Sarkık yanaklı, kuzu bakışlı, boncuk gözlü, büyük aşkım kardeşim, canımın içisin! Seni daha önce şurada da anlatmıştım, gittikçe ballanıyosun...Geçen haftasonu yaptığımız 3 yaş doğumgünü partin, başbaşa elele gittiğimiz okulun Gymboree'de beni herkeslere bi gururlanma halleriyle tanıştırman ve müzik dersinde birlikte şarkılar söyleyip danslar edişimiz, babamın ofisine öğle yemeğine gidip yemekte hamsi olduğunu öğrendiğimizde "hamsi koydum tavaya, hopladı zıplamaya" şeklindeki süper Türkçe salakçık repliğinle beni çok güldürüşün, akşam evde yaptığın Michael Jackson danslarıyla beni hayranlıklara gark edip, sürekli dans dersine giden kondisyonu yüksek ablanı bile dili dışarıda hale getirene kadar bitmeyen enerjinle figürler yapışın, gece beni ablam yatırsın dedikten sonra odana gittiğimizde ve üstüste nasıl da şevkle uydurduğum 3 masal bittikten sonra bile zinhar uyumayıp, hadi aşkım kapat gözlerini diyince de ama o jaman ablamı göğemem diye isyan edişin, sonunda baktım olmayacak, ben uyuyakalmış gibi yapayım dememin ardından tastamam 2.5 saat sonra babamın omzuma dokunmasıyla senin yanıbaşında uyandığımda nasıl huzurlu uyuduğumu fark edişim, kapıda seni seviyoğum diye boynuma atlaman...muhteşemdi yine mavi kuzum benim. İyi ki varsın!

Sana bi mavi...
Az önce telefonda haftaya buraya gelmeyi düşündüğünü söyleyen sevgilim, hasretim, kocam...Doktorun bacağındaki iyileşmeyi olumlu, durumunu da güçlü bulmasına çok sevindim. Tahmin ediyorum, Istanbul'un yarısını katedip her gün fizik tedaviye gitmek lojistik açıdan ömür törpüsü gibidir ama böylece iyileşiceksin, az daha sabır...
Sana bi kırmızı...
Görmelere doyamadığım, güzel, komik, tatlı annem. Paltoları değiştik ya seninle, her gün üzerime geçirdiğimde etraf buram buram vanilya kokuyor, bayılıyorum! En kısa zamanda yine kavuşalım. En değerlimsin...
Sana bi mor...
Benim dünyalar komiği arkadaşım S. Reklamcıların şahanesi, Ankara-Istanbul-NewYork-Bodrum dörtlememin yapı taşlarından en şekeri, koskoca NYda ne tesadüf ki komşum, koskoca dünyada ne şanslıyım ki can dostum. Cumartesi günü BebekOtel terasında tastamam 7.5 saat oturarak rekor kırdık ya, hiç unutmıycam o günü! Kaç kere gitmişliğimiz, kaç şişe kırmızı bitirmişliğimiz, başka dostlarla orada görüşmüşlüğümüz çoktur seninle ama, bu defaki 4 şişe, yanımıza gelip giden ve birbirini tanımayan 3 farklı dost ve 7.5 saat mükemmeldi! Ayrıca pırıl pırıl yepisyeni, ne de cici döşediğin Nişantaşı sarayındaki saatler de...So..do you like attorneys?!
Sana...
Sana yok! Şu ofiste içimin şişmesinin baş sebebi, öküz-ü hümayun insan, "diploma cehli alır, eşeklik baki kalır" vecizesinin capcanlı örneği, ne işinden ne tavrından ne sohbetinden ne tipinden hayır gelir behey sevimsiz! Çekil çekil gölge etme, ay daraldım yahuuuu!
Okurkuşu...
Dükkan senin! Öperim gül yanaklarından...
30 yorum: