Halet-i ruhiyem pek hoş; üstelik sadece bahar havasına bağlanacak denli de uçuşkan değil bu aralar...Nisan-mayıs ayları, gevşer gönül yayları durumu ayrıca hasıl olmuştur bünyede o kesin, zaten de kocama her bahar yeniden aşık oluyorum ben ama, şimdi farklı sebeplerim de var! Bu cumartesi ve bundan sonraki her cumartesi için pek heyecanlıyım örneğin...Sürpriz sürpriz sürpriz aaaaşşşkııımmm, süüürrpriiizz!
Ayrıca da bugün üzerinize afiyet bonus aldım..Finansal açıdan gayet çirkin dönemler geçiren piyasalar ve Allah iyilikler versin, herkes bi hoş burada şekerim bankası'ndaki gel-git dönemlerim neticesinde pek beklemiyordum açıkçası, öyle anlı şanlı bonuslar da kalmadı etrafta artık ama, yine de mis gibi oldu valla ne diyim...Neticede zaman Özel Bankacılık yapmak için pek de harika bir zaman değil. İşkilli Büzük Yandan Dingil yazımda, konuyla ilgili görüşlerimi pıtır pıtır yazmıştım. Öyle makineleri raporları ekranları değil, müşteriyle karşı karşıya olduğum kısımları ne kadar seversem seveyim, işin keyfi kadar, sıkıntısı da eksik olmuyor. Akla hayale gelmez tutarlarla tek kalemde işlem yapan bazı tiplerde ahhh bi duysanız, bazen ne saçmalıklar ne "ağaçta mı topladın makinede mi akladın nerden buldun bu odunluğunla bu parayı be adam" diye düşündürtenler çıkıyor. Hele arada birkaç duruma rastgeldim ki, anlatıcam, amaan Elizoş, uydur uydur ebegümeci diyeceksiniz...Ama vallahi uydurmuyorum, Temel fıkrası gibi!
İlk olay birkaç yıl önce. O zaman çalıştığım harika bankadaki çok ama çok sevdiğim genel müdürüm olan hanımefendiyle birlikte, benim bir hedef müşterimi ziyarete gitmişiz. Adam eğitimsiz ama çalışkan, Allah yürü ya kulum demiş, serveti sağlam. Tonton komik de bir amca ama, her şeyi bildiğini beyhude iddia eden kısımdan, pek çekilmiyor. Bu anlattı anlattı bir şeyler, ben finansal piyasaları avucumun içi gibi bilirim'e bağladı atını, yavaaaş yavaş otlatıyor. Patroniçe sordu sonunda, acaba en çok hangi ürünle yardımcı oluruz size diye, amcacık etraftan eurobond işini çokça duymuş ilgisini çekmiş olmalı ki, patlatıverdi; "EuroGong var mı sizde?!"...
Biz o ofiste kendimizi nasıl tuttuk, kopmadan nasıl çatlayacak hallere geldik, patronla arabaya biner binmez gözlerimizden ne yaş geldi, hala hatırladıkça kıkırdarım...
2 gün önce de başka bir müşteri. Su katılmamış, fıkralardan fırlamış bir Laz. Kendisini yüzyüze görmedim ama, sesinden bu gerçeği kavramamak mümkün değil. Oran al ver ürün anlat derken, bir şekil anlaştık beyefendiyle, bende hesap açtı, yüklü bir transfer yapacak. Telefonda sordum, "acaba nereden göndereceksiniz tutarı, swift mesajı varsa o şekilde daha sağlıklı takip ederim" diye, gümbür gümbür sesiyle cevap verdi, "Çenevre!".
Yaa, böyle de komiklikleri var bizim segment'in...
Bazen isyanlara gark oluyor insan, bazen gerçekten anlayamıyor, bazen de muhteşem hanımefendilerle, beyefendilerle tanışıp, müthiş keyifli bir iletişim kurup öyle iş yapıyor...
Neticede bugün emek karşılığı kabilinden, maaş dışında bir armağancık almış oldum ki, zaten mutlu ve heyecanlıydım en başta dediğim gibi, bu da ekstrası oldu. Zaten nisan etrafta, taze çilek tabaktaydı, kreması da bu oldu!
Cumartesiyi bekleyiniz, beni izlemeye devam ediniz, sizleri fena halde sevdiğimi de unutmayınız efendim, esenlikler dilerim...

26 yorum: