Türkiye'de gazete okumak kolay iş değil, malum. Toplumun türlü çeşitli kesimleri gibi, "birtakım medya"da da, haber asparagasa, üçüncü sayfa manşete karışmış halde. Köşe yazarları hallaç pamuğu gibi savrulmaktan helak, onu yazsam buna mı çarpar, şunu desem öbürüne mi kaçar diye düşünmekten şeşibeş olmuş, saygı duyulası mesleklerini yapmaya devam derdindeler. Bizim beyinler cümleten terelelli, neyi okusak da neye yorum yapsak şaşırmış vaziyetteyiz. Yahu eskiden uzaklardayken pazar sabahı Ankara'da sokaktan geçen simitçinin "simidiyeeeeğğğeee" sesini özlerdim, göl kenarı brunchlarını, annem sofralarını özlerdim, Istanbul'da sabaha erken başlayıp en kenar yerler kapılmadan kendimi Aşşk Cafe'ye atmayı, Tünel daha bommboşken House Cafe'de yerleşmeyi, Emirgan kahvelerinin birinde, ya da karşıda Çengelköy'de, boğaza nazır kurulup menemene ekmek bandırmayı özlerdim, son zamanlarda bu keyifler yanında bir de, ağız tadıyla uzuuun uzun gazete okumayı özlüyorum! Mesafeden ya da zamansızlıktan diil ayol, gazetesizlikten özlüyorum!
Sevdiğim birkaç köşeci varsa hepsi ayrı yerde, pazar ekini başarılı bulduğum varsa ana gazete feco, ama diğerinde de bilmemkim bilmemkimi yazmış derken, ya alacaksın etraftaki 8 gazeteyi birden, ancak eskiden tek birine ayırdığın vakitte tümünü şöööyle bir geçiverirsin, ya da toptan vazgeçip ben bilmem eşim okur, eki ökö saçmalamancası yapıcaksın. Olmaz ki!
Çocukluğumun Cumhuriyet'i, sana diyorum, azcık süsle kendini devir pazarlama devri, biraz tak takıştır, duruluğunu ya da duruşunu bozmadan az makyaj, hadi geeel! Yanında Radikal'i de getir ama, o arkadaşlarına benzemeye başladı, sen sürerken o da silsin biraz boyalarını, hadi kuzum...Haftaiçi bilgisayar başı günler http://www.t24.com.tr/ ile misler gibi geçiyor, güpgüzel okunuyor zaten de, pazar kahvaltısında laptop eşofmana uymaz, ondan dedim.
O diil de şekerim, okuyorum filtreliyorum, yine de "gündeme bommmba gibi düşen" abuk sapan haberlere takılmadan edemiyorum! Necmi'ciğime sabahları şu espressoyu verirken yanına da basın özeti getirir misin desem, çüş diyecek artık ama, hayal etmesi benden nasılsa, Cazibe Hanım'ın gündüz düşleri!
Hazır nihavendden girmiş şımarıktan çıkayazmışken taleplerime devam edeyim oldu olacak...
Aaşkıııım! (Tastamam bu noktada Higgins'e bakışım küskün bir Petek Dinçöz, Türk kamuoyuna mal etmekten vazgeçmediği diyetlerinden 107.sini yeni bitirmiş, yarı fettan bir Sibel Can, geçkin lolita Ece Erken arası bir ifade ve alt dudak az bükük şekil. Geldi mi gözünün önüne? Hah..) Aşkımm...Bak, çakma Pele'nin huylandığı bir konu var diye yasa masa dinlememiş, telekulak çetesine karısını sevgilisini anasını bacısını bakkal Hasan'ı taksici İrfan'ı, etrafta olan ve geçebilecek olan kim varsa hepsini bööyyyle dinletmiş. Sen beni sevmiyo musun da hiç huylanmıyosun beybi, hmm?!
Gerçi Rıdvan Bey'in telefonuyla yapışık yaşadığı, bir reklam şaheseri olarak aklımızda yer eden, Allah muhafaza popomuzun açıkta kaldığı bir gün kabusumuza da kaçabilecek olan şeytanla şaban aile boyu dedikodu ediyor reklamından da belliydi ama, neyse...
Aslında bu mızırdamayı uzatmamalıyım, hem Higgins de dertlenebilir ki Elizam, sen niye benim Play Station oynamama hiç karışmıyosun...Bak, daha bugün taze açıklanan Vergi Rekortmenleri listesine kallavi bir miktarla giriş yapan, Türkiye al-sat TV dünyasını çözmüşlüğüyle uzaktan takdirimi toplayan, zira turist kızların memelerine hello, how are you dediği firar programından teee nerelere gelen Acun Ilıcalı, PS bağımlılığıyla ilgili ne mühim, ne elzem konulara Habertürk'ün bugün başlattığı şuradaki yazı dizisinde değinmiş. Saatler, günler boyu oynadığından, bazen toplantı kaçırdığından, herkesin nasıl da yeteneksiz olduğundan dem vurmuş. Gerçi ben H.ye telekulak küsmesi yapsam o bana güler ve aşkla paranoyayı karıştırmasak, hatta toptan salaklaşmasak? diyebilir. O da bana play station'ıma niye karışmıyosun diye sitem etse ona gülüp, ayarlı yapılan bir oyun keyfine niye karışayım ki aşkım, yetişkin adamsın, oyun derdinden toplantı kaçırmak gibi gerzoluklar da yapmazsın nasılsa derim, sarılırız geçer gider...
Bu arada vallahi merak ettim...Bugünkü vergi rekortmenleri listesine Koç'u bile bakır madalyaya mahkum ederek 2 numaradan giren esrarengiz beyefendi Salvo Taragano, geçen yıl tahakkuk eden 15 milyon 614 bin liralık vergimle ikinci oldum ama, basında çıkan fotolarıma bak, kahretsin göbeği salana kadar bi takım elbiseli resim çektireydim, kızlar beğenseydi diye hayıflanmakta mıdır? Yoksa vaziyete zinhar takılmayıp, amaaaan, ne takımı, beğenen milyonlarımla beğensin. Bak Halis Ağa'ya, ne kızı, resmen torunu yaşındaki kızla bilmemkaçıncı nikahı çaktı da, oh aleme ibret olsun salak yavrucağız eve gelen İngilizce öğretmeninden adamı kıskanıyor..diye yellenmekte midir?
Merak ettiğin şeye bak Elizoş diyeceksiniz, napiyim yahu, gazete okuyayım diyorum bunlar çıkıyor?! Hoop dön yazının başına. Eski Cumhuriyeeettt!


15 yorum: