Sabahlarınız hayrolsun kuzular...
(Yıllaaar önce, yazarı Vincent Ewing, çevirmeni Nihal Yeğinobalı olarak basılan, ancak uzun yıllar sonra Yeğinobalı'nın gerçek yazar, Ewing'in de mahlas olduğu açıklanan, romanda geçen muhteşem manzaralı kolejin de Robert Kolej'den esinlenildiği söylenen Genç Kızlar diye pek leziz pek sürükleyici bir roman okumuştum. Romanda baş karakter Gabriel Samson, güzel öğrencisi ve sevgilisi Beatrice Karova'ya her gün "Sabahların hayrolsun Miss Bee" derdi; ne hikmetse o gün bugün, sabahı böyle karşılamayı pek severim.)
Gelgelelim, yazımızın ne bu girişle, ne de dünkü pek içli cici kız kurabiye yazımla ilgisi var. Aksine, bugün yüksek müsaadenize sığınarak hafiften saydıracağım...!
İlk başladığı günlerde yarı merak, biraz alay, biraz da balayında yorgan döşek hasta yatarken otel odasında izlenecek şey kıtlığı nedeniyle bir süre sardırdığımız İzdivaç programıyla ilgili pek müstesna fikirlerimi şurada paylaşmıştım.
Ayrıca Gay Pride ve homofobi üzerine kısa bir giriş de şuralarda bir yerdeydi...Şimdi çoktaaan kabak tadı vermiş temcit pilavı İzdivaç'a da, eşcinsellik konusunda fikirlere de yeniden giriş yapasım yok, ilgili kuzular bu yazılara göz atabilir...Amma velakin, dün gazetelerde rastladığım, muhtemelen de içinde Amsterdam geçtiği için bünyemde bir algıda seçiciliğe vesile olan, aşağıdaki yazı ve video (burada), kanımı beynime bir sıçrattı ki, paylaşmasam kurtlanacağım...
Efendim pek yüksek medya analizcisi, saçıyla bıyığından kelli çizdiği feco çirkin, kendince pek modernist portrenin ardından medyaya dair kıymetli görüşlerini bizlerden şükürler olsun ki saklamayan Yüksel Aytuğ beyefendinin son yazısının başlığı, Lezb-i İzdivaç. Evet evet, bu pek zeki pek nüktedan, ay nereden de bulursun böyle şeyleri Yüksoooş başlık hangi saygın gazeteyi açsak karşımızda! Beyefendinin anlattığı rezalet skandaaaalllll olaysa şöyle cereyan etmiş:
"Ve sonunda bu da oldu. İzdivaç programına telefonla katılan bir kadın, stüdyoya evlenmek için gelen kadınlara talip oldu... İzleyenlerin ağzını bir karış açık bırakan olay önceki gün atv ekranlarında yaşandı. Esra Erol her zamanki gibi stüdyoda talipleri ağırlıyor, zaman zaman da telefon bağlantıları yaparak, kendine eş arayan Serdar Bey'in taliplerini çeşitlendiriyordu. Telefon bağlantısı ile canlı yayına katılan Eda Şan adlı kadın önce Erol'a ve programına övgüler yağdırdı. Herkes, Eda Hanım'ın, diğerleri gibi Serdar Bey'e talip olduğunu sandı. Telefondaki kadın daha sonra "Hollanda'da evlendim. Ailemin onaylamadığı bir evlilikti. Bu nedenle bir yıl evli kaldım ve boşandım. Şimdi kendime yeni eş arıyorum" dedi. Esra Erol bu klasik konuşmanın ardından "Nasıl birini arıyorsunuz?" diye sorunca film koptu. Eda Hanım, "Ben Hollanda'da bir kadınla evlendim. Hollanda'da evim var. Maddi durumum da iyi. Oradaki bayanlardan beni anlayacak biriyle evlenmek, beraber yaşamak istiyorum" deyince başta sunucu Esra Erol olmak üzere stüdyodaki herkes dondu, kaldı. Sunucu Erol, ilk şoku atlatır atlatmaz, "Haydi git başka programlara" diyerek, sesi yayından aldırdı ve kameraya dönüp, izleyicilerle dertleşmeye başladı. "Bu hanım şov yapmak istedi. Biz de buna istemeden alet olduk. Çeşit çeşit insan var. Kimsenin cinsel tercihi bizi ilgilendirmiyor ama bu sadece şov amaçlı. İyi de Serdar Bey'i niye kullandı?" diyerek üzüntüsünü dile getirdi. Sinirlerine hakim olmakta güçlük çektiği gözlenen Erol konuşmasını şöyle sürdürdü: "İyi oldu be, renk geldi programa... Hep birlikte güldük, eğlendik. Aslında söyleyecek çok söz var ama terbiyem müsaade etmiyor... Ama ben o telefon numarasını bulurum. Arayan kişinin de canını yakarım..." Bu aralar canlı yayınları telefonla sabote etmek pek bir moda... Sanırım bu da "kafa bulmak isteyen" birinin benzer bir girişimiydi. Yoksa değil mi?.. Yoksa bir "ihtiyacın" tezahürü mü? İster misiniz bir yapımcı çıkıp, lezbiyenler için "Lezb-i İzdivaç" programı ekrana sürsün?"
Yani çok pardon da, bilmemkaç bin izleyicinin önünde "Merter güzeli model", dibinden siyahı çıkmış röfleli kartoloşlar, bilmemkaç yaşındaki, teyze gelmeden önce dişini sıkıp bi 20 kilo vereydin komşu teyzeler, analarıyla gelen bıçkın delikanlılara, 3. karısını da gömmüş, daha ne arıyon dayııı aymaz ihtiyar amcalarla izdivaca talip oluyorlar rezalet olmuyor da, pek moderen caaanım ülkede son derece de düzgün konuşan bir kadın böyle bir taleple gelince mi skandal oluyor?? Hadi oradan!
Bu biiiiirrrr.
Arayan kadının önceki eşinin bir başka kadın olduğunu söylemesiyle ölü balık gibi bakmaya başlayan, önce salak salak dinleyip, sonra hadi başka programa diye sesi titreye titreye kovalayıp, sonra hayır yani herkesin cinsel görüşüne saygı duyuyoruz tabii ama diye ay ne liberal başlayıp, hemen ardından "aslında söyleyecek çok söz var ama terbiyem müsaade etmiyor... Ama ben o telefon numarasını bulurum. Arayan kişinin de canını yakarım.." diye Kasımpaşalı elini beline koyan be hey Esra, öyle Bıcırık Hanımteyze ile karşılıklı göbek atmakla bitmiyor reality program sunuculuğu...Ödevin her gün 9 saat Oprah seyredip biraz hitabet, biraz duygular nerde maskelenip nerde açığa çıkarılır, biraz da toplumun tüm kesimleri nasıl kucaklanır vb şeyler öğrenmeye çalışmak. Otur sıfır.
Bu ikiiiii.
Arayan kızcağız Eda, eğer hadi bu programı karıştırayım gibi bir uyduruk arama yaptın, kendince inandırıcı olsun diye de eşcinsel evliliğin yasal olduğu Hollanda'yı işin içine kattınsa, vaktin mi bol salak mısın nesin, ne diye elalemin homofobik titremelerine durduk yerde rüzgar verip ortalığı dağıtıyosun, git bi kitap oku film izle yahu...
Haa, yok ciddi ciddi aradıysan da, ah be kadın! Hiç homofobik değilim, tüm homofobiklerin zavallı yanılgısı içinde, etraftaki bütün lezbiyenlerin bana bayıldığı gibi bir beyhude kabusum da yok. Heteroseksüel bir kadın olarak tam anlayamasam da sonuna kadar saygı duymayı bir insanlık görevi saydığım, kendince bir seçim yapmışsın. Gitmiş bu seçimini sana en özgürce yaşatacak bir güzel ülkede ev sahibi olmuşsun, bir kere de evlenip boşanmışsın, adam gibi cümle kurup derdini anlatabilecek kadar da belli ki eğitimlisin, kendine eş bulacak hiçbir ortam bulamadın mı da bu gerizekalıları dellendiriyosun?! Hadi çabuk evine.
Bu da üüüüç.
Ohhhhh yahu. Şimmmdi kahvemi yudumlayıp iş yoğunluğuna dönebilirim.
Hadi öptüm şekerler, baaayy! ;)

21 yorum: