Cumartesi günleri Higgins'le sürdürdüğümüz karış karış Hollanda programı, Leiden ve Maastrict gibi şehirlerden sonra, bu haftasonu da Utrecht ile devam etti şeker helvası okurlar...Centraal Station'dan atladık trene; Hollanda'nın tam ortasında yer alan, Amsterdam'a yarım saat mesafedeki bu güzel şehirde aldık soluğu...(Son anda gaza gelip evden fırladığımız, bir de üzerinize afiyet, nedense benim basiretim bağlanıp kameramı almadığım için, resimleri iPhone ile çekip yükledim, idare edersiniz di miiiy?!)
Utrecht, Amsterdam'dan oldukça ufak, ancak çok daha eski, turistlerin nispeten daha az olduğu, 300.000 nüfuslu bir şehir...Şehirdeki aynı isimli üniversiteden dolayı muhtemelen, sokaklarda gencecik, tazecik bir enerji, çok bol insan var. Burası da kanal şehri, ancak Amsterdam'ın kanal kenarı cafelerinden farklı olarak, ana kanalda su seviyesinde sıralanmış çok daha fazla mekan var.
Hollanda'nın en yüksek çan kulesi Dom Tower ile, bahçelerinde Aziz Martin'in ufak bir heykelinin olduğu St. Martin Katedrali şehrin çehresine tarih katıyor...Katedralin orta kısmı, 1674'deki şiddetli kasırgayla yıkılmış, yerinde koca ağaçların olduğu bir avlu duruyor. Gezinirken, o avluya gelen hoş bir gelin arabasına da denk geldik, pek cici oldu...
Kanal kenarında gezdik, ara sokaklarda kaybolduk, arada ufak tefek alışveriş yaptık...Sonra da kendimizi, Utrecht'in pek ünlü ve çok güzel "birahanesi", kendi biralarını üreten Oudaen'de ödüllendirdik. Resimde görünen beyaz biralar mekanın kendi ürettiklerindendi, yanına pek yaraşan Bitterballen ise Hollanda mutfağında favorim...Krokete benzeyen, dışı çıtır kızarmış, içi yumuşacık püremsi, içinde nişastayla yoğunlaştırılmış yoğun bir et suyu çorbası ve ufak et parçaları var. Hardala bandırılmak suretiyle, her ilk yiyenin düştüğü hataya düşüp de damağınızı dağlamamak için lop diye ısırmadan, minik lokmalarla yenilesi...(Tabii ki ben de H.nin uyarısına rağmen damağımı yakmıştım!) Nefis...
3-4 saat gezip feci yorulduktan sonra, gün ışığında biraları ve bitterballenları yuvarlamış olmanın hafif esrikliği ve inceden diyetsel vicdan azabıyla evimize döndük.
Başım H.nin omzunda, yeşil tarlalara bakarak trende giderkenki keyifli halim, Utrecht'teki bu inanılmaz tatlı heykelciğin hissettirdiği uçuş uçuş duyguyu andırıyordu...
23 yorum: