11 Mayıs 2010 Salı

Bebek Kave

Pazartesi sabahı erkenden, kendimi Istanbul seyahatlerinin vazgeçilmez semti Bebek'e, semtin en özleneni Kahve'ye attım. Bu haftaya, böyle bir telden, çooook sevdiğim iki kadim dostumla "ka-ve"de buluşarak başladım. Eva, Merviş ve Serçe gücüyle; tanışmamıza mekan Brookyln'i, tatillerimize poğaça İnceburun'u, rengarenk boyanan Istanbul'u, onca farklı yerde yaşanmış binlerce farklı anı, tıngırdayan çay kaşığıyla, beyaz peynirli domatesli simidin yanıbaşında harmanladım.

Bebek, zamansız ve şekilsiz, gündüzü ayrı güzel, gecesi ayrı keyif, en nev-i şahsına münhasır semtlerindendir ya Şehirler Ecesi'nin, bayılırım! Istanbul'un en güzellerinden, Bebek Camii'nin karşısındaki Bebek Kahve de, bu her köşesini apayrı sevdiğim semtin, en sabah mahmuru, en günışığı kıvamlı köşelerindendir; öyle ki, birkaç ay uzak kalayım, fena halde kurtlanırım!

Yıllardır aynı kalmış, kemikleşmiş, müdavimini yaratmış Bebek Kahve, etrafındaki modern bistro ve cafe’lere inat, alabildiğine cilasızdır...Ucuz değildir, kredi kartı da geçmez, ama size bir kuru çayla tost yanında, Bebek'in tüm ruhunu verir...Rahatsız tahta iskemleleriyle, sabahın kör vaktinden akşamın dokuzuna kadar açıktır... Sosyetik koşucu makyajlı teyzeler, mekana müdavim, genelde sabah erken gelip gazetelere gömülen isimler, (başı İsmet Berkan ile Ahmet Utlu çekiyor, zira 60 kere gittiysem 60ında da oradalardı), iş gününe hazırlanan takım elbiseli tayfa, tümü samimi ve yapmacıksız elemanlar, bir de geçerken uğrayanlar derken; adeta 1-50 ölçeğinde kağıda yansıtılmış bir kozmopolit haritadır! İnsanı en demlisinden sağaltır...

Istanbul'dayken, Akatlar'da çalıştığım, Kavacık'da oturduğum zamanlarda, özellikle bahar ve yaz ayları, arabayı köprü keşmekeşine hiç sokmaz, sabah Kandilli İskelesi'nin oraya park eder, çingene vapuruyla karşıya geçerdim. Bebek'te iner, kahvede kahvaltı eder, oradan taksiyle yukarı, Akatlar'a çıkardım. Uğruna 1 saat az uyumayı göze alacak denli sevdiğim bu ritüelle başlayan sabahları, uykunun kendisinden bile daha çok severdim. Akşam da yine vapurla döner, Kandilli'de inince bazen karşıki fırından taze pide, bazen sokak manavından sebze meyve alıp evime öyle döner, bazen de iskelede, Suna'nın Yeri'nde bir balık-rakı yapıp eve oradan giderdim. Vapurda, kahvede ve balıkta bazen yanımda dostlar, 1-2 defa, Istanbul ziyaretlerinde ritüelimle tanıştırdığım can aşkım, bazen de sade, yalnızlığımın keyfi olurdu...

Yeni ve çoğul ritüeller yarattığım, aşkla kuşanmış huzurlu bir kanal şehrinde yaşıyorum ve bunun için şükran doluyum...Bu duygudan tamamen bağımsız, apayrı varolan bir ruhla dün sabah, eski günlere özlemle selam verdim.
Çay bardağım havada kime ne, eskimeyen keyifler şerefine...!



16 yorum:

  1. Bebek'i özledim, öyle güzel anlatmışsın ki sanki daha bir kaç gün önce orada olan ben değilmişim gibi geldi. Ağzına eline sağlık Eliza'm.
    YanıtlaSil
  2. ohhhh yarasınn!! ruhun doymuş, gönlün şenlemiş, beslenmişsin...
    bilirim o özlemlerin nasıl bi şey olduğunu, nasıl acıktığını insanın istanbul'a ve de boğaza.

    sefan olsun evin de mutluluk dolsun, aşkın da bu güzelliklerden bol bol koklasın senin aracılığınla...
    YanıtlaSil
  3. bebek kaveye varmak için 1 saat yok yapmasak özlerdim :)
    YanıtlaSil
  4. şimdi istanbul'da olmak vardı!! =)))
    YanıtlaSil
  5. ben ne zaman uğradıysam bi kaç ünlüye denk geldiğim için artık gitmiyorum valla. insanların duruşlarından bakışlarına kadar herşey değişiyor ,kasıntı oluyo. ama sen yazınca yanlış biliyormuşum gibi hissettim :P
    YanıtlaSil
  6. Yapma böyle şeyler Elizam bak ben de İstanbulu özledim :(
    YanıtlaSil
  7. Eliza, Bebek’de Kave’yi öyle güzel anlattın ki, gerginlikten incelen sinir liflerimin beni kıyıya bağlayan uçlarını kopararak, yelkenleri açmamı ve oraya gitmemi öğütlemiyor, adeta emrediyorsun :) Bu kadar tanıtımın sonunda, artık sana ne yapsalar yetmez bence!!! Uzaklara açılmış bir noktadan ne denli hisli yazılabileceğini de göstermiş oldun. Ne İstanbul’dan kopabiliyor, ne de Hollanda’nın güzel çiçeklerinden vazgeçebiliyorsun. Her iki havayı soluyabiliyor ve gördüklerini kelimelere dökerken, bizleri büyülü havanın sisli dumanında, tozpembe hayallerle baş başa bırakıyorsun. Teşekkürler ;)
    YanıtlaSil
  8. Aslı;

    Senin dün sabahki esrik simitli yazında da ben aynı şeyi hissetmiştim..öperim.
    YanıtlaSil
  9. NzN;

    Ne harika dilekler bunlar, sağol, mutlu ol :)
    YanıtlaSil
  10. Decisions;

    Yoluna değer, boşveer! ;)
    YanıtlaSil
  11. Çok tuhaf günlük;

    Yap Ankara'dan bi çıkarma, erguvan mevsimi tam, iyi gelir :)
    YanıtlaSil
  12. Volkan;

    İkimiz de doğru biliyoruz da, saatini, modunu, ruhunu tutturmalı diyelim! Haftasonu pek gitmem ben örneğin, haftaiçini daha çok severim, dediğin sebepten...
    YanıtlaSil
  13. Psikopat Fare;

    Özlenesi ama be canım :)
    YanıtlaSil
  14. Hayalbemol;

    Uzuun Emre yorumunu özlemişim :) Ben güzel anlatmışım ama, sen de ne güzel bi ruhla okumuşsun!..Hem vallahi komisyon almıyorum!! :)
    YanıtlaSil
  15. benim de işyerim kavacık'da idi. bir ara sarıyerden kavacık'a ido ile geçerken hep kandilli üzerinde uğrayacağım fırını hayal ederdim... vapur - deniz ulaşımına bayılıyorum ben yaw... gözlerimi doldurdun be eliza yaw. hatta işaret midir nedir bilinmez ama 3 yıldır londra'da yaşayan ve türkiye'ye dönmek isteyen bir arkadaşımla yapılmış geri dönüş muhabbetinin üzerine bu yazı bilemiyorum :)
    YanıtlaSil
  16. Lifetrainee;

    :) Good old days cicim...Ben de vapur delisiyim!
    YanıtlaSil