17 Mayıs 2010 Pazartesi

Karış Karış Hollanda

Cumartesi günleri Higgins'le sürdürdüğümüz karış karış Hollanda programı, Leiden ve Maastrict gibi şehirlerden sonra, bu haftasonu da Utrecht ile devam etti şeker helvası okurlar...Centraal Station'dan atladık trene; Hollanda'nın tam ortasında yer alan, Amsterdam'a yarım saat mesafedeki bu güzel şehirde aldık soluğu...(Son anda gaza gelip evden fırladığımız, bir de üzerinize afiyet, nedense benim basiretim bağlanıp kameramı almadığım için, resimleri iPhone ile çekip yükledim, idare edersiniz di miiiy?!) 

Utrecht, Amsterdam'dan oldukça ufak, ancak çok daha eski, turistlerin nispeten daha az olduğu, 300.000 nüfuslu bir şehir...Şehirdeki aynı isimli üniversiteden dolayı muhtemelen, sokaklarda gencecik, tazecik bir enerji, çok bol insan var. Burası da kanal şehri, ancak Amsterdam'ın kanal kenarı cafelerinden farklı olarak, ana kanalda su seviyesinde sıralanmış çok daha fazla mekan var.








Hollanda'nın en yüksek çan kulesi Dom Tower ile, bahçelerinde Aziz Martin'in ufak bir heykelinin olduğu St. Martin Katedrali şehrin çehresine tarih katıyor...Katedralin orta kısmı, 1674'deki şiddetli kasırgayla yıkılmış, yerinde koca ağaçların olduğu bir avlu duruyor. Gezinirken, o avluya gelen hoş bir gelin arabasına da denk geldik, pek cici oldu...




Kanal kenarında gezdik, ara sokaklarda kaybolduk, arada ufak tefek alışveriş yaptık...Sonra da kendimizi, Utrecht'in pek ünlü ve çok güzel "birahanesi", kendi biralarını üreten Oudaen'de ödüllendirdik. Resimde görünen beyaz biralar mekanın kendi ürettiklerindendi, yanına pek yaraşan Bitterballen ise Hollanda mutfağında favorim...Krokete benzeyen, dışı çıtır kızarmış, içi yumuşacık püremsi, içinde nişastayla yoğunlaştırılmış yoğun bir et suyu çorbası ve ufak et parçaları var. Hardala bandırılmak suretiyle, her ilk yiyenin düştüğü hataya düşüp de damağınızı dağlamamak için lop diye ısırmadan, minik lokmalarla yenilesi...(Tabii ki ben de H.nin uyarısına rağmen damağımı yakmıştım!) Nefis...


3-4 saat gezip feci yorulduktan sonra, gün ışığında biraları ve bitterballenları yuvarlamış olmanın hafif esrikliği ve inceden diyetsel vicdan azabıyla evimize döndük.

Başım H.nin omzunda, yeşil tarlalara bakarak trende giderkenki keyifli halim, Utrecht'teki bu inanılmaz tatlı heykelciğin hissettirdiği uçuş uçuş duyguyu andırıyordu...


 

23 yorum:

gençbiranne dedi ki...

çok güzel yaaa..
eşim gideriz diyodu bi ara tatil için umarım gerçekleşir:)))

DecisionS dedi ki...

hımmffflll masal gibi geldi ne güsel, uzun süredir de yazmıon zaten!

bad-ı esrar dedi ki...

oyhhh tıhandım ayrıyetten gısgandım:))
güzelmiş bize de nasip olur inşallah

Eliza Doolittle dedi ki...

Gençbiranne;

Umarım, çok cici bi yer. Yalnız gece kalacaksanız Amsterdam'ı tercih edin, Utrecht'e bi gün yeter der, şehrimi her koşulda desteklerim :)

Eliza Doolittle dedi ki...

Decisions;

Ayol hayatım ne demek yazmıyosun, bugün cümleten kızasın var senin..Daha ne yazıcam T24 bi koldan Roadlife diğer yandan üstüne blog?!

Eliza Doolittle dedi ki...

Bad-ı Esrar;

Ne harika bi nick'tir bu yahu :)
İnşallah nasip olur, her zaman bekleriz!

PELİNCE dedi ki...

Niyeyse Almanyayı hatırlatıyor oralar bana, birsürü bisiklet su ve ağaç, huzurdan ölebilir insan bir parkta bir cumartesi öğleden sonrası

Aslı dedi ki...

Kıskandım dım dım! Tamam hava soğuk, burası güzel falan ama orada olasım geldi, Eliza'm be.

ayçobanı dedi ki...

Ben severim Utrecht'i, Roma misali bütün tren yollari bir sekilde hep Utrecht'e düserdi!!

Eliza Doolittle dedi ki...

Pelin;

:) Ben sadece Hamburg'u gördüm şimdilik, ama eşim iyi biliyor ve o da benzetiyor çokluk...Huzur huzur huzur :)

Eliza Doolittle dedi ki...

Aslı;

Burada olucaktın da ben seni gezdiricektim de muhabbet edicektik ve sonunda tanışıcaktık!! Soğuk moğuk vız gelirdi şeker..bi gün :)

Eliza Doolittle dedi ki...

Ayçobanı;

Doğru, haklısınız :) Hollanda'nın tam ortası olduğundan herhalde, tüm raylar o dev istasyonda kesişiyor...

DecisionS dedi ki...

masal yazmıosun!

Eliza Doolittle dedi ki...

Deci;

Hmmmm tamaaaam, ben de dedim yoksa okumuyo mu beni yeni koselerde uykusuzum...
Yazicam bu ara yenilerini bakalim :)

pianthus dedi ki...

Güzel görünüyor, en kısa zamanda ertelediğimiz geziyi gerçeklerştirelim bari:) Hollanda'nın en büyük kapalı alışveriş merkezi varmış galiba.

Eliza Doolittle dedi ki...

Pianthus;

Evet bence seversiniz :) Kapali alisveris merkezinin tahmin edebileceginiz gibi pek bi numarasi yok :) Ancak alisveris caddesi Kalver'den cok daha buyuk ve nispeten daha cesitli :)

bad-ı esrar dedi ki...

teşekkür ederim beğendiğine sevindim:) belki bundan yıllar yıllar sonra neden olmasın:) zira şu an anca karnımı doyuracak hatta henüz doyuramayacak derece de sefilim:) öğrenciyim çünkü:)

Eliza Doolittle dedi ki...

Bad-ı Esrar;

Hiç merak etme, şimdilik olanın keyfini yaşa derim, zira öğrencilik sefaletinin bile keyfini özlüyor insan "büyüyünce" :)

Abra!* dedi ki...

Cennet mekanlar.

Eliza Doolittle dedi ki...

Abra!*;

Oyle :)

bad-ı esrar dedi ki...

hehehe ben baya bi büyüdüm yahu eliza..öle ufak tefek değil yani yaşım...artık fakülteye yeni gelmiş çömez birlere buralar eskiden çayır idi çimen idi muhabbeti bile yapıyorum:))
ama haklısın tabi özler insan.geçmiş hep özlem kokar:)

Eliza Doolittle dedi ki...

Bad-ı Esrar;

:)) Buralar var ya, eskiden bağdı..ne tadından yenmez muhabbettir oooo...

tuguna dedi ki...

ben severim utreht'i. oldu bitti kucuk sehirleri daha cok severim zaten. bir de amsterdam bize nispeten uzak bir de, onun da etkisi var. breda'ya gittiniz mi? benim en sevdiklerimden biri de o.

Yorum Gönder