyet olsun :)

    YanıtlaSil