Absalom'a...
Günlerden bir yaz, zamanlardan bir boştu.
Akdeniz kentlerinden birinde bir adam, uzun, upuzun yıllar düş peşinde koştu...
Adam komikti, zekiydi, zaman zaman esrik ve çoğunlukla eğlenceliydi. Kendiyle dalga geçebilenin, hayatla dalgasının da az tuzlu olduğunu bilenlerdendi. Kuşlardan en çok yalıçapkınını, kentlerden mutlaka su kenarında olanları severdi. Fazla darlanmaya gelemez, ama nedense hep daraltan kadınları seçerdi!
Adam bir yandan gülmeyi sever, bir yandan ağlayamadığına üzülürdü. Bir yandan sevmeyi ister, diğer yandan bireyselliğiyle övünürdü. Aşık oldu, kırıldı. Aşık oldular, kalpler kırdı. Sevişme mevsimlerine hayalkırıklıkları karıştı.
Ne zaman ki tanışmaları tesadüfe, kendini tanımayı hayata, başkalarını tanımayı zamana, yaşanmışlıkları takvimlere, beklentilerini evrene bıraktı, dinginlikle tanıştı. Hemen ardından da baharla...
Bahar, güzel yüzlü, güleç çehreli, minyon, esmer, hoş bir kadındı. Aşık oldu, kırıldı. Aşık oldular, kalpler kırdı. Uzun süren birkaç ilişkisi de çeşitli ıssızlıklarla bitti, araya hayat karıştı.
Bir gün, ortak bir dostun yemek davetinde, kadınla adam tanıştı. Kıvılcımlar çakmadı, havai fişekler patlamadı. Çok fazla aşk filmi izlemenin yan etkilerini unutturan, olağan tanışmalardandı. Masada yanyana düştüler...
Kısa sohbetler, birkaç kadeh rakı, biraz kavun, biraz peynir, biraz meze arasında, ufak kahkahalar duyulmaya başladı. Tanıştırıldıklarında birbirlerinin ismine dikkat etmediklerini sonradan fark ettiler. İsimsiz sıcaklıktan mı ürküp bilinmez, sohbetten epey sonra, tanışma faslına geçtiler.
"Ben Bahar" dedi kadın.
"Neden?"
"Nasıl yani neden?"
"Neden Bahar koymuşlar ismini?"
"Nisan ayında doğmuşum. Uzun yıllar beklendikten sonra gelen ilk ve tek çocukmuşum, baharlanmışlar...Sen?"
"Ben A...İsmimi annemin o yıllarda bayıldığı bir aktörden almışım. O gün bugün, hayatı sahne yapmaya yazgılandım galiba! Çok konuşuyorsam ondandır..."
Gülümsediler...
Birbirlerinin sohbetinden hoşlandıklarını fark ettiler.
Birinin sohbetinden hoşlanan her düşkırığı yetişkin gibi, ürktüler.
Ürkünce kendini bileyleyen her erişkin gibi kendilerini tutamadılar, devam ettiler.
Yakamozlu bir akşamdı, gece güne dönmeden ayrıldılar, bir daha görüşmek üzere sözleştiler.
Adam dünlük tutardı. Bir gün önce yazdığını yeniden okumayı pek sevmez, günlük tutanları anlamazdı. Dünlüğüne bu akşamı yazdı, ilk kez yazdığı sayfayı koparmadı, gelecek dünleri beklemeye karar verdi...
21 yorum: