Türkiye seyahati her zamankinden de daha çok koşturmalı geçti ve dün gece Amsterdam semalarına ulaştım sevgili dostlar...
Futbol oynarken düşüp, dizinin ön çapraz bağlarının mühim bir kısmı yırtılan canım Higgins’imin, geçen haftaki seyahatimizde kontrol ettirip Mayıs civarı da operasyon geçirmeyi planladığı dizinin çok acil ameliyat edilmesi gerektiğini söyledi doktor. H de, ani bir kararla ameliyat oldu. Kesiksiz, atroskopi ile yapılan bir operasyon olduğundan, ameliyat çok zorlu değildi. Genel anestezi aldığı için, ayılana dek ruhumun bütün Florence Nightingale'leri şaha kalkıp yüreğim ağzımda atsa, elimden ilk çorbasını içerken onu nasıl sevdiğimi bir tur daha fark etsem de, ameliyattan çok nekahat süreci uzun ve sıkıntılı...3 hafta dizinin üzerine basmaması, bolca yatıp, zorunlu ayağa kalktığında da koltuk değnekleri kullanması gerekli...İlk birkaç günkü ağrısı geçti ama biraz da hafakanlar bastı tabii sevgilime son birkaç gündür. İyileşicek inşallah yakın zamanda...
Bakırköy Acıbadem Hastanesi, ameliyat sabahı heyecanla gelişini beklerken Kanal D ekranında canlı yayında kendisiyle burun buruna gelip ameliyat gecikecek herhalde hehehühe gibi gerzek esprilerle ortalığı yumuşattığımız tontik doktorumuz, pek ilgili pek cici ve en başta isimlerini öğrenmeye kassam da sonunda ipin ucunu kaçırıp direkman Hemşiraaanım’a bağlayıp kendi kendime kıkırdadığım hemşireler, H. şekilsiz ameliyat önlüğüyle ayağa kalkınca aman frikik vermeyelim ifendim diye gömleği canhıraş düzelten tatlıcık hasta bakıcı abi ve tüm personele güzellikler dilerim...
Yardım sandığından oyuncak bebek yerine çıkan koltuk değneklerine şükürler olsun ki onları kullanmak zorunda olmadığı için minnettar kalan Pollyanna’cığın ruhuna el fatiha, inşallah koltuk değneklerini de 10 güne kadar atar sevgilim...Ancak şimdilik, yürümeyi zorunlu kılan Amsterdam sokakları, oldukça dik 60 basamakla ulaşılan yuvamız vs derken, hem doktor da takip muayeneleri yapmak istediği için, birkaç hafta daha Istanbul’da kalacak...
Ben dün gece, onun 3 haftalık rapor süreci kadar uzun süreli izin alma imkanım olmadığı için, onu tatlı kayınvalidemin şefkatli bakımına bırakıp buraya dönmek zorunda kaldım. Zaten ameliyatın ertesinde de, çok özlediğimi bildiği ailemi 3 gün olsun görmem için Ankara'ya gitmemde ısrar etti tatlı aşkım. Allah birlikte sağlıkla yaşlanmayı nasip etsin, hayat boyu hastalıkta ve sağlıkta yanında olalım birbirimizin ama, şimdilik annecikler sahada eli öpülesi kahramanlığa devam ederken yedek klübesinde bekleyen yıldızcıklarız tabii! Annelerimiz ikimiz beşimiz hepimiz sağolalım, varolalım, iyi ve huzurlu olalım...
Dün koltuk değnekli ponponla zar zor vedalaştıktan sonra havaalanı kaosu anlamadan geçti. 2 saatlik tipik rötarını tabii ki aksatmadığı için sunturlu küfürlere klasik maruzatı içinde bizleri geceyarısını geçe evimize getiren sevgili THY, başka hiçbir havayolunun Avrupa seferlerinde olmadığı kadar zengin ve lezzetli servisiyle her zamanki gibi gönüllere bir parmak bal çaldı. O sırada 2 küçük şişe kırmızı şarabı da bir güzel diken bendeniz 1 saat sızmışım.
Yeşil-Safran Sarı-Mor gibi sırası kaymış halde okuduğum, müthiş lezzetli Yeni Yalan Zamanlar üçlemesinden beri, haydi İnci haydi İnci haydiiii, tam zamanı tam zamanı şimdiiiyy tezahüratıyla beklediğim sevgili İnci Aral’ın son romanı Sadakat’in bomba gibi başlamasıyla da iyice gevşedim ve sonunda geldim. Şimdi aklım tatlıcık kocamda ve geride kalan herkeste, gözlerimden uyku akarak, yoğunlar yoğunu pek gri bir pazartesiye alışma çabasındayım...
Doktor amcaa, bi rapor yazsanız da azcık uzanıversem ben şu köşeye, olmaağ mı?!
32 yorum: