26 Ağustos 2010 Perşembe

Yokluğumda Çok Kitap Okudum

Fırında kek yeni pişmiş, kapağı açmışsın da buram buram sıcak üzerine esiyor temalı tatilden geri dönmeye daha alışamamışken, her öğleden sonra uykuya alışmış beden, uzun ofis saatlerinde ne yapacağını en kafeinlisinden şaşırıvermişken, ben daha aklımı sahillerden alamamışken; Amsterdam'da günlerdir hiç durmadan, bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyor.
Sezonun ilk siyah mus çorabının içinde kaşınan bacaklar, beyaz keten elbiselerin püfürtüsünü arıyor! Bronz tenime pardesü-şemsiye-atkı, hiç mi hiç yakışmıyor!
Erken ve ani geliveren hazanın tadını çıkarmaya karar verip çaresiz, burnumu cama dayıyorum. Eve gidip çay demleyip, kitabıma gömülmek için dakika sayıyorum...



Benim için okumak, şu saatte, şu arada, şu şartlarda ile kısıtlanası şeylerden olmadı hiç. Hep başrolde, hep özellikle yaratılan ve pişman olunmayan uzun zamanlarda oldu...
Kitap ağlatmayı, günler haftalarca süründürmeyi de sevmem, adam gibi, hakkını vererek, o dünyanın içinde olmanın tadını uzun saatler boyu çıkararak okurum. O sırada böyle bir konsantrasyona vaktim yoksa da hiç bulaşmam, dergi gazete okumayı yeğlerim...

Tatil de, anlattığım yazlıkçı modunda geçince, birçok leziz kitapla keyifli saatler sağladı, mutlandım.

İlk okuduğum kitap, Mine Söğüt'den Beş Sevim Apartmanı oldu. Ba-yıl-dım! Şizofreninin ürkütücü dünyasıyla, yaratıcı boyutu ve kaybolan gerçeklik algılarıyla ilgili bugüne kadar beni en çok çarpan iki kitap Sana Gül Bahçesi Vadetmedim (Joanne Greenberg) ile Anne Tut Elimi (Uygar Şirin) olmuştu. Bu kitap da üçüncü oldu. Pürtelaş Sokağı'ndaki Beş Sevim Apartmanı'nın cinli perili sakinlerine, yazarın sözcüklerle oynayışına hayran kaldım. Şiddetle öneririm...

Daha sonra İnci Aral'dan Hiçbir Aşk Hiçbir Ölüm'ü okudum. Çok uzun zaman önce okumuştum, yeniden okumak istedim. İyi ki de okumuşum, kadınlığa, ilişkilere, çatışmalara ve aldanmalara dair tüm İnci Aral romanları gibi bunu da çok beğendim. Sadece Simden'i, ya da sadece Sara'yı değil, bol med-cezirli ana-kız ilişkilerini de...

Ardından Engin Geçtan'dan Zamane'yi okudum. Türkiye'nin en önemli psikiyatristlerinden birinin gözünden sosyo-psikolojik toplum analizleri, çok ilgi çekiciydi. (Bu kitaptan bazı alıntıları, T24'deki Hayatın Pencereleri yazısında da kullandım).

Hemen üstüne yine Engin Geçtan'dan okuduğum roman ise, beni bir önceki kitabı yazacak denli dolu bir bilim insanının, ne muhteşem metaforları, ne mükemmel bir anlatıyla yazabileceği adına gerçekten etkiledi. Bir Günlük Yerim Kaldı, İster Misiniz? kısacık, dopdolu, etkileyici bir romandı. Altını çize çize, dönüp dönüp bazı yerleri baştan okuya okuya bitti, tadı kaldı. Dört ana karakterden en çok tutkulu Arap kızı Azima'yı ve hüzünlü palyaço Bilal'i sevdim.

Şimdi Ayfer Tunç'dan Taş-Kağıt-Makas'ı okuyorum.

Birazdan giyinip kuşanıp, şemsiyelere çizmelere dolanıp ofisten çıkacak, tramvay durağına yürüyecek, evin oradaki durakta inince kanal kenarında kısacık durup telaşlı hallerine bayıldığım karabatakların keyfi yerinde mi diye bakacak, eve girip genelde benden birkaç dakika önce işten dönen sevgilimi öpecek, sabahtan marinelediğim eti ızgaraya atacağım. Birlikte salata yapacak, muhabbet edecek ve belki koltukta sarılıp DVDde bir film izleyeceğiz.
Makyajımı silecek, uzun bir banyonun tadını çıkartacak, pijamalarımı üstüme geçirip, elime kitabımı alıp yatacağım. O zaman da, benim zamanım bitecek, kitabın zamanı başlayacak. Dinleneceğim...

20 yorum:

  1. Ah canım ya, tatil sonrası ben hala uyku moduna geçemedim ve sen şemsiyeler, çoraplar dedikçe içim acıdı. Neyse ki filmin sonunda kendine mutlu olacak bir şeyler bulmuşsun, eve dönüş hikayen gibi; azıcık içim ferahladı.
    YanıtlaSil
  2. beş sevim apartmanı'nı çok merak ettim, sabırsızlanıyorum okumak için! =)))
    ankara'nın serinleşmesi benim için o kadar mutlu edici ki, ah o ağlatan sıcaklardan sonra ilaç gibi!
    YanıtlaSil
  3. Iste bu sebeptendir Avrupa'nin soguk ulkelerine alisamamisligim :( geriye bakiyorum da ozlememisim hic zamansiz gelen yagmurlari...
    Kitap tavsiyelerine bayildim :) alinacaklar listem gittikce kabardi tabii sayende ;)
    YanıtlaSil
  4. Aslı;

    Haklısın acınacak bi vaziyet mevcut ama pollyanna ölmedi, kalbimizde yaşıyo şükür ki kuzum :)
    YanıtlaSil
  5. Çok tuhaf günlük;

    Oku oku, çok seveceksin..Ankara'nın 40 derecesi çekilmez haklısın ama ben 3-5 derecelik bi ferahlamadan diil, bayağı 15-20 derecelik bi ufak çaplı şoktan söz ediyorum :)
    YanıtlaSil
  6. A-H;

    Sorma yahu, huzuruyla trafiksizliğiyle mini keyifleriyle kolaylıklarıyla bayılıyorum buraya ama, havası pek sevimsiz..!
    Sevindim :) Bak bakalım...
    YanıtlaSil
  7. Eliza kuzu hoş geldin yuvaya !!
    memleketin sıcaklarından ve ailenin huzurundan sonra henüz eylül bile gelmemişken hakkatten de çekilmez ama deli gib yağan yağmur.
    yaz yattım kış kalktım gibi olmuş seninki:)
    öperim!
    YanıtlaSil
  8. biz buna "evde sonbahar tatili" diyoruz :)
    YanıtlaSil
  9. Elizacım hoşgeldin tekrar
    Bodrumdan sonra 15-20 derece olmas be kuzum, tüh yani, mus çorabı bırak üstümüzde ne varsa çıkartmaya çalışıyoruz biz buralarda
    kitap okumak hobi değil günlük bir ritüeldir, yemek yemek gibi, diş fırçalamak, su içmek gibi :)))))
    beş sevim apartmanı hemen alınacak
    öpüyorum kocaman
    YanıtlaSil
  10. hımm ben de merak ettim, aliim okiim.
    Burası hala çok sıcak akşam klimasız uyunmuyor, ama bu gece denize açılcam ve sabaha kadar balık avlıcam, benim terapim de bu
    YanıtlaSil
  11. NzN;

    Hoşbulduk şeker! Yaz yattım kış kalktım evet hahah :)
    YanıtlaSil
  12. J.C.;

    Evdeki kısmı süper de, şakır kıyamet yağmur çamurda işe koşmak pfffttt :)
    YanıtlaSil
  13. Peliiin;

    Aynen canım, günlük ritüel, en güzellerinden :)
    Absalom nerelerde bu arada yahu?
    YanıtlaSil
  14. Uykusuz;

    Oku balıkadam, hadi bakalım balığın keyfin bol olsun..
    YanıtlaSil
  15. hımmm onu unuttuğumuzu sanıyordu en son, bir bakalım neler yapıyormuş :))))
    YanıtlaSil
  16. haftaya utrecht kitap fuarına bekleriz :)
    YanıtlaSil
  17. elizakuzuuu döndün mü sonunda blog alemlerine? ben hala tam bi dönüş yapamadım ama takipteyim. o yaz güneşinden yağmur şehrine dönme sıkıntısını ben de biliyorum ama burdayken de gittiğimde trafiği ve karmaşayı özlemeyeceğim aklıma geliyo. hepsi bi arada olmuyo malesef. az kaldı sayılır yakın bi zamanda mus çorap kardeşliği kurarız :)
    YanıtlaSil
  18. Flying Dutchman;

    Aaa negzelmiş..Detay bilgi link filan var mı?
    YanıtlaSil
  19. Freud;

    Geldim ve seni bekliyorum cicii :)
    Çok haklısın, bir arada diil hiçbiri..napalım, ordayken olabildiğince oranın, buradayken havası fırtınasıyla buranın tadını çıkartmalı işte..
    Hadi gel!
    YanıtlaSil