Ofiste işler toparlandı, kahve tüketimi tavan yaptı, seyahat sonrası ara öğünlü rejimsel vaziyete uygun olarak meyveler diyet bisküviler lüpletildi, e hadi ben kaçayım, burda duş yok pijama yok terlik yok, hem evde Ezel bekler saatleri geldi. Yani tam da şu anlarda, saatlerin akmak bilmediği alacakaranlık kuşağında uykusuz bir günün yorgun öğleden sonra'cılığı oynuyoruz. Daha doğrusu ben sükun içinde kendi kendime oynuyorum, kalan 38 kişinin oynayıp oynamaması da dingilime diil! Bana mı sordunuz nerde bir sosyal zeka kıtlığından muzdarip, ilginç tip varsa buralara doldururken, alla allaaaa...Samanlıkta iğne oyası kabilinden koca bankada 4 tatlı adam varsa onlarla da dışarıda da görüşüyoruz zaten mutlu mutlu, kalan sağlar bizim! E hal böyleyken, sevdiceklerim de arayı açma Eliza demişken napayım, günün ikinci post'unu demliyim en iyisi dedim!
Eeee, naber dayı?
(İç ses: Hehehehe yazı yazıcam diye olaya girip konuyu düşünmezsem halim budur. Haaa, ömrü hayatımda bir kere olsun kimseye eeeaaa naber dayı diye hal hatır sormadım tabii de, lafın gelişi işte...
Offf sıkıldım be blogcan! Du bakıyım bulurum ben anlatıcak bi şey şimdi...Hmmmmmmm..Hah!)
Valla cicim, yıllar önce New York'dan yurda dönüp bocaladığım günlerde çiziktirmiştim bir şiircikte,
"Gurbet neresiydi, evim neresi..
Herkes tek ağız: Biraz sabret" diye...
Ondan birkaç ay sonra İlhan Şeşen başlıktaki kuplenin de yer aldığı şarkıyı yaptı. Severim Şeşen'i, gün doğmadan önceki naif hallerini daha da çok...Sonra tek başıma güneş olucam kompleksi yaptı, tutmadı bence...Neyse efendim, koca adamın ergen kızın not defterinden apartma yapacak hali yok elbet, haşa herhangi bir imada bulunmuyorum! Sadece diyorum ki ey tesadüf, ne tatlı şeysin, bazı duyguyu da nasıl anlatsan aynı notalar çıkıyor...Zira güzide bir atamızın "doğduğun yer değil, doyduğun yer" diyerek, ünlü düşünür Hallmark'ın ise "Home is where the Heart is" şeklinde vaziyete ışık tuttuğu üzere, ev olayı/bark olayı/yurt olayı aslında kalpte bitiyor...Şekilsel şemalsel kısımları çıkarttığındaysa ortada adresler, mektup pulları ya da sınırlardan çok, hasret, özlem, kavuşma sevinci gibi duygular kalıyor...Onlar mühim, onlar ezbersiz, onlar adressiz...
Bu dizenin aklıma tam bugün düşmesi de manidar tabii, kimselere doyamadan geliverdim.
Higgins Amsterdam'da, ben Istanbul'dayken, onunla aylar boyunca telefonlarda, facebooklarda, emaillerde hasreti bol uzun konuşmalar yaptığımızı pembeli detaylarla daha önce de anlatmıştım. O zamandan beri de 1 haftadan fazla ayrı kalmadık hiç..Bu defaysa uzun zamandır ilk kez 2.5 hafta görüşmeyeceğiz. Bugün facebook'dan ikikiki kikikiki diye cilveli cilveli yazarken, yattığı yerde hoşuna gitsin diye ona Fruit and the City'den balonlu süslü meyve sepeti göndermek için pür telaş ayarlama yaparken fark ettim ki, bu defa ben Amsterdam'da, o Istanbul'da olsak, hasretle vuslatın adresleri değişse de, kalan önemli tortu yine aşk oluyor...Aman eksikliğini görmeyeyim. Amin...
Bu arada yazıyı yazdım, üzerinize afiyet tuvalete gidip geldim, tıkır topukları çıkarıp buzul çağı çizmelerimi giyip çıkmaya hazırlandım ve tatatatammmm, tabii ki son saniyede iş çakıldı! Agggghhhhh, hadi şu şeyi tamamlayıp fırlayayım ben...Baaaayyyyy!
22 Şubat 2010 Pazartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

17 yorum:
"mümkün mü artık dönmek?" derler bi de. ah ah.
Ah canım benim, o sepete fena takıldım, iştahım açıldı daha rejimin birinci günündeyim, o meyve ama aklıma gelen çikolata. Tabii benim sorunum ama günahıma girme :)
Gurbetten fena halde sıkılıp bir yerlerde kök salmak isteyen biri olarak bilemiyorum son 15 senedir neresi sıla neresi gurbet neresi ev, vaahhhhh.....
Dance;
Birbirine karışan mümkünler olsun boşver, mümkünsüzlükler yerine ;)
Aslıcım;
Rejim dediğin arada kendini ödüllendirmek için, boşveeer ;) Hem ben de Türkiye'de 1 hafta homini gırtlak takıldığım için rejimdeyim!
Pelin;
Aslında istediğin kök salmaksa, adres fark etmiyor ki be canım? Ben 4-5 günlük otel odalarıyla bile gönül bağı kurabilen bir garip kadınımdır bu konuda...Konakladığın duraklarda da azar azar kök bırakmışsındır, eminim...
fruit and the city :(
Deci;
Fruit and the city'e niye üzgün surat şeyettik hiç anlamadım kuzum?!
dün akşam itibariyle yediklerime dikkat etmeye başladım,
az soya soslu tavuklu salata yaptım, lakin gecenin ilerleyen saatlerinde çukulata aşkıma mani olamadım.
Sabah domates salatalık ufacık piynir.
Öğlen somon füme ve salata, e 3 gündür de spor yapıoz aksatmadan, al sana tansiyon 10 a 6!
bide öğlen cannnımm mozaik pastası vardı alamadım nası içime oturdu, üstüne üstlük yukardaki sepeti koymuşşunuz dootittle.
p.s: kararlıyım taş olucam taşş, yemiom
Ay herkesin rejimi gelmiş meğer yahuu! Şimdi cicim bak, 150 kere yazdık çizdik, (öyle ki az daha yazarsam içimize fenalık getiren Guru Müftüoğlu gibi kendini tekrarlayan bir köşeye dönüşücem korkarım) bi kere ara öğünsüz rejim olmaz, 2 saatte bir 1 avuç badem, 1 elma, 3-5 diet bisküvi yiyosun ki bünye çalışıyo tansiyon düşmüyo. Rejimin ağır günlerinde spor yapmıyosun, spor yapıyosan da aç bırakmıyosun vücudu. Maksat 2 günde He-Man'cilik yapıcam diye sıhhatten düşmek diil, dengeli ve uzun sürede bu yeni sağlığı hayatına oturtmak. Oki?! ;)
elma yiyom arada ama tansiyon bu düşüyo işte.
Üstelik dün kalori cetvelleri , sebzeler oh la la çok kafa yordum doolittle hanımcım çok bişi diil 1200 kalorilik bi diyet.
Zaten bi bel bölgesinde biraz yağ varmış , fazlaca kilom yok, amacım 6 pack (Heineken olsun)
Ama senin olayın kilo vermek diil ki o zaman kas yapmak..Protein basmak gerekmiyo mu bolca yumurta et süt?
Aklıma Yeni Türkü'nün şarkısı düştü:
Dönmek, mümkün mü artık
Dönmek, onca yollardan sonra
Yeniden yollara düşmek
Neresi sıla bize neresi gurbet?
Yollar bize memleket
Al bizi koynuna ipek yolları
Üstümüzden geçiyor gökkuşağı
Sevdalı bulutlar uçan halılar
Uzak değil dünyanın kapıları
Bero;
Ayol YeniTurkunun de mi varmis silayla gurbetin karistigi sarkisi? Bilmiyodum..guzeldir kesin :)
Elizeeeeeeeee sen de mi Ezel? Herkes bi Ezel'e sarmis gidiyor ve bir ben kaldim galiba hala izlemeyen :)))
Duducum, oyle valla! Bak surda anlatmistim vaziyeti :)
http://istasyoncafe.blogspot.com/2010/01/ben-ezelden-beridir-hur.html
Okudum simdi:) Cok sIkIlip, yapacak gercekten hic bir seyimin olmadigi bir ara bakacagim :)) Bakalim bendeki Ezel etkisi ne olacak :)
vatan ziyaretlerine hiçbi zaman doyulmuyo yahu, hep bi buruk ayrılıyorum ama döndüğüm zaman da sanki hiç gitmemişim gibi bıraktığım yerden devam ediyorum, ara ara özleyerek. sonuçta hayatın başka yerdeyse o hayatına dönmek de güzel bi yerde. di mi dayı? evet.
Freud;
Ayynen dediğin gibi, ordayken burası fersah fersah, burdayken orası uzay mars uzaklığında geliyor..Gerçi o yerleşiklik hali de özel ve keyifli bi bakıma..
Yorum Gönder