17 Mart 2010 Çarşamba

Sakız ve Aşk


Sorumluluklar, zorunluluklar, görev tanımları ve faturalar arasında takvim yaprakları birbirini kovalarken, büyümeyi nasıl da çılgınca beklediğimiz saftoş çocukluk yıllarına bazen insanın dönüp de nanik yapası gelir...
Hayat ise aslında, sakız balonunu servisteki herkes içinde en büyük yapabilmeyi pek şaşaalı bir başarı sandığımız zamanlar kadar anlamsız ve komik olabilen bir şeydir...
Büyüdükçe başarılarımız büyürken, çiğnediğimiz lokmalar boğazımıza daha yutkunması zor gelebildiğinden midir nedir, bir de üstüne yeni yumrular eklememek için belki, belki de ağırbaşlılık yaftasından, sakızlarımız yaşımızla ters orantılı olarak küçülür. Kilo ve şeker sorunsalını da ekledin mi, olur bizim koca eğlenceli karpuzlu BubbleYum, sıkıcı naneli aspartamlı Vivident...
Oysa sakız aslında, hayatın büyüdükçe evrilen kısımlarına rehberlik edebilecek bir nostaljik unsur bile olabilen, içine yüklenen duygusal anlamlarla cak cak çiğnenen basit bir lokmacık olmaktan çıkan bir minik saçmalıktır! Hem biraz hatırlamak, herkese iyi gelir...

Teneffüste ağzıma attığım sakızı unutup da derse girince, koskoca bir başşehrin koskoca bir okulunda, ilkokul öğretmenimden tokadı yemiştim. Özellikle saygısızlık yapmadığım, tamamen unutmuş olduğum suratımın her yerinden muhtemelen okunurken, kadıncağız da 4 yıldır her gün aynı çocukların yüzüne baka baka gayet iyi tanımış olması gerekirken üstelik. Çok kızmıştım çok! Adaletin bu mu dünya tohumlarının atılmaya başladığı bir ufak sakız anısı işte!
Bakkala gitmek tabirinin canlı olduğu yıllardı onlar üstelik...Varoş kasiyerin ukala dümbeleği tavırları yerine çok bilmiş bakkal amcanın para üstü niyetine çaktığı bayat sakızları vardı alışveriş gündemlerinde...Hiç komik olmayan ama şimdi düşününce pek nostaljik Tipitip ve Pembo karikatürleri...Pembonun rengi de harikaydı üstelik, henüz BigBubble filan da başlamamıştı ithal edilmeye, en pembe balon Pembo'dan çıkardı...ki bu da bambaşka bir anıya taşıdı beni. Bir salak sakız anısı da ortaokuldan...Ağzımda o yılların pek yaygın, Allahım bir kuşağın ergenlik yılları böyle heba oldu dedirten diş tellerim vardı, o teller iyice etkili olsun diye de her gün değiştirdiğim, dişçinin beyhude bir sevimlileştirme çabasıyla fosforlu renklerde verdiği küçük lastikler...Beden dersinde voleybol atışları yapar, bir yandan da onca konuşulacak şey nereden de çıkıyordu bilemediğim bir heyecanla birilerine laf yetiştirir ve gülerken, attığım top bedencinin kafasında gümlemişti! Kadın da feci çemkirik bir suratla, sen önce ağzındaki pemboyu çıkar da öyle oyna gibi bir saçma sinir yapmıştı. Anlatamamıştım hocam bunlar pembo diil diş telinin pembe lastiği diye, önce kafasında top sektirip sonra dalga geçiyorum sanmıştı kalık kadın..Bu seferkinde kızmamış, aptal mıdır nedir diye gülüp geçmiştim...

Gülüp geçmeyi öğrenmiştim çünkü az da olsa, ilkokulla ortaokul arasında!...Hem Pembo yılları da geride kalmıştı azar azar...Artık kızlarla abuk subuk takma isimler koyup da aramızda notlaştığımız, tüyü bitmemiş salak oğlan çocuklarını kestiğimiz yıllar başlamıştı ve kola kapağından harf falı, derste bakılan SÖEÇ miydi neydi, sevmek-öpmek-evlenmek-çıkmak falları gibi bilumum tazecik salaklıkla beraber, feci banal acaip gerzek Falım sakızı fallarına da inanayazdığımız masum yıllardaydık...Hey gidi hey!

Peki bunca şey benim aklıma uzak yollardan geçip de nereden geldi? Basit!
Sabah mesaisi benden önce başlayan Higgins'i öpüp uğurladıktan sonra evde müslimi yiyip kahvemi içiyordum. Gözüm masanın üzerinde duran bir koca vazo mor-eflatun mis kokulu sümbüle, bir de aynada kulağımda sallanan, ne zamandır deliler gibi arayıp da beğenemediğim harikalıkta bir çift Cameo küpeye takılınca, aşk bazen en beklenmedik günde sevgiliden gelen minik harika sürprizlerdir diye düşündüm! İçim aşk, mutluluk, şükran, 5 dakika önce işe giden kocama özlemle doldu...Aşk nedir sorusunun bu minik cevabıyla aklıma Şıpsevdi sakızları geldi, oradan da ver elini serbest çağrışım! Öperiiim.


45 yorum:

pianthus dedi ki...

Mutluluğunuz hiç bozulmasın. Hoş bir yazı olmuş. Birde Minti diye bir sakız vardı, ben onu da severdim:)

noranıngemisi dedi ki...

Falımdan çıkan fallara inandığımız masum günleri özledim şimdi :)

LA78'ers dedi ki...

ahh be prenses şu psiko halime rağmen okuyorum senin bu mutlu mesut hayatını ki şu sıralar hiç çekemediğim bişeydir tahmin edersin ki.. yazıların sonunda olayı bağlıyon ya hani higginse aman da aman diyesim geliyoo.. inşallah ömür boyu sürer bu mutlu anların..

canım o kadar çok şekerli sakız çekti ki anlatamam... bir de bu falımdaki yazılar yüzünden üni.de hiçtanımadığım bi kızı yemeğe çıkmaya davet etmiş ve kabul edişiyle 3 ay süren 'agresif' ve saçma sapan bi ilişki yaşamıştım bunu da bi anektot olarak anlatmak istedim..

Eliza Doolittle dedi ki...

Pianthus;

Amin, çok teşekkürler! Ay hatırladım Mintiyiii...yahu bu arada, hadi ürünlerin formüllerini yürütmeyi anladım da, isim kıtlığı ne korkunçmuş insanın ingilizcesiz çocukluğunda anlamadığı di mi? Minti ne abiii? Peki ya Çizi ve Haylayf Bisküvi?!

Eliza Doolittle dedi ki...

Noracan;

Yaaa evett, şeker kız candy salaklığı ve muz kabuğu :)

Eliza Doolittle dedi ki...

LA78ers;

Bizim hikayeleri kör gözüm parmağına gibi almadığını ve nazarsız okuyup sevdiğini biliyorum dostum, eksik olma :) İnşallah, inşallah hep sürer...

Bu hikayeyle ilgili bi yazı alsak detaylı? Zira duyduğum en salakoş ama cici ama kara mizah hikaye girişlerinden biri!!

Bero dedi ki...

Ay çok keyif aldım bu yazıdan.
Aklıma şu geldi: Ortaokulda hocalar kızmasın diye sakızlarımızı sıranın altına yapıştırırdık ders başlayınca.
Tabi sıraların altı rezalet sakız dolardı, ıyyy ne iğrenmişiz :)
Olsun çok eğleniyoduk ya...
Bi de kolalı sakızlar çıkmıştı, biraz uzuncaydı, onu hatırladım.

Eliza Doolittle dedi ki...

Bero;

Çok teşekkür ederim, sevindim keyif almana :)
Ay eveeettt, masaaltı sakızları..bi de büyük balonlar surata patlarsa öldür allah tam temizlenmez :)
Kolalı jelibonu hatırlıyorum tabii ama kolalı sakız?

Bero dedi ki...

Sakızın resmini aradım ama bulamadım.
Ekşi sözlükte yazanları linkliyorum: http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=kolal%C4%B1%20sak%C4%B1z
Belki hatırlarsın :)

Aslı dedi ki...

Big babol sakızları geldi aklıma. Yine sakız gibi neşe veren, tatlı mı tatlı bir yazı Eliza'dan :)

absalom dedi ki...

aneammm tipitip :))
ne şahane sakızdı o ya.
sınıftaki kızların şaçlarına yapıştırırdım.
gerçi bi ara çok kızdılar galiba benim masumane şakalarıma...
toplanıp giremezler diye erkekler tuvaletine kaçmama rağmen...
beni eşek sudan gelene kadar dövdüler ama olsun.
dayak bile güzeldi be eliza :)))

burnum morarmıştı burnumu da sıkmışlardı hainler.
bi hafta okula gidemedimdi karizmadaki hasar yüzünden ehehehee

dipnöt...
şu senin serbest en serbest çok serbest çağrışımlarına bayılıyorum bilesin :)))

PELİNCE dedi ki...

Elizaaaaa :))))
tipitip buldum geçenlerde bir markette hala satılıyormuş başka bir adı vardı ama tat karikatür aynı, 7-8 tane atıp atıp çiğneyivermişim o mutlulukla
birde böyle evde yalnızken şakur da şukur çiğneyip kocaman patlatınca herbir yere yapışır ya yüzünde pek neşeli olurum :)))))

PELİNCE dedi ki...

büyük balon yorumunu şimdi gördüm :))))
işe 5 dk önce giden birini özleyebilmek istiyorummmmm :(((((

pelininstyle dedi ki...

Cok keyifle okudum ya:)
Anilar gecti gozumun onunden:)

Eliza Doolittle dedi ki...

Bero;

Vallahi hala da hatırlayamadım ama kolalı kırmızı kağıtlı bir sakızın içinden karacaoğlan resimleri çıkarmış da ben nasıl kaçırmışım diye hayıflandım, ahahahaha :)

Eliza Doolittle dedi ki...

Aslı;

Sağol kuzum...sakızlı muhallebi hafifliği :) BigBabol da Minti ve Çizi gibi süper bi isimmiş meğer, Babol neee?! :)

Eliza Doolittle dedi ki...

Absalom;

Sen serbest çağrışımlarıma bayılıyosun ne cici, ben de senin aneaammm ve Eliza :)))) başlangıçlarına bayılıyorum! Hatta son yazısında Pelinle bu başlangıç için kulaklarını bile çınlatmıştık :)

Neee, ne cazgır kızlarmış onlar öyle yahu? Yani ben de saçıma sakız yapıştırılsa bugün bu eşşek kadar halimle bile iki tokat çakabilirim ama morarsın diye burun sıkmak??! :) Yajııııkkk...

Eliza Doolittle dedi ki...

Peliiinnn :)))

Ahah bak yine aynı başlangıııççç!
İlk fırsatta şekeri filan sallayıp kocaman balonlar yapan bi sakız bulup alıcam, kendim yazdım kendim özledim yahuuu!

Cicim en son doğumgününü kutladığımız genç beyefendi vardı noldu hayırdır?

Eliza Doolittle dedi ki...

Pelininstyle;

Teşekkür ederim, her zaman bekleris!

Zeynep Gemalmaz Çelik dedi ki...

Hey gidi gerçektende. Çocukken annanem yemek masası başında bize eskileri anlatırdı. Bayılırdım dinlemeye. Senin yazıda onun anlatıları gibi aldı götürdü beni eskileri. Sakız diye geçmemek lazım. Bağ kurmuşuz bir kere. Hala İstanbul'a gittiğimizde Mabel'den Arap bacılı sakızlardan koyup getiriyoruz valizimizde:))

Eliza Doolittle dedi ki...

Zeynep;

Nostaljik unsurlar bulayim valla ne iyi oldu muhabbet yahu!
Mabel ve Arap Baciiii! Bi de Mabelin rengarenk paketli cikolatalari, ozellikle de yesil fistiklisi, sonra onlarin kagitlarini duzlemek...aaahhhh ah!

Antipatik Yazar dedi ki...

:D sakız ve aşk

Eliza Doolittle dedi ki...

Antipatik Yazar;

Ask olunca yanina koyver gitsin. Sakiz ve Ask, Tatil ve Ask, Karnabahar ve Ask :)

Burcu Kieboom dedi ki...
Bu kayıt, yazar tarafından kaldırıldı.
Eliza Doolittle dedi ki...

Burcu;

Iyyykkk ne gicik bi sakizdi o sulugoz di mi?! Bi de agzina atinca pit pit infilak eden sekerler vardi!!

Flying Dutchman dedi ki...

BÖ 2010'a kayıt olurken farkettim, sanırım bu sene de bu blog da giriyor bir daldan (kişisel sanırım)

Bu sene Hollanda'ya ikinci kupa da gelsin, organize olalım :)))

dereotundannefretederim dedi ki...

ya aslında sakızla pek aram yoktur (sulugöz hariç:) ama böyle hiç olmadık zamanlarda canım isteyince gıcık oluyorum.. şimdi istedi mesela.. senin yüzündeeenn..

bir de şu falım'ın içinden belli aralıklarla aynı mani'nin çıkması fal'a olan inancımı arttırıyor.. hiç kahve falı baktırmamış bir insan olarak konuşuyorum.

Eliza Doolittle dedi ki...

Flying Dutchman;

Olalım valla, nasıl olucaz, cross referans mı verelim? Ben yeniyim bu yıl, elimden tutuverin abicim :)

Eliza Doolittle dedi ki...

Done;

Hahahaha şimdi gidip Sulugöz ara bakalımmm
Hiç fal baktırmamış insan olunur mu yahu, bıraktım inanmayı filan, baktırması, arada bi türk kahvesini kapatması bile eğlencedir!

dereotundannefretederim dedi ki...

ve günde 2 büyük fincan türk kahvesi içen biri olarak.

ayrıca bö 2010 hakkındaki fikirlerimi biliyorsun, oylama için start bekliyorum, gsm hatları hazır :):))))

Eliza Doolittle dedi ki...

İşte o tüketim halini bildiğim için söyledim. Hatırlarsan seninle iiillk yorumlaşma senin çaycıya verilesi kibar ama sert cevap içeriğinle başlamıştı? :)

Biliyorum canımbenim sağol..

dereotundannefretederim dedi ki...

aa evet negzel hatırladın yahu :))

ben faldan korkuyorum, ya çıkarsa!! allahım uyuyamam bi daha..

Eliza Doolittle dedi ki...

Yaaa yaa, unutmadım. Sen ben ve özlenen kadın yazışmıştık. Good old dayz.

Korkma yahu kahve falından ne çıkabilir zaten...İçinde kötü kart barındıran tarotu benzer bir korkuyla ben de sevmem ama, diğerleri zararsız keyif...

Flying Dutchman dedi ki...

hollandada yaşayan bloggerlar olarak bir buluşma düzenleyip, stratejik kararlar alıp blok oylarla yarışmayı domine edelim

bu arada şaka maka hollandadaki blogger-okuyucu şu bu toptan bir kongre mi düzenlesek

Eliza Doolittle dedi ki...

BÖ'den geçtim muhabbeti keyifli olur valla! :)

Flying Dutchman dedi ki...

yeterli toplantı sayısına ulaşır mıyız acep
20 kişi falan toplanabilirse iyi olur

cok tuhaf gunluk dedi ki...

hep böyle mutlu ol, şıpsevdi tadında yazılar yaz bize. dengeyi tutturmak zor sanki, geçmişin güzelliklerini yaadederken herkes bugünün güzelliklerini de yakalayamıyor.

absalom dedi ki...

elizaaaaaaaaaaaa

absalom dedi ki...

elizaaaaaaaaaaaa

Eliza Doolittle dedi ki...

Flying Dutchman;

20 iddialı ama 10 yaparız derim :)



Çok tuhaf günlük;

İnşallah canım...Dengeler bazen zor haklısın, ama koşa koşa geçen hayatın keyiflerine kaptırıp arada ufak anıştırmalarla fena da olmuyo!


Absalom;

Absalooooooooooooooommmm :) Ankara'dayım, yoğunum, geliyorum!

sürüden ayrılan koyun dedi ki...

sakız yüzünden dayak yiyen tek kişi olmadığımı öğrenince ne kadar mutlu olduğumu tahmin edemezsin.

Eliza Doolittle dedi ki...

Sürüden ayrılan koyun;

Hehehehe sakız dayağı kardeşliği, hepimiz birimiz birimiz hepimiz için :)

sürüden ayrılan koyun dedi ki...

dernekler kuralım birleşip federasyon olalım. bunda sonra sakız yüzünden dayak yiyenlerin sesi olalım :)

Eliza Doolittle dedi ki...

Kim tutar biziii?! :)

sürüden ayrılan koyun dedi ki...

aldım gazı gidiyorum :)

Yorum Gönder