Ozlem, soguk bir yana, bir Kuzey Avrupa sehrinde yasamanin en keyifli yanlarindan biri vize olmadan rahatca gezebilmek, seyahat imkanlarinin zamansal ve parasal acidan cok daha goze alinabilir olmasi.. Biz de bundan faydalanip, burada oldugumuz sureyi bu acidan guzel degerlendirmeye karar vermistik Higgins'le en bastan beri...Benim de uzun yillardir en buyuk hayallerimden biri Venedik Karnavali'na gitmekti. Bu ruya sehrin maskelerle donandigi birkac gunun havasini solumak, cesitli filmlerde parcalarini gordugum keyifleri, gecit torenlerini yasamak arzusundaydim. Bu seneye kismetmis...Venedik'in subat ayindaki karnavalina gitmek icin bilet ve otel bakmaya da taaa Agustos sonunda gaza gelip baslayinca, oldukca makul fiyatlarla bu imkani yarattik, haftasonu 9 kisilik dev bir ekip halinde kalkip gittik.
Venedik binlerce minik adadan meydana gelen, cogunlugu kanal ve kopruden olusmus bir masal diyari oldugu icin, havaalanindan sehre ulasim oldukca mesakkatli. Gozunu sevdigimin interneti sagolsun, hangi yolla ulasimin en rahat ve en ucuz oldugu konusuna gitmeden calismis, "waterbus" biletlerini alandan cikinca nereden alacagimizi dahi ogrenmistim, elimizle koymus gibi bulduk. Once Murano ve Lido adalarina ugradiktan sonra Venedik San Marco duraginda indik, Booking.com'dan buldugumuz, meydanin hemen dibindeki harika konumu ve temizligiyle gonlumuzu fetheden otelimize yerlestik.
Arkadaslarimiz o gece gelecekti, ilk aksami sevgilimle basbasa etrafta gezerek, bir sure sonra Venedik labirentinin unutulmazlari icinde hic ise yaramadigini fark ettigimiz haritamizi sallayip sokaklarda kaybolarak, efsunlu Rialto koprusu'ne bakan, ufo'larla isitilan tenteli bir trattoria'da basbasa Italyan lezzetlerine bogularak gecirdik. Yagmurlu havada bata cika elele yurumek, San Marco'da alacakaranlik'ta toz pembe sokak lambalari ve turist kazigi inanilmaz pahali (ama inanilmaz lezzetli) cappucchino'lar, meydanin orta yerinde karsimiza cikip pek hosumuza giden Istanbul tanitimi, iliklerimize isleyen buz gibi nemli hava bile harikaydi...
Cumartesi sabahi onceki gece gelmis olan can dostlarla kahvaltida bulusup oteli kahkahalarla cinlattiktan sonra ciktik. Yine saatlerce yuruyup, hala soguk ama neyse ki yagmursuz gunun tadini cikarttik. Pespese gondollarla gezerken bir arkadasimizin kiz arkadasina gondolda cebinden cikarttigi yuzukle yaptigi evlenme teklifi gunun keyifli surprizlerinden oldu, tur bitince hep beraber ilk buldugumuz café'ye kendimizi atip siselerce prosecco, Venedik'de yapilmaya baslanip dunyaya yayilmis seftalili sampanyali pek guzel kokteyl Bellini ve cikolatali fondue ile onlarin nisanlanmasini kutladik.
Ayaklarimiz kopana kadar yuruyup, her kanal ve koprude sehre yeniden hayran olduk. Aksam baslayacak karnavala hazirlik faaliyetleri surer, sokaklarda azar azar harika kostumlu insanlar belirmeye baslarken, biz de hem etraftaki rengarenk maskeler, Murano camindan biblolar, hediyelikler icinde kendimizi kaybedip, hem de maskelerimizi kaptik!
Etrafta gordugumuz inanilmaz kostumlerin yanina bile yaklasamayacak olsa da, Roma'daysak Roma'li gibi olmali mottomuza uygun olarak aldigimiz maske, peruk ve pelerinlere burunduk. Sokaklardaki binlerce turistin de maskeli olmasi gercekten cok alacali, cok farkli, zaman zaman korkunc, bazense cok komik manzaralarla dolu, tam bir masal kentine cevirmisti etrafi...
Kutlanacak seylerimiz boldu...Gunduzki nisan disinda gruptan 2 arkadasin da dogumgunu olunca, karnaval en once bizim gittigimiz trattoria'da baslamis oldu! Siselerce Chianti, yanina farkli farkli pizza, makarna ve Italyan peynirleri, ustune tiramisu derken catlayasiya yiyip, maskelerle bol bol resim cekip sokaklara ciktik. O aksam San Marco meydani'nda kurulmus devasa bir alanda sahnelenen oyunla baslayan karnavalsa, efsanesine yakisir mukemmellikte, unutulmaz bir olaydi...
Venedik Karnavali (detayli bir tarihce icin buradan buyrun), 1200'lu yillarda devletin zenginligini, zaferlerini, sasaali sekilde kutlamak uzere baslamis ve yayilmis. Paskalyadan once 46 gunluk Oruc (lent) zamanindan onceki haftalar boyunca, Subat ayinda kutlanan festivalde bir taraftan bu kutlamalar, senlikler surerken, bir taraftan da sehirde yayilmaya baslayan bolgesel gruplasmalarin kaba kuvvete donusen vahsi taraflari, boga guresleri ve kavgalar gittikce buyumus. 1600'lu yillarda karnaval, Kuzey Avrupa'dan sehri gezmeye gelen zengin tuccarlar, gezginler ve zamanin aylarca bir yerde konaklayip inanilmaz paralar harcayan asilzade turistleri tarafindan ziyaret edilmeye baslamis. Bu ziyaretlerle birlikte sadece sehre muthis bir para akisi olmakla kalmamis, artan sanatsal faaliyetler, operalar ve eglencelerle birlikte, maskelerin koruyucu perdesi ardinda herkesi daha da rahat ve futursuz hissettiren kumar ve fuhus da artmis. Bir sure sonraysa karnavalin one cikan bu yanlari yuzunden Venediklilerce kutsal sayilan degerleri gittikce azalmis. Karnaval disinda da maske yayilmaya baslayip, yasam noelden paskalyaya neredeyse 6 aylik sureyi maskelerle geciren Venedikliler icin maskelerin sakinimi altinda giderek yozlasan bir hal almis. (*Maskelerin yasak ve tabu kapatan, mistik ve seksi tarafindan, Eyes Wide Shut'ta maske olgusunu muhtesem etkileyicilikte kullanan Stanley Kubrick, oldukca etkilenmis. Filmdeki tum maskeleri de Venedik'ten toplamis). Sehrin Avusturya boyundurugu altinda bulundugu 1800'lu yillarda karnaval iptal edilmis, 1930'lar Mussolini fasizm zamanlarindaysa maske takmak bile yasaklanmis.
Uzun yillar sonra, 1979'da karnaval yeniden dogmus. Venedikliler, bu muhtesem gelenegi lokallerin katilimiyla canlandirmaya, efsaneyi yeniden yaratip, olumsuz cagrisimlarini azaltmaya karar vermisler. Sehir halki hep beraber calisip muhtesem sekilde yeniden yarattiklari karnaval ortami icin benimsedikleri "Ma varda che poco che basta: Little is enough!" mottosunun ve cabalarinin karsiligini, ertesi yil yeniden akin akin karnavala gelmeye baslayan turistlerle almislar. O gun bugundur de, bu rakam gittikce cogalmis. 2000'li yillar boyunca, Venedik lokal nufusu 60,000 kisiyken, festival haftalarinda gelen turist sayisi 900,000'leri bulmus...Karnaval kostumleri ve maskeler de kisiye ozel, sanatsal, dekoratif amaclarla, akla hayale gelmeyecek cesitlilikteki guzellikleriyle saltanatlarina devam etmisler...
Biz de maskeler saltanatinin en muhtesem orneklerine, pazar gunu meydanda gerceklestirilen gecit torenlerinde sahit olduk. Hava bir anda gunluk guneslik olup, gun isigini bunca ozlemis biz Amsterdamer'lari muhtesem bir armagan gibi isitmaya baslayinca, Pazar gunumuz ozellikle mukemmel gecti.
Paltolarimizi cikartip deniz kenari café'lerde gunese, muzige, lezzetlere ve muhabbete bogulmak, her seferinde yeni avlular, bahceler, gorkemli evler bularak ara sokaklarda kaybolmak ve meydanda gecit torenlerini izlemek bize sanki 2 gunlugune degil de, birkac haftaligina oralara kacmisiz ferahligi verdi...
Parlak gunes altinda daha da efsunlanan Venedik, inanilmaz ozenilmis, bazilari urkutucu, bazilari gulumseten, rengarenk, muhtesem kostumler, cambazlar, zamanin temsili asilleri ve savascilari, jonglorler, muzisyenler resmi gecidi, konfetiler, alkislar, mutlu yuzler...her sey harikaydi!
* Bugun aldigim, cok sevdigim bazi blogger dostlari ozleyecegim haberi beni uzse de, onlari sevdigimi iyi biliyorlar ve hayat devam ediyor...El salliyorum, kalbiniz karnaval olsun!












26 yorum: