Allegory of the Five Senses - 1668- Gerard De Lairesse
Ilk kez Aristo tarafindan M.O. 300'lerde siralanip kabul edilegelmis, gormek, isitmek, koklamak, tatmak ve dokunmak takiminin harikalarindan olusan, daha minnak yavrularken ogrendigimiz 5 duyumuz..Modern zamanlarda norologlar bu baz listeye denge, agri, sicaklik algisi, vucudun farkli ortamlardaki ic oryantasyonu vb bircok baska duyularin eklenmesi gerekliligini tartisiyor. Bir yandan bu yeni dizimlenen duyularin varligi yadsinamazken, bir yandan da ilk listedeki "duyu organlari"yla algilanan duyularin tersine, sinir uclari veya duyu organlarinin icindeki denge bolumlerinden beslenen ek listenin, temel 5 ile ayni klasmana girip giremeyecegi sorgulaniyor.
Gelgelelim, dunyanin duyusal trendleri de yorungesini sasirmis halde. Doyumsuzluk diz boyu, bilgi bombardimani her yerde, zamanlar sanki gittikce daha kisitliyken, dengelerin sasmamasi pek ihtimal dahilinde degil gibi..
Iletisim teknolojisi arttikca sanki ileti'ler cogaliyor da, iletismek gittikce imkansizlasiyor. Bir insanin gonderilerini, karsidakinin decoder'i cizirtili algiliyor gibi bir durum da mevcut sanki...Hal boyleyken, pazarlamanin her seye bedel oldugu dunyada olabildigince cok duyuya ayni anda hitap etmek bir tercihten cikip bir zorunluluk haline donusuyor. Bu hitabet icinde duyularin gerceklikler uzerine degil yanilsamalar uzerine kurgulanmasi da pek radikal bir degisiklik yaratmiyor.
Bir diger taraftaysa, bunca olanagi yaratmaya emek, zaman, para vakfetmis insanligin, olanaksizlik zamanlarinin naif caglarina donmek gibi beyhude bir cabasi da var. Sanki her alanda ilerleyelim derken samar oglanina dondurulen doga'nin yavas yavas almaya basladigi her turlu dogal afet icerikli intikama bakilip korkulmus da, 5-10 durak onceye gidilip oralarda konaklamak istenir bir garip hal var. Omrunu tek bir resmi yapmaya vakfetmis titiz bir ressam beyaz tuvallerin yoklugundan korkunca kendi yapitini silmeye basliyor gibi...Isigin gucune/gucun isigina bunca kurban vermis insanlik karanliga goz kirpmakta...
Her ama her konuda "mış gibi yapmak" bir eksiklik degil, basli basina pek sasaali, pek cesur, pek sisirme, pek aferin bir durum olarak pompalanmaya devam ederken, keskinlestirilmek icin bunca ugrasilan bir duyu yokmuş gibi davranmak uzerine deneyimlerin yukselen trendler haline gelmesi kacinilmaz oluyor.
Once omrunu konusmaktan bitap dusmekle geciren yuzlerce adamin, pek spirituel, pek sairane, pek ohlalaaa bir kosturmayla Hindistan'in bilinmezlerine yol alip, 2 haftayi koyu bir sessizlik ve meditasyonla gecirip geri gelince ruh arindirdiklarini sanmalarina sahit olmustuk. Ruhani deneyimleri gercek bir derinlikle yasayan ve bunu 2 haftaya degil, tum hayatina yayan insanlari saygiyla tenzih ederim ama, her agacin ardindan cikan Ferrariyi Satmis da Gelmis cakma bilgelerden de biraz gina gelmekteydi.
Bugunlerde dunyada buyuk bir hizla yayilmakta olan son "trend"lerden biriyse baska duyulari gecici sifirlamaya yonelik; Dinner in the Dark - Zifiri Karanlikta Yemek...Mekanin kapkaranlik oldugu ve gorme ozurlu garsonlarin, ya da gece gozluklu elemanlarin servis yaptigi yerler de var, mekanin aydinlik oldugu ancak yemek boyunca musterilerin gozune baglanan kusaklarin hic cikarilmadigi mekanlar da...Alternatifler her yerde...
http://www.danslenoir.com/
http://www.darkdining.com/index_main.php
http://www.urbansocial.com/0010_dinner_in_the_dark.asp
..ve tabii hicbir seyden geri kalmayan, kütür kütür 2010 kültür baskenti Istanbul'da da..
http://www.boxerdergisi.tv/haberdetay.asp?news_id=2401
Amsterdam'daki ornegi, ismini de pek ironik secmis CTaste 'in web sitesindeki tanitiminda boyle diyor; "Enjoying your food, but in a different way. Using your senses, but see nothing. Visiting CTaste Amsterdam is not like visiting an ordinary restaurant. In CTaste you will enjoy your food in the complete dark…"
Tamam da sekerim, ben yemek yedigi tabak beyaz dışı herhangi bir renk oldugunda bile yemegin gorunmemesi acisindan haz almayan, kadeh ya da bardakta boya asla sevmeyen, yemek yerken zaten tadi kadar, kokusuna ve gorunumune de maksimum onem veren bir kadinim. Bunu butunsel bir deneyim olmaktan cikarip, duyularimdan birini sifirlayinca, elle yenebilsin diye minik lokmalara bolunmus, bircok kisiden, en azindan A'Dam versiyonunun feci lezzetsiz oldugunu duydugum bir yerde, sadece aksiyon olsun diye yemek yiyip, karsimdakiyle konusamayacak, etrafi gozlemleyemeyeceksem, ustune de, insanlar boyle bir seyi sadece bir kere yapar, o yuzden gelene cakmak lazim mantigiyla en az 70 €'dan baslayan bir hesap vereceksem, olaydan da zinhar bir ogreti cikartamayan baskalarina gicik olacaksam, neden geleyim ki?!
Burada bir ayrimi kesin yapmak isterim. Bunu sadece 'ulan isiklar altinda yemedigimiz mok kalmadi, en iyisi bi de karanligi deneyelim' pazarlamasiyla yapip "oh so trendiiii" gazlarina bunca karsiyim ben. Yoksa, ornegin gecen aksam Kör Fotoğrafçılar Derneği'nin Istanbul'da duzenledigini pek kiymetlim bir dostumdan duydugum, amaci hem dernege hayirli gelir saglamak, hem körleri biraz daha iyi anlayabilmek olan, ender olarak duzenlenen bu tip bir tadim gecesine gidebilir ve bundan cok da mutlu olabilirdim...
Universitede cok sevip saydigim, kendi bolumunu 4.00'e yakin kumulatifle bitiren ve kep toreninde herkesin ayakta alkisladigi, gorme ozurlu bir arkadasim vardi. Bu dunya iyisi, kulturu ve bilgi birikimiyle kendine hayran birakan cocuga bazen birlikte, bazen ayri aldigimiz dersler icin haftada birkac saat okuma yapardim. Daha sonra Istanbul'da da, Eyup'de cok guzel eski bir binada yer alan Gorme Ozurluler Kutuphanesi'nde, cumartesi sabahlari 3'er saat gidip, izolasyonlu ses gecirmez kabinlerin icinde, cd'ye birkac kitap doldurdum. Eger haftada birkac saat vaktiniz, duzgunce diksiyonunuz, ve minicik bir fark yaratma isteginiz varsa, size de siddetle oneririm.
Bunlarin tumu, bir duyu kaybini tam olarak anlamaya fersah fersah uzak, ancak bir nebze olsun anlayabilirse de, insanı empati, minnet ve sukranla dolduran, ufacik seyler...Ufacik da olsalar, rotasi sasmis pazarlamaya, doyumsuzluktan ne yapacagini sasirmis tiplere, duyular icinde duyarsizliga karsi kizginligi besleyebiliyorlar...
Hayatta her sey olasi, geleni olabildigince sufi tevekkuluyle kabul etmek buyuk erdem ama, neyi neden yapiyor oldugunu ayirabilmek sagduyusu da eksik olmasin derim...
Iyi bakin kendinize kurabiyeler!

17 yorum: