9 Kasım 2009 Pazartesi

Amsterdam, Ik Hou Van Jou!

Cok keyifli gecen dopdolu bir haftasonunu, “New York I Love You” ile tamamladik. 11 yonetmenin kisa filmlerinin harmanindan olusan, cok guzel de vakit gecirten bir film. Yonetmenlerden birinin Fatih Akin, onun filmi China Town’un basrol oyuncusunun her dem harika Ugur Yucel, bu oykunun de filmin en guzellerinden biri olmasi, balli kaymak tatlisi kivami yakalatiyor. Ustune kac harika film cekerse ceksin, gonlumun Mathilda’si olarak kalacak guzel kadin Natalie Portman, filmin hem oyuncusu, hem de kendisinin oynamadigi ve en tatli hikayelerden biri olan yegane onyargi konulu kismin da yonetmeni. Robin Wright Penn, James Caan, Julie Christie, Christina Ricci, Bradley Cooper, Andy Garcia, Rachel Bilson, Ethan Hawk ve daha bircok muthis isim bir arada...New York’u basrole oturtmak konusundaysa filmin cok tatminkar oldugu soylenemez. Zira zaten tum Amerikan klise chick-flicklerinin bir noktasinda illa ki sokusturulan NYC skyline view ile ucundan biraz Central Park burada da bolca var. Ancak cok daha derinlikli olacagini umdugum filmde aksine, mahallelerin ruhlari, China Town kismi disinda, cok ustunkoru gecilmis gibi...Bu noktada arada acip acip eski bolumlerini izledigim Sex and The City, beni daha mutlu edebiliyor.


Yapimci ekibin bundan onceki benzer duragi “Je T’Aime Paris”, icice gecmeden birbirini takip eden kisa filmleri ve planlandigi gibi tum kisa oykulerde Paris’in farkli bir bolgesini basrole koymasi ile daha guzeldi bence. Bu konseptle muhtesem olacagini dusundugum “Istanbul Seni Seviyorum” ise gercekten bir proje boyutunda midir yoksa topluca bir gaza gelme eylemi midir gorecegiz. Ne olursa olsun bu son film, ozlenen New York’a itfahen agizlara caldigi birkac parmak bal ile hem cok iyi geldi, hem de bunyemde muthis bir New York ozlemini deprestirdi.

Benim NY ile ask hikayem, 2000-2002 takvimlerini kapsayan ama bana 2 degil 5 yil gibi gelen, okulumun ve evimin bulundugu Upper West Side alanlarinda merkezlesse de kapsami cok daha genis bir guzel oykuydu. Tum mevsimleriyle Central Park, Greenwich Village, Soho, Chelsea, Upper East, bir donem staj icin de her gun gidip geldigim ve 11 Eylul kabusunu tam icinde yasadigim Financial District, East Village, Bryant Park, China Town, Little Italy, Brooklyn’de Williamsburg ve Prospect Park, az otede Jersey, birkac haftasonu Hamptons derken, NY benim icin her zaman en sevilecek sehirlerden biri oldu.

Times Square deyince aklima devasa billboard’lardan ziyade 42 ile Broadway kosesindeki, baliketi melez guzel Teena’nin ucuza ve cok guzel sac kestigi kuafor; Lincoln Center deyince operadan ziyade okulum, mezuniyet torenim; 57.cadde deyince boydan boya alisveris yerine evim, keyiflerim, 1001 tane yasanmislik, 49. kattaki studyo dairemden gorunen, tadina doyulmaz Hudson River sunset manzarasi geliyor. Yuzlerce mekanda yuzlerce zamani dusundukce cok uluslararasi cok farkli ortamlar, ya da Turk komunitesinin dibine vurdugumuz zamanlar geliyor.

Tek cocuk, ilk torun, kosa kosa okumaktan dolayi 20 yasinda bitirilmis universite sonrasi, ne kadar olgun olsa da hala minik ve korunakli ortamindan yeni cikmis kucuk Eliza’nin, anne ve babasiyla NY’a ilk gittikleri gunun sabahinda, otelin camindan disari bakarken kapildigi dehseti, bunu kendisini bir hafta sonra birakip donecek ve zaten kaygili anneyle babaya yansitmamaya calisma cabasini nasil dun gibi hatirliyorum. Ardindan alismayi, secilmis yalnizliklarin ne harika keyifler icerdigini once burnu sizlaya sizlaya, sonra bagimlilik yapa yapa ogrenmeyi, tek basina ayakta durabilmenin insana kazandirdigi muthis gucu ve kabul edelim, biraz da bencillesmeyi, orada kurulan ve bugun hala devam eden inanilmaz saglam dostluklari da...New York’u birakirken hissettigim aciyi da dun gibi berraklikla hatirliyorum.
New York, I Love You. I really do!





Aradan neredeyse 7.5 yil gecti. Ne sehirler sevdim, zaten hep varlar!
Istanbul yuvam oldu, Ankara cocuklugum, NY hep benim kaldi, Bodrum yaz kalem, hayat elverdigince tatillerim, devr-i alem...
Simdiyse yasantimin merkezinde 1 yila yakindir Amsterdam var. Buradaki hayatimi zaten duzenli anlatiyorum, huzurumla, eglencemle, arada gundelik dertlerimle, duzenimle, isimle, evimle, en onemlisi ilk defa askla cogaltarak yasadigim keyiflerimle, yeni askim Amsterdam. Yolumuz acik olsun!

20 yorum:

  1. Ankara, Istanbul, New York, Amsterdam... Seninde isin zormus hakikaten :). Gelsede bu film bizde gitsek. MK.

    YanıtlaSil
  2. NY ve Istanbul`dan sonra Amsterdam biraz zor geliyor insana. Higgins, is ve diger arkadasliklar bence orayi guzel kilan. soguk ve gunessizlige alismaya calismak da cabasi.
    Sen kaloriferi 24 derecede tutmaya devam et :)

    YanıtlaSil
  3. Je T’Aime Paris, matmazelin önerisiydi, nasıl olduysa kaçırmışım. Çok filme gittiğimden değil, bu tip fimleri bi şekilde seyretmişimdir hep. Şimdi NY u da seyretmek lazım, belki internette vardır indirim.
    İzmir-İstanbul İzmir, insan hayatı ne garip, Lisede İstanbuldan dönerken "bir daha bu şehire adım atmam " demiştim, sonra çok sevdim. Hevesle İzmire geldim hüsran oldu. Şimdi İstanbula dönmek istesem, bu sefer de İzmiri bırakamam. Herhalde nerde huzurluysan orası yuvan oluyor.

    YanıtlaSil
  4. MK;
    Nerdesiniz bilmiyorum ama gelince gidin evet :)

    Insider;
    24 derece tam kararinda :)

    Uykusuz;
    Ozellikle senlik 2 film de..cok uzun konsantrasyonlari sevmeyen, romandansa hikayeyi tercih eden sen, kisa film orgulerini seversin diye dusunuyorum...Henuz internete dusmus mudur bilmem, NY premier bile cok yeni yapildi bildigim kadariyla...
    Evet aynen, onceden de yazmistim galiba, "home is where the heart is" o kesin, ama her home belledigin yerde de parcalarini birakiyorsun mutlaka...

    YanıtlaSil
  5. bu filmi ben de çok merak ediyorum sinemada izlemeyi düşünüyorum dvd'sinin çıkıp da internete düşmesine daha çok var.

    bu filmin içindeki hikayelerden birini de scarlett johanson yönetmiş ama sonra düzenlerken atmışlar o kısmı. nihohahaha. scarlett bi efendi ol ya oyuncu olucaksan oyuncu ol, nedir bu dünyadaki tüm mesleklere kefalleme atlamak?

    amsterdam'daki aşklı hayatını da zevkle takip ediyorum ve bi yandan da higgins'le nası tanıştığınızı nasıl bugünlere geldiğinizi merak ediyorum, belki bigün bi yazında da ondan bahsedersin :)

    YanıtlaSil
  6. "secilmis yalnizliklarin ne harika keyifler icerdigini once burnu sizlaya sizlaya, sonra bagimlilik yapa yapa ogrenmek"!
    şehirlerle yaşadığımız aşklara kaldırıyorum kadehimi, eliza!

