08 Mart 2010 Pazartesi

Gel Ey Seher

Yeni bir haftanın kıyısında, uykusuz ve yorgun bir sabah. Sevimsiz ve monoton bir pazartesi. Koyu, kopkoyu bir kahve, 2 saat fazladan uyusaymışım da enerjiyle dopdolsaymışım yoğunluğunda. Gri, gıpgri bir hava, yağmur yağacakmış da yağamamış uğursuzluğunda...

Sanki yatalı birkaç dakika olmuştu ki alarm çaldı. Oscar töreni uykusuzluğuyla ofise geldim, haftaya başladım. Patrondan ofisteki tüm hanımlara gelen birer tane uzun saplı kırmızı gülü dağıttılar. Gülü termostan bozma bir kapta, renksiz reuters ekranıma yansısın diye yanıma koydum. Zarif davranış, teşekkür mesajımı da gönderdim, o ayrı. Ama Kadınlar Günü'nün sembolik,  öğretmenler gününde coğrafyacıya çiçek götürmek halleriyle kutlanmasından da şevk duymuyorum zinhar...Aksine, içi yanan, hayatı solgun, bahtı siyah kadınlar için içim çekiliyor yeni baştan. Bıraktım Tanrı onlara sabırlar veresi, simsiyah yazgılı olanlarını, çok daha parıltılı, varaklı çerçeveli varlığımız içinde dahi, bir yandan şükrederken, bir yandan kadın olmanın başlı başına yükünü duyuyorum içimde. 82 yıllık tarihinde ilk kez bir "kadın yönetmen"in taçlandırıldığı, bol sedefli az gerçekli bir Hollywood olayında, bu ödüle mutlanmanın ufak sevincinden başka, "kadın yönetmen"liğin cinsiyet yaftalı tabiri canımı sıkıyor.

Memleketimde dün akşam şiddetli bir deprem olmuş, çok can almış. Kötü yazgılı zavallı Haiti'de duruyordu zaten yüreğimin bir kısmı, şimdi bir de başka bir uzak şehrin, tanımadığım insanları için üzülüyorum. Hepsine sabır ve iyilikler diliyorum.
Bağları bereketlenesi Elazığ hatıram, gördüğüm fotoğraflarla sınırlı. 30 yıl boyu başka bir şehre memleket dedim, ki orayı da görmemiş, babamın hatıralarından derlemiştim. Evlenince "senin kütüğün bugünden kelli kocanın yanı" dediler. "Ama ben Ankara'da doğdum, Istanbul'da oldum" diyecektim, diyemedim. Kadın aklımla koskoca Medeni Hukuk'dan, anlı şanlı Nüfus İdaresi'nden iyi mi bilecektim, peki diye boyun büküp yeni bir kimlik edindim.

Ben çok ama çok şanslılardan, şükranla dopdolu, çok ama çok mutlulardanım. Yine de, 8 Mart'ı Dünya Kadınlar Günü (tarihçe için buradan) olarak kutlamanın akıllara gelmeyeceği, bunun abesle iştigal kalacağı, insan olmanın her gün, kadın olmanın farksız ve ayrımsız olacağı, ancak ve sadece o zaman, bugünün gerçek amacına ulaşacağı günleri görmeyi özlüyorum. Seher bana yetişmez, erteleyip çaresiz, doğmamış çocuklarım adına umutlanıyorum.
Bu umudu tutuyor, biraz vanilyayla kahveme batırıyorum. Grooveshark'dan bana hep iyi gelen, kış ortasında özlenen baharlar açtıran bir harika şarkıyı, Gel Ey Seher'i açıyorum. 
Bu çok güzel şarkı, Azerbaycan Respublika'sının eski kültür bakanı, şimdiki Rusya Sefiri, diplomat-müzisyen Polad Bülbüloğlu bestesidir. Fatih Erkoç'un 2007 tarihli Türkçe yorumu da güzeldir ama, orijinal dilinde Polad Bülbüloğlu- Şebnem Ferah düeti bence çok daha destansıdır...
Kulaklığımı takıyor, sesi daha da açıyorum. Billur sular gibi dolduruyor şarkı kulağımı.
gel ey seher... gel ey seher...es deli külek bu günü apar (es deli rüzgar bu günü götür)
Hepimiz için dinliyorum. Kadınlar günümüzü değil, baharlı kadınlığımızı kutluyorum!

26 yorum:

absalom dedi ki...

elizaaaaa.

kadınları hep sevdim...
önemsedim...
güvendim...
iş hayatımda kadrolarımı kadınlardan seçtim...
özel hayatımda çevremi kadınlardan oluşturdum..
direk ayrımcılık yaptım.
valla yaptım bana ne.

lakin hadi 8 mart geldi şu kadınların gününü kutlayıvereyim bi diyemiyorum.
pek abes geliyo.
sölerken gülüverecekmişim gibi zannediyorum.

kutlu olsun...
ne?
kadın..
ne kadını be.
gün.
deli mi ne.
kadınlar günü.

böle olacakmış gibi sanki:))

es deli külek...
diyeyim o zaman da.
buralardan apar beni :))

ay şarkıyı dinleyim ben.

:))

pharaoh dedi ki...

hastasıyım o şarkının :) değerini pek bilmezler gerçi.. bir de bir politikacıdan beklenmeyecek sanatsal aksiyonlar bunlar.. takdir etmiştik zamanında ;)

Eliza Doolittle dedi ki...

Absalom;

Kendi yazımı yazarken ne hissettiysem, neye dolup neyi söze döktüysem senin yorumunda da var. Varol sağol...

Deli mi ne. Kadınlar günü :)

Dinle dinle, bir iyi geliyor ki anlatamam!

Eliza Doolittle dedi ki...

Pharaoh;

Di mi yaaa, bence de değeri az bilinen harikalardandır bu şarkı...

noranıngemisi dedi ki...

Anneciğime çiçek alıp gidicem eve, özellikle onun bugünü kutlu olsun, özellikle o kendini özel hissetsin istiyorum :)

NNNN dedi ki...

tam da bunu anlatan bir yazi da ben yazacaktim ki, seninki yetmis de artmis bile, ayni fikirdeyim Eliza, sabah soyledim hatta kadinlar gunumu kutlayan sevgilime, ne kadini?hangi kadin?ne gunu?ben senin erkekler gununu kutluyormuyum?kutlasam hosuna gidermi?:)bin pisman oldu kutlayacagina:))

cemo dedi ki...

Bu şarkının hastasıyım belirttiğin gibi Şebnem Ferah ve Polad Bülbüloğlu düeti muhteşem.

Eliza Doolittle dedi ki...

Nora;

Çiçeksiz bırakma gül anneyi, ben benimkine ancak telefonda çiçekli bir "I celebrate you!" diyebileceğim :)

Antipatik Yazar dedi ki...

Polad Bülbüloğlu , Şebnem Ferah düeti! harika bir şarkıdır!

Eliza Doolittle dedi ki...

NNNN;

Senin beni dağıtan Nuri İyem'li Gülizar'ını da okudum canım. Kalemine sağlık...

Eliza Doolittle dedi ki...

Cemo;

Sardım sabahtan beri 20. kez dinliyorum!

Eliza Doolittle dedi ki...

Antipatik Yazar;

Hoşgeldiniiz :) Evet harika..

aycane dedi ki...

Canım benim,
Öncelikle, en azından torunlarımın torunlarının, her türlü cinsiyet, ırk, etnisite, milliyet, din ve mezhep ayrımcılıklarının son bulmasa da, en azından azalacağı, daha uygar, daha eşitlikçi, çoğulcu ve demokrat bir dünya bulabilmeleri düşüyle, bu özel günü anmak ve seni kutlamak istiyorum.
1981 yılında Türkiye’de bırak “feminizm” sözcüğünü, kadınlar için eşit haklar talebini dile getirmenin son derece zor olduğu yıllarda, bir avuç akademisyen kadın dostumla; hem de her türlü dernek, meslek örgütü ve STK örgütünün bırak faaliyetlerini, oluşumlarının bile yasaklandığı darbe döneminde, İLK feminist birliğimizi kurmuştuk. Sosyal, Kişisel, Hukuki yığınla riski göze alarak!
Anımsarsın, yıllarca, her hafta yalnızca, bilinç yükseltme toplantılarımıza değil; ayrıca, büyük bir yüreklilikle, giriştiğimiz pek çok eyleme sen ve grubun diğer çocukları da katılırdınız.
Şimdi geriye bakıyorum. TBMM’sine kamusal bir baskı yaratabilmek; bazı yasaları değiştirmek; yaptırmak, vs için neler neler yaptık…
...

aycane dedi ki...

(dvm…) 81 yılında, yalnızca 11 yürekli kadın olarak çıktığımız yolda, yanımıza binlerce kadın ve erkek katıldı.
85 yılında, ciddi akademik çalışmalar ve tartışma toplantılarımızda hazırladığımız “ Eşit Haklar Manifesto”muza en azından minik haber olarak yer vermesi için Kadınca dergisine ziyaretine gittiğimizde, Duygu Asena, “Asla Feminist bir dergi olmadıklarını ve Feminizm’e karşı olduğunu ” söyleyerek bizi geri çevirirken; CHP’nin kadın milletvekilleri, üstelik alanlarında itibarları çok yüksek olan bize, randevu bile vermekten kaçınırken, şimdi gelinen nokta, asla küçümsenecek gibi değil tabii.
Daha aşılması gereken, binlerce çok ciddi sorun olsa da! Hala milyonlarca kadın, sistematik şiddete uğrarken; her yıl yüzlerce kadın töre cinayetine kurban giderken; 15 yaş üstü nüfusta kadın okuryazarlığı hala ancak % 65’ken; ekonomik krizlerde, en önce kadınlar işlerini kaybederken; kadının işgücüne katılımı % 20’lere düşmüşken; ülkemde şahsa ait her türden tapulu malın ancak % 6.5’inin sahipliği kadınlardayken ; yine de 30 yıl içindeki cinsiyetçiliğe karşı olan savaşımda, çok minik de olsa, bir tuzum olduğu için gururluyum.
Artık kendi elimdeki minik bayrağımı siz çok iyi ve bilinçli yetişmiş aydın gençlere devrediyorum ama… Yolunuz, yolumuz açık olsun! Aydınlık bir seher için minik, bilinçli, gülyüzlü kırmızı yavrum.

aycane dedi ki...

(dvm…) 83’de, gebeliklerin kürtajla sona erdirilmesi ve gönüllü cerrahi sterilizasyon yöntemlerine izin verilmesi hakkındaki kanunun çıkmasına yönelik çabalarımızda; 85’de, Türkiye’nin Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesini (CEDAW) imzalaması için kamuoyu yaratma sürecimizde; işlerimiz ve diğer sorumluluklarımızdan arta kalan dar zamanlarda, aylarca binlerce insana laf anlatıp; sonunda 5000 küsur imzalı bir dilekçeyi meclise ve basına sunmamızda; 86’da şiddet mağduru kadınlar için ilk sığınma evinin açılabilmesi için, haftasonları Güvenpark’ta kek, kitap vs satarken, sen de bana sık sık eşlik ederdin. Grubun diğer sevgili çocuklarıyla birlikte.
87 yılında Ankara ve İstanbul’da ilk “Dayağa/Şiddete Hayır” gösterilirimizde de yanımdaydın.
90’da, 2-3 yıl her türlü demokratik kanalla yaptığımız eylemler ve protestoların sonucunda, TBMM, mağdurun hayat kadını olması halinde tecavüz cezasının indirilmesini öngören TCK maddesini yürürlükten kaldırınca, hayat kadınları, gayler, travestiler, her kesimden aydın kadın ve erkeklerle birlikte düzenlediğimiz şenlikte de.
...

dereotundannefretederim dedi ki...

ahhh efsunlu ahh gene döktürmüşsün ama twit'te yalnız bırakıp gittin dün.. oysa ne güzel paslar gelmişti twitlerinle güzel goller atacaktın :)) neyse baharlı kadınlar günün kutlu olsun. kadınlar gününü kutlasan karışmazdım ama bu başka.. kadınlar günü de neymiş hem..

DecisionS dedi ki...

eğitim hoşgörü kültür en ihtiyacımız olanlardır

Aslı dedi ki...

Kadınlar günü, sevgililer günü bana feci klişe geliyor. Yazın hiç klişe değil ama her zamanki gibi :) Gri reuters ekranına renk gelmiş ya boşver, daha ne olsun :)

PELİNCE dedi ki...

Eliza
zaten kutlanma tarihçesine bile bakınca bir yaslı hali, bir kederli oluşu var bugünün, zıt günü dıt günü dendimi afacan geliyor bana zaten
Tanıdığım bir tek gün doğumgünüdür, üstüne de tanımam :))))
ilk defa dinledim cehaletim mazur görüle, Şeboyu nasıl kaçırmışım ki

Eliza Doolittle dedi ki...

Aycane;

Annem annem, hepsini ucundan kıyısından bildiğim, minnak yavruyken bile bunların bilincinde büyüdüğüm, gül suyu kokulu kutsal çabalarınızı ne de güzel özetlemişsin. Her gün olduğu gibi, belki şimdi daha da çok, gurur duydum kızın olduğum için. Deniz feneri(m)sin...

Eliza Doolittle dedi ki...

Done;

Saçma olmuş benimki, onca saat otur otur, saat 3 olsun tören daha yeni başlasın. Erken yatıp 3de kalksaymışım dedim ama, sağlık olsun...Red carpet ve preshow röportajları paslaşmalı twitler bile keyifliydi :) Törenin tümünü de dün izledim. Jeff gülen gözleriyle ödülü aldığında senin kulaklarını çınlatarak :)

Eliza Doolittle dedi ki...

Decisions;

Haklısın, öyledir. Ama yürünecek yollar uzun ve nasıl da engebeli..bak annem ne güzel anlatmış onca çabayı ama, şimdiki rotanın ileri değil geri oluşu da canını yakıyor insanın...

Eliza Doolittle dedi ki...

Aslı;

Teşekkür ederim canım :) Gül pek güzel...

Eliza Doolittle dedi ki...

Pelin;

"Afacan geliyor" doğru :)
Doğumgünü en harikadır, kalan özel günler de birkaç fazladan güzel sözcük, bir araya gelişler ve kutlama bahaneleri adına zararsızdır hoştur ama, kadınlar günü 365 gündür, tıpkı erkekler günü gibi! :)
Şarkı müthiş di miy?

Adsız dedi ki...

8 MART KADINLAR GÜNÜNE HAYIR.KADIN ERKEĞİN KAFASINI BOZAMAZ. ERKEK GEREKİRSE 2 TANE ÇAKAR. BUNUDA HERKES BÖYLE BİLSİN ULEEEEENNNNN...
(OH BE RAHATLADIM.)

Eliza Doolittle dedi ki...

Adsız;

Aferim.
Bu süper yorumuna yeterince inanmadan mı yazdın da isim cisim koyamadın acaba?

Yorum Gönder