Konuya Otomatik Portakal türevi bir başlıkla girdiğime bakmayın, son derece kişisel hasretlere adanmış bir yazıcık bu...
Bizim ofiste çalışan, çok beyefendi, çok tonton bir amca var; eminim kendisi gibi tontik olan eşinin yaptığı 2 tepsi kurabiyeyi yanında getirmiş bugün, akşamüstü herkese ikram etmek için... Öyle genel geçer yapıldığı üzere kuru bir "mutfakta kurabiye var, afiyet olsun" maili atıp yerinde de oturmadı üstelik, üşenmedi tek tek gezdi odaları...Bunca öküzlük arasında zaten bu harekete içlenmişken, bir de kurabiyeden aldığım ilk ısırıkla çarpıldım! Zira anneannemin un kurabiyesinin birebir aynısını yapıp göndermiş kadıncağız...Beyefendiye "zarif eşinizin ellerine sağlık, çok beğendiğimi iletin lütfen" gibi kurumsal formatlı aile görgüsü temalı bir mail de attım ama, kendime gelemedim.
Kurabiyenin tek bir lokmasıyla kendimi anneannemin evinde öğle uykusundan uyanmış, onunla birlikte mutfakta sandalyenin üzerindeyken bulunca, dedemin süper komik fıkralarını, fıkralarda mazallah "bok" vb, o zamanlar anneannemce torunlara pek zararlı addedilen sözcüklerden biri geçerse anneannemin dedeme "ne diyosuuuunnn" bakışı atıp, dedemin "ay pardon ağzımdan kaçtı" dedikten sonra bana okkalı bir göz kırpmasını anımsayınca, annemin ODTÜ rozetine nedense pek özendiğimden cancanın 2 yaşındaki kızına da ilk vesikalığını çektirerek hazırladığı rozeti zinhar yakamdan çıkartmadan, Jackson 5 kıvırcıklığındaki bonus saçlarımla, anneannem ve dedemle çay sofralarında annemin okuldan dönmesini beklediğimi ve hatta paşa çayının tadını hatırlayıverince, hepsini çok, pek çok özledim.
Kokuların, tatların, sanki bizden apayrı varlıklarmış gibi, başlı başına duyuların hafızası olduğu gerçeği, bir defa daha şaşırttı beni...Çarptığını sırf mutlu düşüncelere daldığım için değil, aşağı indikten sonra kapıdaki turnikeyi binaya giriş kartı yerine metro kartıyla açmaya çalışıp, açılmayınca da şaşkolozca sinir yapmamdan sonra anladım. (Kendi salaklıklarına gülebilmek önemli meziyet vesselam...)
Neyse ki haftaya Türkiye'deyiz aşkımla birlikte...Anne sarılması-anneanne kurabiyeleri-dede fıkraları-kardeş mıncırmaları-baba sıcaklığı-dost muhabbetleri-Boğaz rakı balığı-Ankara dolması-sokak simidi karması bir yanar döner sepet bekliyor...Yoksa mazallah, ofisteki tontona sarılıp un kurabiyesiii diye hönkürdeyecek, adamcağızı da durduk yerde şoklara gark edecektim!

28 yorum: