03 Mart 2010 Çarşamba

Ana-Konda ve Uzaylı Zekiye



Bu saçma sapan görünüşlü başlık tamamen, zaten biliyor olduğum şeyleri istatistiksel olarak gözüme sokmak suretiyle beni en baştan bir daha ürküten, endişelendiren, tüylerimi diken diken eden bir araştırma sonucunu okuduktan hemen sonra, biraz mizah hepimize iyi gelir çaresizliğiyle açılmıştır.
Türkiye'nin, başarılı ve güvenilir olduğu algısını bana verebilmiş araştırma kurumlarından biri olan Konda'dan gelmiş olduğundan ve resimdeki abilerin salak haline pek güldüğümden dolayı bu gerzek sözcük oyunu çıktı. Kendimin ve bir avuç insanın, sevgili uzak ülkemiz içinde gittikçe yalnızlaşıp "alo mars?" klasmanından olaya dahil olduğumuzu bir kere daha fark etmek de antenlerimi iyice havaya dikti.

Araştırmada, 41 ilde toplam 6482 görüşme sonucu ortaya çıkmış olan ve bu anlamda demografik açıdan yeterli bir temsili örnek (representative sample) üzerinden yapılmış olabileceğini düşündüren bulguların detaylarını ve üzerinden yapılan analizleri, eğer ilgilenirseniz, kurumun internet sitesinde bulabilirsiniz.

Yeşil bahçelerde koşarcasına coşkuyla büyüttüğümüz demokrasi aşkımız ve laisisizmimizle ilgili;

Çağdaşlıktan gözleri kamaştıran kadın-erkek eşitliği ve kadının toplumsal duruşuyla ilgili;

Tüm bulgular insanı üzüyor, hayıflandırıyor, korkutuyor.
Biz Kimiz?'in cevabı, sanki şaşırmak olasıymış gibi, aslında bilmiyormuşuz, yoksa bilerek lal olmamışız gibi, şaşırtıyor.



Azınlığımız ve yalnızlığımız can acıtıyor.



İçine yanan ama etrafa zinhar iz bırakıp pislik yaratmayan, varoluş biçimiyle oynanmış ve doğallığını yitirmiş yeni nesil mumlar gibi içten içe yanıyoruz...Etrafta gürül gürül ampuller parlarken, görünürde ne ısı, ne de aydınlık var.
Sonumuz pırıldak olsun...

19 yorum:

noranıngemisi dedi ki...

Erkek egemen ve müslüman bir ülkede kadınların 2. sınıf vatandaş olması, erkeklerin isteklerine göre hayatlarını şekillendirmeleri kaçınılmaz. Bunları gördükçe törpülemeye çalıştığım dominant kadın tarafım gittikçe daha keskinleşiyor. Bunlara ses çıkarmayanların yerine de ses çıkarabileceğimi zannediyorum/ umuyorum.

NzN dedi ki...

"Bazıları" için ne büyük gurur kaynağı "bazıları" için ne kadar can acıtıcı gerçekler!
Bizler bunlara bakıp bakıp oturduğumuz yerden söylenmekten, kendi alanımızda iki satır çizittirmekten, olan bitenin arkasından alkollü dost sohbetlerinde söylenmekten, gazeteleri okudukça küfretmekten, için için acımaktan, tek başımıza ayak diremekten öte birlik içinde bir şeyler yapmadıkça, dağ gibi karşısında durmadıkça bu çığ gibi büyüyerek gelecek bize. İşte o zaman iş işten çoktaan geçmiş olacak. En büyük korkum budur benim.
Önemli olan "beni" "benimkileri" bir kenara bırakarak bize bırakılan değerlere "biz" diyerek, bunu da gönlümüzdeki sevgiyle, gerçekten içten gelerek diyerek sahip çıkmak hayatlarımıza...

DecisionS dedi ki...

Kültürlü, sosyal, modern, gelişmiş , sanata önem veren, eşit bir toplumda erkek egemenliği gibi bir kavram olamaz zaten.
Bu grafiklerin sonucu erkek egemenliğinden değil kültürsüzlükten, geri bir toplum olmamızdan kaynaklanmaktadır.
Kolayca eğrilip büğrülebilen, işler az çıkmaza girince dini alet edip kafamıza şaplak vurulan, köle bir toplumuz biz.
akp zamanında artan suç olayları ile ilgili bir çalışmaları var mı acaba?
7 yılda 100 yıl nasıl geriye gittik, az düşünmek lazım üzerinde.

PELİNCE dedi ki...

Eliza
hayatı boyunca batıda yaşamış, son 1 yılını iç anadoluda geçirmekte olan biri olarak yıllarca Türkiye zannettiğimiz şey bizim hayal dünyamız bayağı küçük bir toplulukmuş. Burada kocaman bir şark zihniyetiyle, mahalle baskısıyla, afganistan-taliban müslüman zannıyla, herşeyi eleştiren, burun büken tanımadığım bir türkiye yaşıyor. O Kaşımpaşalı ayakları buralarda söküyor, alkışlanıyor, takdir ediliyor, bizim sevdiğimiz herşey, yaşadığımız herşey tü kaka oluyor. Fena halde içim sızlıyor....

Egeli Lodos dedi ki...

Biraz politika eksenli bir yorum yapmak isterim. 90 kusur senedir bir ara sanki basariyormus gibi gozukse de buyuk cogunlugu hala muminden birey, ummetten millet olmayi basaramamis, devletin ve rejimin temel degerleri tehlikeye girdiginde, bu degerleri savunmayi medya-yargi-ordu sac ayagina havale etmis, Bu sac ayagindan ikisini etkisizlestirilip, yandas edilip, satin alinip politize edildiginde ve ucuncusune hunharca vuruldugunda tenis maci seyri edasinda simdi ne olacak diye hala bon bon bakan, etkin muhalefet ve STK lar araciligiyla halkin direk veya dolayli yurutme ve yasama uzerindeki kontrol gucunu kullan(a)mayan bir toplumun rontgenidir bu arastirma. Sasirtmayan ama uzen ve endiselendiren bir gercegin iz dusumudur. Yanlis anlasilmasin sozlerim. Ortada bir suc ve suclu varsa hangi kuruma bagli olduguna veya kim olduguna bakilmaksizin BAGIMSIZ yargi onunde hesap versin. Lakin ic acitan sudur ki, acilim adi altinda ici bos bir politik manevra kapsaminda , askerini polisini oldurup oldurmedigi belli bile olmayan teroristin ayagina hakim ve Savcisini gonderen ve bunlari serbest birakan devlet ne yazik ki supheli gordugunden oturu muvazzaf/emekli ordu komutanlarini sabaha karsi baskin seklinde evlerinden almaktadir. Teroristin ordu komutanindan bile daha iyi muameleye reva gorulmesi hangi demokrasi ve esitlikci cagdas anlayisa sigar meraktayim. Birileri de kursu serbestligi disinda Milletvekillerinin dokunulmazliginin kaldirilmasindan ne zaman bahsedecek bilmiyorum..Artik gecmisi hatirlayip bugunu gorup gelecegi hatalarindan ders alan bir bilincle sekillendirmek lazim. Ama Hafiza-i beser nisyan ile maluldur benim canim ulkemde. Yapan yanina kar kalmayacagi gunlerin gelmesi dilegiyle...

absalom dedi ki...

pek kıymetli eliza...
uzun süredir düşünüyorum politika yazmak için ayrı bi blog açayım mı diye.
zor tutuyorum kendimi.
tutuklarlar beni de ziyaretime gelirsiniz artık hahaaaa.

en son söliyeceğimi baştan söliyim ben...
beter olalım.

halk goygoyculuğu yapa yapa bu hale geldik.
halk en iyisini bilirmiş.
halk herşeyin dorusunu bilirmiş.
peki.
buyrun o zaman efenim.

ben bu seçimlerde oyumu vericem ampulcübaşına.
47 yetmez.
87-97 olsun da.
geçiş daha sancısız olsun..
toz duman olmasın ortalık.
süreci hızlandıralım.

en azından onurlu insanların onurlarıyla bu kadar aleni oynanmamış olur o zaman.
bavulu da alır giderim.
halka kalsın memleket.
kimse de bana savaşmalısın mücadele etmelisin olur mu felan demesin.

halkmış...
pöh.
ağlamaktan sorumlu devlet bakanını her seferinde seçen....
başbakan yardımcısı yapan bi ülkede yaşamış olmaktan utanç duyuyorum zaten.
kimse bana halk malk demesin.

demokrasi denen şeyi sadece sandığa gidip oy kullanmak zannedenlere de bi çift lafım var amma.
serde centilmenlik var susayım ben.

bu yorumu okuyan kimsede bana halk yalakalığı yapıp ders vermeye kalkmasın reca ederim kalbini kırarım.

bi de ben de lale severim :)))

pharaoh dedi ki...

Eliza,

İstatistikler gerçekten can yakici cinsten. Bu sÜreç nereye varır, endişeli modernlerin başına ne gelir bilmiyorum ama, bir sÜre sonra ben de Ülkeme uzaktan iç geçirerek bakıp "yalnız ve güzel ülkem" demekten korkuyorum..

VodviL dedi ki...

halk layığını bulur, seçer.

Sokak Kedisi dedi ki...

Müslümanın inatla Araplaştırılmaya çalıştığına şahit olup da buna rağmen laik kalabilmek için direnen ve geleceğe aydınlık bir miras bırakmak isteyen pek çok insan susturuldu bu ülkede...

Kalanlar ise hedefe kilitlenmiş iktidar tarafından kasıtlı olarak suni gündemler ile oyalanıyor ve "Cumhuriyet'e birşey olmaz" yalanıyla avutuluyor...

Yazık ki ne yazık...

aycane dedi ki...

Tatlım,
Malum, sürekli verdiğim derslerden biri de "Sosyal Bilimlerde Araştırma Teknikleri"... Yığınla teknik öğretirken, her birinde, yayınlanmış, iyi- yetersiz ve yanlı/yanlış araştırmaların örneklerini de sunarım; tartışarak.
Geçen bahar döneminde kullandığım, bilimsel analiz ve teknik anlamında, son derece nitelikli yapılmış örneklerden biri de Konda'nın, bu anketiydi. "Biz Kimiz?: Hayat Tarzları Araştırması"..
Çok yerinde yazmışsın... Anımsadığım kadarıyla, iki çok çarpıcı sonuç daha vardı; sana ve okurlarına bilgi olsun diye eklemek istedim.
Temsil yeteneği son derece yüksek bu araştırmadaki bulgulardan birisi, popülasyonun %70'inin "ASLA" kitap okumadığı; %24'ünün ise 3 ay boyunca, en fazla 1 kitap okumuş olduğu saptamasıydı. ( Haa.. bu nicelik tabii... Ne nitelikte bir kitap okudukları, zaten, sorgulanmıyor bile.. Okudukları, "Samanlıktaki Halime" ya da otuzbirinci sınıf bi polisiye de olabilir...)
Diğer çarpıcı bulgu ise, "Yeni bir yıl başlangıcını/yılbaşını kutlarım" sorusuna karşılık alınan sonuçtu. Toplumun yalnızca %17-20 arasındaki bir oranı bunu doğrulamış; %50'ye yakını ise "ASLA" yanıtını vermişti....
..
Çarpıklıklar, eksiklikler, aksaklıklar, yığınla sorun... vs. vs... ama bence, 15 yaş üstü nüfusunun, Başbakanlık İstatistik Enstitüsü verilerine göre, 2000 yılında, ortalama 3.6 yıl; 2008 yılında, (zorunlu eğitimin 8 yıla çıkmasından ve ÇYDV gibi STK'ların ve UNİCEF'in, kız çocukları oktma çabalarından sonra ancak); 7.1 yıl olan garip ülkemdeki en önemli acil önlem "eğitime" yatırım olmalı!.. Kuşkusuz, eğitimi, yalnızca, yıl- nicelik- açısından arttırmak da değil sorun. Hem evrensel/bilimsel nitelikli, hem de daha uzun yıllara dayanan bir eğitimden süz ediyorum tabii...
..
Yine de, sevgili Çetin Altan'ın dediği gibi, siz "ender" sayıdaki, nitelikli gençler, "ENSEYİ KARARTMAYIN"... Çok az da olsanız sayıca, bizim kuşağın az sayıdakileri, sizi yetiştirmeyi başarabildik!... ve umut, sizsiniz sevgili evrensel düzeyde iyi yetişmiş gençler!
.. ve sen tatlım, zaten, benim en büyük gururum ve umudumsun, "ZUZAYLI ZEKİ_yemm":-))

Aslı dedi ki...

Sonumuz pırıldak mı fırıldak mı olacak bilemiyorum ve çok üzülüyorum. Bir şeyler değiştirmeye çalışan insanların taşlanma sebebini de ne güzel gösteriyor bu sonuçlar. Uzaylı zekiyeyiz, hepimiz.

Eliza Doolittle dedi ki...

Nora,
NzN,
Decisions,
Pelin,
Egeli Lodos,
Absalom,
Pharaoh,
Vodvil,
Sokak Kedisi,
Aycane,
Asli,

Günaydın :)
Sabah şerifleriniz hayrolsun.
Normalde tek tek cevap veririm, mis gibi uzun uzun konuşuruz biliyorsunuz. Ama bu defaki konu her zamankilerden daha girift, daha sevimsiz, daha " her şey apaçık ortada hacı, ben ne diyim" konusu ki, ve siz anket sonuçları üstüne yapılası her türlü "endişeli modern" yorumu yapmışsınız ki, çarşaflar doldurasım gelmedi.
Hem ürküyor, hem kızıyor, bir yandan ne yapmalı ne etmeli diyor, bir yandan da absalom ve vodvil'in "eeeaaahh" tavrına katılıyorum açıkçası.
Sizleri de çok seviyorum, sabah sabah sevgi bulutu olasım geldi! Öyle...

Adsız dedi ki...

Aci, utanc, gurur ve umut birlikte doldu yuregime. Aci duydum Konda'nin cektigi fotograftan. Utanc duydum bir onceki nesil mensubu olarak genclerimizin "yeni nesil" mumlar gibi icin icin yanmalarina engel olmayi basaramadigimizdan. Gurur duydum Eliza ve blog dostlarim gibi duyarli, akilli, bilgili ve yuregi insan sevgisiyle dolu genclerimiz oldugundan. Aycane'yi ve tum diger anne babalari kutluyorum bunun icin . Umutlandim ayni zamanda, gelecege sizlerle birlikte ve yuregimizde benzer ozlemlerle yurudugumuz icin.

Hepimiz biliyoruz. Dunyanin az gelismis ulkelerinde olup bitenlerde dis dinamiklerin cok onemli rolu var. Demokrasi getiriyorum diyerek goturmelerine, hukuk adina hukuku katletmelerine, insan haklari adina milyonlarca masum insaninin kanini dokmelerine , ustune ustluk ellerindeki kani yikamadan ve ibret verici bir piskinlikle yargic rolune de soyunmalarina tanik oluyoruz. Aycane'nin cok hakli bir sekilde isaret ettigi gibi serde cehalet de varsa oltada can cekisen baligin bagisiklik sistemi hepten gocmus oluyor.

"Ne yapmaliyiz ?" uzerinde kafa yorarken yerel duzeyde olup bitenleri kavramanin, acisini paylasmanin ve cozmeye calismanin yani sira tum bunlari insanligin yurekler acisi halleriyle iliskilendirerek uluslararasi platformlara da yansitabilmeliyiz diye dusundum. Sivil toplum orgutleri ile ve baskaldiri eylemleriyle eklemlenerek, internetteki uluslararasi katilimli bloglari kullanarak, yenilerini olusturarak vs. vs. Genclerin bu konuda daha da yuksek bir kapasiteleri oldugunu dusunuyorum.

Son soz : Biz de seni cok seviyoruz Eliza'cigim. Ozellikle de umudu ve yasama sevincini her seye ragmen dipdiri tutmaktaki ustaligini. Her seyden once buna ihtiyacimiz var cunku.

gulcan dedi ki...

Bir tarafta toplumsal duyarlılıklar,
Diğer tarafta, derin duygusal paylaşımlar,
Bir tarafta ete kemiğe bürünmüş hayal gücü,
Diğer tarafta yaşamsal hazlar,
Bir tarafta yaşamın gerçekliği,
Diğer tarafta bu gerçeklikten çıkarılan bilgelikler!
Elizadaki bu doğurganlığı birisi bana açıklasın
Lütfen!
Ya da çocukluğunu anlat Eliza :)))))
Her damarı başka bir renk Yelpaze gibisin.
Seni seviyorum.
Diyacıksın niye? İşte öle :))

Eliza Doolittle dedi ki...

Kıpkırmızı birisi olduğunu düşündüğüm Adsız ve Gülcoş, şımarttınız beni, sağolun :) İyi ki varsınız!

dereotundannefretederim dedi ki...

"Yarin cok eglenicez" insallah.

sürüden ayrılan koyun dedi ki...

kadın - erkek eşitliği sonuçları mükemmelmiş.
yazık lan size aynı zamanda ayıp lan bize.

Eliza Doolittle dedi ki...

Sürüden ayrılan koyun;

:) Sizi bizi bırak, ortak fikirdeki endişeli modernler olarak bir şeyler yapmalı...

sürüden ayrılan koyun dedi ki...

yazı var kışı var yaparız bir şeyler.

Yorum Gönder