28 Ağustos 2010 Cumartesi

"Yavşak" Fiba!!

Türkiye'nin bugüne dek ev sahipliği yapacağı en büyük, dünyanın da en değerli üç spor organizasyonundan birisi olarak kabul edilen 2010 FIBA Dünya Şampiyonası bugün başlıyor.

Şampiyona, pek de güzel kotarıldığını düşünmediğim Van Kedisi maskotuyla, dünyaca ünlü bazı oyuncuların sakatlıkları nedeniyle katılım yapamayacak olmalarıyla, 12 Dev Adam’ın 2001 yılına göre hafif kalan rüzgarıyla bolca tartışılmaktaydı. Yine de tartışmaların çoğu, açılış gecesiyle ilgili tartışmalar kadar alevli olmadı!
Öyle ki, İstanbul’da dün akşam gerçekleştirilen açılış törenlerinde, dünyanın en ünlü, hayvansız sirki Cirque du Soleil’in gösteri yapacağı, ayrıca Sema gösterileri, Mehteran takımı ve Anadolu Ateşi gibi gösterilerin sahneleneceği konuşuluyordu. Bunlar dışında bir de Fazıl Say sahne alacak, piyano-orkestra-koro ile Türk Marşı çeşitlemeleri sergilenecekti. Ancak açılışa kısa zaman kala bu proje iptal edilip, sahne Fazıl Say’ca son günlerde sertçe eleştirilen Sezen Aksu ve Müslüm Gürses’e verildi.
Gençlik Spor Genel Müdürü Yunus Akgül, konuyla ilgili “Törende Sezen Aksu da ülkemizin müziğinden en güzel örnekleri sunacak, Müslüm Gürses de. Ben özellikle Gürses’in olmasını arzu ettim. Çünkü ülkemizden farklı bir mozaik” açıklamasını yaptı.



Öncelikle, son günlerin Fazıl Say ağızlı, “arabesk yavşaklıktır” söylemine hiç katılmadığımı belirtmeliyim. Arabesk’in, sosyologlarca dahi yıllarca tartışılmış, hâlâ da tartışılmakta olan, bir kesimin halet-i ruhiyesini, biçare, bedbaht, dramatik ve öz-yıkımcı psikolojisini derinlemesine anlatan bir olgu olarak ortaya çıkışına saygım var.
Arabesk akımın bazı örneklerini, ayrıca oryantal ezgileri, türkülerin bir kısmını, vuruşlu çalgılarla ney ezgileri çeşitlemelerini yerinde kullanıldığında seviyorum. Müslüm Gürses’in, kendi “jiletçi” fanatiklerine taban tabana zıt da olsa, kendisini popüler kültüre yaklaştırma hallerinin bazı örneklerini dinleyip sevmişliğim var.
“Soft-Arabesk” bir şekilde, pop müziğin, ve hatta bütün bir popüler kültürün azar azar arabeskleşmesindense pek hoşlanmıyorum.
Öte yanda, klasik müziğe, tüm bestekarlara ve icra eden değerli sanatçılara da saygım sonsuz. Fazıl Say’ın, gerçek bir müzik dehası olduğuna da inanıyorum. Ancak, arada karşıma alıp, anneanneciğimin bir öğüdünü tekrarlayasım da gelmiyor değil: “Boğaz dokuz boğumdur yavrum, dokuz düşün, bir söyle”...
Say’ın zaman zaman, düşünerek konuşmaktan geçtim, ufacık bir akıl-formasyon imbiğinden geçmemiş, gereksiz sertlikte açıklamalar yapabilen, kendisini izlemek için gelmiş seyirciyi çok ağır sözlerle sahneden azarlayabilen, eleştiriyi hiçbir şekilde kaldıramayan bir yapısı olduğu aşikar.
Herhangi biri yapsa, “babamın oğlu mu canım, bana ne, her koyun kendi bacağından asılır” diye omuz silkmemin son derece kolay olduğu böyle bir tavır bozukluğunu ise, sanatsever, yurtsever, yurdu sanatıyla başarıyla temsil edenleri çok çok sever gönlüm, dehasına kendi eliyle gölge düşürdüğü için isyan ediyor.
Amerika’da okuduğum yıllarda, New York’da bir barda Burhan Öçal’ı izlemiş, smokinli tuvaletli, kelli felli Amerikalılar'ın onu ayakta alkışlamalarından büyük zevk almıştım. Benzer bir psikolojiyle ustalar ustası Yaşar Kemal, diva Leyla Gencer, kalemini sevdiğim Orhan Pamuk, beyefendi Ahmet Ertegün, Güher-Süher Pekinel, Suna Kan, Fazıl Say ve sayamadığım tüm yüz aklarımızla ilgili uluslararası arenada kopan her fırtına, koltuklarımı kabarttı hep...
Ülkede iş dünyasının ya da sanatçıların illa ki, mutlaka ki, “ay vallahi bırakmam çay içmeden” ki, politik eğilimlerini ve “taraflarını”, bertaraf olmamak adına ortalara sermeleri istenen bir ortamın zaten tam içindeyiz. Sanki 12 Eylül mahşer günüymüş de 13’ünü görmeyecekmişiz gibi, taraflarıyla bütün, koca bir millet değilmişiz gibi, olayın şirazesi kaydıkça kaymış, vatan referandumun sonucuyla değil, süreciyle elden gidiyor gibi durumlar var.
Böylesi bir ortamda, her konuyla ilgili fazlaca sivri görüşlerini sakınmayan Fazıl Say’a, hükümetçe pek bayılınmadığından da eminim. Ama amaç politika mı, dünyada milyonlarca insan tarafından izlenecek, gerçekten önemli bir spor aktivitesine ev sahipliği yapma şansını yakalamışken, bu mozaiğin yapıtaşlarından değerli örnekler sunmak mı?
Ben bu satırları kaleme alırken açılış gösterileri için provalar yapılmaktaydı. Bu nedenle gösterilerin nasıl gerçekleştiğini, nasıl tepkiler aldığını henüz bilmiyorum.
Anadolu Ateşi’ni, Semazenleri, oldum bittim kendilerinden hafif tırssam da Mehteran Takımı’nı, Haris Alexiou ile düetler yapacaksa, Balkan ezgilerinden döktürecekse hele, kraliçe Sezen’i de doğru buluyorum. Fazıl Say olmadıysa, dünyaca ünlü birçok virtüözümüz var, resmi tamamlayacak başka kimse yok muydu, diyesim de geliyor.
Amma velakin, söyleyin Allah aşkına, Müslüm Baba bu mozaikte, Dünya Basketbol Şampiyonası açılış töreninde, hiç olmuş mu?!




11 yorum:

  1. “Soft-Arabesk” bir şekilde, pop müziğin, ve hatta bütün bir popüler kültürün azar azar arabeskleşmesindense pek hoşlanmıyorum."

    işte benim konuyla ilgili fikirlerimi anlatan cümle bu. işte bence fazıl say'ın söylediği "arabesk yavşaklığı" da bu. ve ben kendisine katılıyorum. ben de dibi neyse bu işin, işte oraya kadar arabesk dinlerim zaman zaman. ve hatta dünkü müslüm gürses'i de beğendim. ama bence bunu demiyor fazıl say. her fırsatta o arabesk'in içine kendimizi atmamızdan dem vuruyor. ben böyle anladım.

    basketbol şampiyonası açılış törenine gelirsek, sana o kadar katılıyorum ki anlatamam. sırf fazıl say'ın sözleri ve zaten uzun zamandır dile getirdiği düşünceleri nedeni ile organizasyon dışı bırakılması, artık doğru ya da yanlıştan öte normal bence. çünkü bu organizasyonu organize etmeye muktedir kişiler'in bu tarz uygulamalarına o kadar çok alıştım ki bu da normal geldi. yerine fazıl say'ın karşıt gibi gösterildiği isimlerin konması da o kafa yapısı için vazgeçilmez bir davranış.

    ancak senin de bahsettiğin gibi sevgili doolittle, başkası yok muydu yani! sadece fazıl say mıydı yani! her yerinden göstermelik olduğu akan 3 dakikalık müslüm baba şovu da neydi ya adam gibi zaman verirsin biraz daha söylerdi ya da çıkmazdı. haris alexiou'ya tercih ederdim.

    peki son olarak soruyorum, arabesk yavşaklığı değil de yunanistan yavşaklığı değil miydi dün akşam ki? neden yunan birileri çıktı? bence kimsenin umrumda değil bu "bakın kardeşiz biz" tavırlarımız, o "kardeş"lerimizin bile.. bırakalım bu ucuzlukları.

    türkiye'nin organizasyonunda baştan sona türk'ler olmalıydı.
    YanıtlaSil
  2. Çok ucuz, amatör ve vizyonsuz bir gösteriydi ne yazık ki.

    Bana göre Mehteran ve Senfoni Orkestrası başarılıydılar, hepsi o.

    Semazenlerin gösterisini ise Sabri Tuluğ Tırpan imzalı Sertab Erener'in sesi ve fiziğiyle süslenecek "Simyacı Senfonik Şiiri" ile anlamlandırmayı akıl etselerdi bir işe yarayabilirdi.

    Sunucu diye ortaya koydukları iki isim var, ikisinin de işi sunuculuk değil! Sunamadılar da zaten...

    Konuşma yapmak için mikrofon verilenler, muhterem büyüklerimiz! sadece demogoji yapıp ağlak suratlarıyla "Biz var ya bizzz" edebiyatıyla ucu açıkta kalan abuk sabuk cümleler kurdular. Ben anlamadım bu ezik tavırların ne manası vardı şu açılış töreninde ??

    Sezen, Müslüm ve Mustafa Erdoğan imzalı bir açılış töreniyle artık iyice zıvanadan çıkmış bir kadrolaşmanın, taraflaşmanın güdümünde olduğumuzu haykırdılar bize. "Bir zamanlar arka odalarda gizli gizli gelecek için profillediğimiz Türkiye; artık nihayet tüm aleme takdimimizdir" dediler resmen.

    Üzücü... Sevimsiz ve aşikar...
    YanıtlaSil
  3. dootille my lady, basketbol ilgi alanıma pek girmediğinden faketmemişim, logo bir felaketmiş. Merak ediyorum acep bunu bakanlardan birinin çocuu apple computerinde hazırlayıp babasına mı götermiş?
    Fazıl Say en son Cüneyt Özdemirin programına canlı bağlanarak , o sözlerin ne demek olduğunu anlattı.Beni yanıltmadığı için kendisine teşekkür ederim. Ben de , okumadan , araştırmadan, bilmediğini bilmeden dilini tutamayan, her akşam o tv de bu tv de, otobüste, sokakta, kahvede sazanlık yapan bir toplumdan - arabeskleştirilmiş, yavşaklaştırılmış- bir toplumdan nefret ediyorum.
    YanıtlaSil
  4. Done;

    Gazetede de gördüm canım yorumunu, eksik olma...Tüm kültürün, davranış biçimlerine ve yaşam tarzlarına ine ine üstelik, bir ifade biçimi diil, bir çeşni olarak arabeskleşme halinin abukluğunu ve sevimsizliğini anlatıyorduysa Fazıl Say, amenna, arkasındayım. Ama orada bile kullanılacak laf, feci polemik kokan ve bir dehanın ağzına gitmeyen "yavşaklık" argosu değildi derim...
    YanıtlaSil
  5. Sokak Kedisi;

    Konuşmalar, sunumlar, gösterilerden bin beter, pek kötü pek sakil bi acaipti gerçekten diil mi?
    "Zıvanadan çıkmış kadrolaşma" kalıbınla alnından öper, hay ağzına sağlık derim!
    YanıtlaSil
  6. Uykusuz;

    Done'ye dediğim gibi canım, kast edilen bunlardıysa da biçem yanlıştı, konuyu ele alış gereksizdi. Gerisi, aşikar zaten, dört başı mamur, her yanı "kitch" bir toplum olma yolunda son sürat devamdayız..
    YanıtlaSil
  7. bu maskot gerçekten çok başarısız ve sevimsiz bence :)
    YanıtlaSil
  8. Nilay;

    Di mi yahu, anlasilir gibi diil!! :)
    YanıtlaSil
  9. Müslüm Baba hiç olmamış!

    Ayrıca;
    "Soft-Arabesk” bir şekilde, pop müziğin, ve hatta bütün bir popüler kültürün azar azar arabeskleşmesindense pek hoşlanmıyorum."

    Sözüne de sonuna kadar katılıyorum

    ;)
    YanıtlaSil
  10. elizaaaaaaaa :)))
    iyi bayramlar diliorummmmm.
    beni unuttunnnnnn.
    ayıplıyorum seniiiii.

    şimdi efenim konumuza döncek olursak;
    neresinden tutsam elimde kalıyo.

    açılış törenini yurtdışında yaşayan 14-17 yaşında iki yeğenim 18 yaşındaki kuzenim...17 yaşındaki kuzenin italyan arkadaşıyla beraber seyretmek için oturduk tv nin karşısına...
    programdan haberim yoktu.

    müslüm baba beyaz ceketiyle çıkıp şarkı sölemeye başlayınca çocuklar dehşet içinde bana baktılar.
    tanımıyolardı zaten...
    italyan kızcağız kuzenden şarkının çevirisini istedi...
    kuzen anlamıyoduki çevirsin.

    türkce değil mi dedi kızcağız.
    ben araya girip şarkıyı kuzen için türkçeye kuzende italyancaya çevirdi artık hahaaaa.

    en güsel sahne de truva atının önünde horon çekilmesiydi zurna eşliğinde.

    bakın biz bir mozaiğiz diye işin bokunu çıkarmak böle bişe oluyo demekki.

    neise programı tamamını seyretmeden kalkın gidiyoruz dedim napıyim.
    yeter bu kadar dandirik gösteri.
    bünye kaldırmadı hepsini seyretmeyi.


    arabsek konusuysa karmaşık bi konu.
    toplumumuz arabesk tamam.
    kültürümüz arabesk.
    düşünce biçimimiz arabesk.
    hiç haz etmiyorum bu durumdan ona da tamam.

    lakin ne sölediğinden çok nasıl sölediğin önemlidir.
    üslup önemlidir.
    ben kişisel olarak fazıl saydan strauss valsi zerafeti beklerim.
    yaptığı müziğin naifliği beklerim.

    yavşakkk
    şerefsizzz
    soyun sopun neee
    boyun posun neee
    alçakkkk
    hainnnnn
    höt
    zöt

    laflarını hergün heryerde duyuyorum ben zaten.

    olmadı..
    şık durmadı.
    önemli bi konu manasını kaybetti.
    ucuz reklam koktu.
    hiç gerek yoktu.


    ay nasıl öslemişim sana yorum yazmayı :)))
    YanıtlaSil
  11. Absalommm;

    Ben seni unutur muyum hiç, asıl sen nerelerdesin kuzuuum?! :)
    İyi bayramlaaarrrrrr
    Biz mozaiğiz diye işin bokunu çıkarmak anlatımına pek çok güldüm tabii ki ve haklısın. Fazıl Saydan beklediğin zerafet konusunda da keza öyle...
    Madem ösledin hep gel yine canııımmmm
    YanıtlaSil