Cuma esrikliginin tam kıyısında hafif sisli bol dalgalı duran sunucunuz Eliza Doolittle bildiriyor...
Boyle gelmis boyle gider diye bir tabir kullanilmasaydi bir daha...
Takvimde rastgele secip mutlu bir eski gunu, yeniden yasayabilseydik; gunesi bol bir bahceyi yillar sonra ilk kez sularcasina...
Simdi ofiste poffttlemek yerine anneannemin evinde ya da daha sonraki yillar yuvada, o zamanlar degerini hic mi hic bilemedigim ogle uykularina yatiyor olsaydim. Anneannem hadi yavrum der, ben bin tane pazarlik eder, sonra misil misil daliverirdim. Kalkinca un kurabiyesi yapacagimizi, anneannemin benim de hamurlarla gonlumce oynamama izin verecegini bilerek...Yuvada uykudan kalktigimizda biskuvi, puding, kek, borek bir seylerle aksamustu beslenmesi yapip sonra oyuna kosacagimizin guveniyle...
Okuldan gelmis olsaydim, odevim bitmis olsaydi. Baska bir seyle degistirilemez bir rahatlamayla looney tunes, tom&jerry, disney cizgi filmleri izleseydim doya doya...Buz pateni artistik patinaj dunya sampiyonalarini izlemek, cok paylasilan bir buyuk olay olmaya devam etseydi az kanalli hayatlarimizda...
Annem ve babamla bir Ankara gecesine ciksaydim acemi adimlarla. Kimse bizim kadar gulmeseydi ve eglenmeseydi etrafta...Ilk sarabimi, ilk sigarami, dunyanin en guvenli limaninda, yanlarinda deneyeyim ki onlar yokken sacmalamayayim diye tattirsalardi bana. Hayatta ictigim en lezzetli sarabi, cektigim en guzel dumani tatsaydim yanlarinda...Higgins de olsaydi, hayal bu ya...Birbirleriyle gecmislerine hic sahit olmadigi iki kiymetlimi bir defa olsun da birlikte gorup tanisaydi, beni ve ozlemlerimi tanimaya kocaman bir adim daha yaklasarak...
Yanlis anlamasaydi kimse birbirini, kirilmasaydi kolay kolay, alinmasaydi gundelik detaylar arasinda...
Iki hasretlik sevdali gibi akreple yelkovan kovalamasaydi birbirini bu kadar, baharimizda kafamiza beyaz teller, alnimiza ufak cizgiler coreklenmeseydi hemen...
Minik boncuk kardesim yanimda olsaydi simdi ve telefonda ozledim diye titreyen sesi cinlamasaydi kulaklarimda...
Dansa gitmek diye bir konsept olsaydi yasamimizda. Pembe dizilerdeki kulupler gibi, giyinip kusanip dansli yemeklere gitseydik, dugune gider gibi herhangi bir cuma aksaminda...
Usumeseydik global isinmada bu kadar, bosverseydik cocuk gibi ertesi gunu ve atsaydik kendimizi sokaklara...

şu an Eskişehir'in ayazında, eski bir sevdayı birlikte paylaştığımla olmayı isterdim.
YanıtlaSilgeçmişe yüzümüzü her döndüğümüzde bomboş bir hayat buluyoruz kucağımızda sanırsam
Bekriya;
YanıtlaSilCafé ortagim, buraya da hosgeldin oncelikle..
Bombos bir hayat buldugumuza inanmiyorum ben, yine doldurmus oluyoruz sansliysak bosluklari bugunle ama, bugun icin duydugumuz mutlu huzur, gecmise ozlem duymayi yasaklayacak, kimseyi ve hicbir seyi ozlemeyecegiz, ozledigimizi bi cesaret soylersek de, bizim bugun mutsuz oldugumuzu zannedecekler diye islemiyor bence hayat. O kadar yuzeyde yasanmiyor hicbir sey, ve o kadar kapasitesiz degil hafsalamiz, hem bugunu, hem yarini, hem gecmisi olumlu/olumsuz/parcali bulutlu binlerce anistirmayla ayni anda kapsayabiliyor icinde...
Yıllardan beri eklımdan çıkmayan tek bir cümle vardır, I wish that i could turn back the clock, Johnny hates Jazz,
YanıtlaSilhttp://www.youtube.com/watch?v=79ngoxNUGGc
bi de hani ilk aşkı tadarsın eller terler kalbin titrer, şanlıysan 2 kere tadarsın 3 olmaz, onu da yazalım Doolittle hanımcım
Decisions;
YanıtlaSilEn kisa zamanda ilk ask siddetinde olmasa bile titrettirici, hem de oyle gordugunun 5. dakikasi adrenalinle degil, hayatin icinde evrilerek sindire sindire taniya taniya titrettirici bir askli donemin olsun.
Ayrica, Bekriya'ya da dedigim gibi..I do not wish that I could turn back the clock, I just wanna be able to recall the moments I deeply miss and make little journeys to those moments when I need to...Otherwise, thanx God I'm content enough :)
annadım, siz şanslı zümredensiniz ifinim :))
YanıtlaSilYok be canim, sansimiza bin kere sukur o ayri da, benim de sanssizliklarim var. Hepimizin var. Ben sadece optimist zumredenim...
YanıtlaSilnası canlandı çocukluğum birden gözümde anlatamam :) o ödev bitti çizgifilm izleyebilirim hissi! ay hakkaten çok büyük bi rahatlamaydı o. bi de annaneye gidip o bişey pişirirken hamurlarla oynamak!! çok özlemişim :)
YanıtlaSil'Takvimde rastgele secip mutlu bir eski gunu, yeniden yasayabilseydik; gunesi bol bir bahceyi yillar sonra ilk kez sularcasina'
YanıtlaSilNasil yaa, sezen aksu musun sen, filozof musun ya da.. su soguk karanlik cuma aksami icimi buruk bir sevinc kapladi.. bu yazdiklarini hepimiz yasadik, ama bilerek ama anlamadan ve o gunlere aldiiin goturdun beni.. trt'deki buzpaten gosterileri, unkurabiyeleri, tom&jerryler ve anneannelerle sicak muhabbetler kesinlikle bizim neslin unutulmazlari....
ayrica, gecmise her zaman h'yi dahil etme istegin de gozumden kacmiyor ;)opuyorum adasim, eline, bilegine saglik
Bedensel git-gel'ler yaşayamıyorsak bile ruhsal git-gel'lerden ne çok yoruluyoruz değil mi? Sanırm bu gitmek, kalmak, durdurmak ve dönmek, hayatımızın genel bir özeti. Hayat şu an benim için pişmiş bir yemek gibi. Daha önceden yaşananlar, yemek için malzeme toplamayla geçti. Şimdi pişen yemeğin yenmesi dönemindeyiz. Sanırım bu dönemsel aralıkta en kötüsü, yemek atığı haline gelmek olacaktır. (Ya ne kötü bir son yazdım amannn)
YanıtlaSilŞu güzel Cuma akşamı dansa gitmek konsepti deyip aklıma düşürdün ya Eliza, aşkolsun yaaaa, dans etmeye ihtiyacım var, hem de fena halde....
YanıtlaSilYaşanmışlıklar güzel olunca özlem de artıyor sanki.....
Küçüğüm... Çok etkiledi beni yazın. En çok da Bekriya'ya verdiğin yanıt!..
YanıtlaSilŞu yaşıma dek, en ince değişle, öyle çoook "belleksiz" insanla karşılaştım ki! Hep vardı kuşkusuz; ama, giderek, yeni bir "yükselen değer" oldu belleksizlik, adeta. Hatır gönül bilmemek; ortak yaşanmışlıkları, en ufak bir gönül borcu duymadan, anında silebilmek; hatta hiç mi hiç yaşanmamış saymak; ne yapılmış iyilikleri, ne sevgiyle oluşmuş özverileri, bellek kaydına almak; güzellik ve iyilikle anılabilecek, insanın içini ısıtıp, şu "an"a yeni bir ışık, enerji, ve keyif verecek, kişiyi güdüleyecek hoşluklara bile yaşamında yer vermemek, vs. vs...
Bu örneklerim kişilerarası ilişkilere özgü ama, sonuçta, toplumsal unutkanlıklarla da ilişkili tabii.
Aslında bir kültürel tavır biraz da, yurdum vatanım ve vatandaşımda. Giderek de artan oranda dediğim gibi.
Geçmişine, geçmiş yaratılarına, yapıtlarına bile sahip çıkmamış bir kültür ne yazık ki bizimki.
Neden çok etkileniyoruz her kezinde, her hangi bir Avrupa kentini dolaşırken, bir daha düşün. Üstelik, ikinci dünya savaşı bombalamaları geçirmiş olmalarına karşın, o kentler, her bir geçmiş üretimiyle, olduğu gibi ayakta hala... Yıkılmışı bile aynen yeniden yerine koymuşlar. Diğer yandan, geleceklerine de sahip çıkmışlar, tabii. Paris metrosunun 1860'larda planlanıp, başlatıldığını anımsa...
Bunları görünce, kim der İstanbul 900 yıllık dev iki İmparatorluğun başkenti diye?!! Kalanlara bak!
Her neyse.. Kişisel değerler, toplumsal olanlardan etkileniyor; toplumsal değerler, kişisel değerlerle, zamanla da olsa oluşuyor; iç içe...
..
Kısaca, "vefa" duygusunu özünde taşıyan; ve "geçmiş"le, bu günün güzel bir sentezini yapabilen bir yavrum olduğunu görmek, bir kez daha çok mutlandırdı beni.
Hep böyle kal! :-))
Yapmayalım, sevgili Eliza... O mecralara girmeyelim, topu oralara taşımayalım. Hisleniyoruz hepimiz. Hele ki gün içerisinde benim kadar boş vakti olan bir adamsan zaten mütemadiyen "daydreaming" modunda geçmişe yolculuk ediyorsun, iç geçirip, "kıymetini bilemedik mi acaba ya" diye düşünüyorsun. Bir de üstüne sen böyle edebi bir şekilde yazıya dökünce hepten fena oldum.
YanıtlaSilBana bunlarla gelmeyin, ağlarım valla! :)
"İnsan kadife bir hatıradan başka nedir ki? Geçmiş: üstümüzü her gece onunla örttüğümüz..."
YanıtlaSilFreud;
YanıtlaSilArada biraz nostalji, hepimize iyi gelir derim cicim :)
Adasım;
Ozlemisim seni ve yorumlarını...Aynen düşündüğümü, hissettiğimi okuyup keyif aldığın için müthişsin :)
H.yi geçmişe katma çabam tastamam kendime katma çabamdan başka nedir ki aslında? :)
Hayalbemol;
Yapmaa, hiç de kötü bitirmemişsin, ve çok haklısın yine..Ruhsal medcezirler olmadan da pek tekdüze oluyor hava durumumuz değil mi? :)
Pelince;
YanıtlaSilHadi, dansa vur kendini..öyle iyi gelir ki :)Bence de yaşanmışlıklar güzel olunca özlem artıyor tabii, yaşanmışlıklardan da çok, onlar yaşanırkenki kendini özlüyorsun diil mi biraz da?..
Annem;
YanıtlaSilSadece yazımın kendisinden değil, yorumlardan da çıkartmışsın tam ne demek istediğimi...Bendensin ya, sendenim, senden öğrendim ya tabii :)
Toplumsal ve bireysel hafsalasızlık hallerimiz, yeniyi kurmanın tek yolunun eskiyi yıkmak olduğunu sanmalarımız, hepsi aynı kapılara çıkmasaydı keşke...Eskiyle yeninin birlikte varolabileceği mekanlarımız, hayallerimiz, şehirlerimiz, hatıralarımız daha çok olsaydı diil mi?
Yeni takvimlerle barışık ve mutlu yaşarken, eski takvim ve albümlere bakmak kadar anlaşılır, içten, ve basit oysa her şey..
Seni seviyorum.
Eddie;
YanıtlaSilAğlama diyeceğim, ama neden ki, içinden ağlamak gelince özgürce salıvermek ve 5 dakika sonra hiçbir şey olmamışçasına oyuna dönüvermek de değil miydi çocukluğumuzun en keyifli parçası? :)
Dereotundannefretederim;
Komik yazılarının hemen ardından müthiş duyarlı yazı ve yorumlarıyla beni şaşırtmayan, sadece kendisini daha keyifle takip ettiren duyarlı adam. Sen eskiyi yorgan yapıp, yeni içinde mutlu uykulara dalabilen çoğullardansın ne güzel :)
ana kız hayranım size yaa.. bunu önce bi belirteyim istedim..
YanıtlaSildemiştin ya hani "sen de ankarada ailenlesin, şanslısın" diye, kimi sevdiği insanla bi hayat geçiriyor kimi ailesiyle, benim de şansım beni büyüten ve anne dediğim anneannemden 10 dakika uzaklıkta olmam ve küçüklükten beri yediğim unlu kurabiyelerini, portakallı keklerini özlediğim anda "annemmm çaya geliyorum" diyip yiyebilmem sanırım.
işte bu yüzdendir ki nostalji dediğimiz anlar yanlarında olmadığımız insanlarla yaşadıklarımız oluyor.. senin ailenle benim sevdiğimle..
o kadar sıcak yazmışsın ki yazıyı ki benim çocukluğuma da çok benzediği için sanırım, içim ısındı adeta.. çok güzel bi paylaşımdı..
LA78ers;
YanıtlaSilIyi ki de belirtmissin, benim de icim isindi :)
Cok haklisin, hepimizin sansi kendisine, sen pamuk anneanneye bir saril benim icin op, un kurabiyesini de Eliza serefine caya bandir gelecek sefer, pek ozledim.
Operim.
offfff...içim sıcacık oldu...şöyle bir geçirdim içimden geçmiş günlerimi...büyük bir tebessüm,birde bıyık altından minik bir dudak titremesi...tüm düşündürdüklerin için teşekkürler...içinde kendini buluyor insan.Seviyorum eski günlerimi ve heyecanla beklediğim yenilerini.çünkü onlarda eski olacak yakın zamanda:)
YanıtlaSilSevgiler...
Sinemden;
YanıtlaSilHosgeldin sefalar getirdin :) Rica ederim ne demek :) Sana da sevgiler