    YanıtlaSil
  7. filmi izlemeyi çok istiyordum, böyle güzel bir anlatımla tam kıvamıma geldim :)

    "secilmis yalnizliklarin ne harika keyifler icerdigini once burnu sizlaya sizlaya, sonra bagimlilik yapa yapa ogrenmeyi.."

    cümlesi beni kalbimden vurdu, hislerime tercüman oldu :)

    YanıtlaSil
  8. O kadar şehir gezdim, ama hiçbiri Amsterdam'ın yerini tutmaz. Tabiki birinci tercihim İstanbul ama ikinci hep Amsterdam olacak. Çok şanslısın, eğlenmene bak:)

    YanıtlaSil
  9. Freudcan;
    Izle izle seversin :) Scarlett'e bi giciksin sen biliyorum, ama bence de her isin ucundan tutmasa mis gibi oynuyo zaten!
    Higgins'le oykumuzu soran bekleyen cok kisi var bebeyim ;P insallah aralik 20 civari geliyo ondan bi tane..dirininininnnn coming sooon!! hehe

    DanceofEternity;
    Proost! :)

    Cornflake;
    Sen de Eternity de fark edip sevmissiniz o cumleyi, mutlu oldum, yazinin en ruh hali ozetleyen cumlesiydi benim icin :)

    YanıtlaSil
  10. Hect;
    Yine bekleriz, tesekkurler :)

    YanıtlaSil
  11. Ne güzel anlatmışsın NY hikayeni..Tadı hoşuma gitti.
    Gülşah

    YanıtlaSil
  12. Gulsah;
    Tesekkur ederim afiyet bal seker olsun :)

    YanıtlaSil
  13. Robin Wright Penn benim çocukluk aşkım yaaa.. daha ilkokula gitmeden bu hatuna aşıktım.. akan sular dururmuş.. o derece..

    ama kim ne derse desin je t’aime paris...

    YanıtlaSil
  14. LA;
    Pek guzel hatun gercekten...Sean Penn'le de tam dream cool couple ama kendileri pek boyle dusunmuyo ki bosaniyolar sanirim!!

    YanıtlaSil
  15. bu filmi loonybinde okumustum http://is.gd/4SHVm(senin blogunu da ordaki yorumlarinddan kesfedip sevdim aslinda itiraf:) simdi de sen yazinca iyice merak etmeye basladim. bizim koyumuze de gelsede izlesek. ya da angara seni seviyorum cekse hayirsever bi yonetmen:))

    YanıtlaSil
  16. Rosa;
    Loonybin benim caniminici :) Sen de iyi ki gorup geldiiin! Angaramizi biz seviyoruz en cok bosver :)

    YanıtlaSil
  17. I love Amsterdam projesi onune gelse mekan olarak nereyi secmek isterdin? MK.

    YanıtlaSil
  18. MK;
    Hmmm, guzel soru.
    Eski binalar ve cafelerle cevrili, kocaman agaclarla dolu minik Spui meydaninda cuma gunleri eski kitap pazari oluyor. Etrafta sokak muzisyenlerinin ezgileriyle...Orada bir sahne olurdu benimkisi..

    YanıtlaSil
  19. Amsterdam elbette güzel hata enfes şehirdir, ama ne için güzel şehirdir şeklinde sormak lazımdır. Zira dışarıdan bi haftalığına yapılan ziyaret bu şehri ulaşılmaz bir rüyalar kenti olarak gösterebilir ama açıkçası yaşaması biraz zordur, eğlencelidir ama onun kadar olmasa da hafiften de tehlikelidir...

    Bu yüzden Amsterdam'a yakın olan ve 20-30 dakika uzaklıkta yaşayıp canınız istediğinde bu şehre gitmek sanki bana daha çekici gelmiştir hep. Amersfoort'u seçme nedenim de budur...Orada yaşamak elbette başkadır ama bir Amsterdam faşizmi söz konusu ise orada muhalifimdir. Hollanda'nın bana göre en az Amsterdam kadar güzel şehirleri mevcuttur ki Utrecht bunlardan birisidir örneğin...

    Bu arada bloga ilk kez rastlıyorum...Buralardan Trükçe yazan bir tek ben değilmişim demek ki

    Saygılar efendim

    YanıtlaSil
  20. Flying Dutchman;
    Super isim :) Efteling'deki Flying Dutchman'de de pek eglenmistim!
    Ben de Leiden ve Maastricht'i sevdim cok..ama A'Dam rulezzz!
    Tanısmamıs olmamız ilginc, bilmukabele efendim, hep beklerim, ben de iade-i ziyarete gelecegimdir...

    YanıtlaSil