Muhteşem bir kitap! Geç keşfetmişim, ama geç olsun güç olmasın...95 kısacık sayfada insanı çarpan, güldüren, hüzünlendiren, kendi yazma serüveniyle ilgili kıskançlığa bile gark eden, pek leziz bir anlatım, Hatice Meryem'den..
"Nasıldır mesela... Bir ayyaşın karısı olmak... bir apartman kapıcısının karısı... bir tornacının... bir cücenin... bir imamın... bir kuryenin... bir marangozun karısı... gardiyanın karısı... kasabın karısı... çok genç bir adamın karısı... ince ruhlu bir adamın karısı... bir işçinin karısı... avare bir adamın... bir adamın ikinci karısı... bir demiryolcunun karısı... bir tüccarın... bir sünepe adamın... bir emeklinin... bir oburun... bir lüzumsuz adamın... bir şoparın... ilkaşkının karısı... bir saz âşığının... bir kader kurbanının... yakışıklı bir adamın karısı... bir şairin karısı... yaşlı bir adamın karısı... bir garibanın... babasının karısı... ya bir de oğlunun... Nasıl bir yaşantıdır, neler hissettirir, nasıl katlanılır, safası nasıl sürülür, hayalleri nicedir... Kuvvetli bir gerçekçilikle, ama mizahla, ama sevgiyle kurulmuş “eş durumu” fantezileri..."
Sait Faik'e açık, Nazım Hikmet'e saklı göndermelerle dolu..Gerçekten çok sevdim.Tüm kısa parçalar harikaydı, illa aralarından seçeceksem en çok ilkaşkının karısı'nı, cücenin, şoparın, bir de şairin karısı'nı sevdim...
"Yolda görenler en fazla iki can mahalle arkadaşı bunlar derdi; kimse inanmazdı onca yılın karısı kocası olduğumuza. Kolumu, mesut bütün adınlar gibi dolardım kocamın boynuna..."

8 yorum: