19 Kasım 2010 Cuma

Tavuk Suyuna Çorba


Minnaklığımdan beri en sevdiğim çorbalardan biri olan bu anne kokulu, anneanne tınılı leziz çorbanın ismini, algısı düşük Amerikalı ev kadınları için kaleme alınmış ağlak öykülerle dolu, çok satan bir kitaba (Tavuk Suyuna Çorba - İçinizi Isıtacak Öyküler) verdiler vereli, bendeki çağrışımı azcık darbe yemiş olsa da, hala en sevdiklerimdendir!
Hastayken antibiyotik gibi, soğukken soba gibi, insana her dem iyi gelen Tavuk Suyu Çorbası, bugün de içimi ısıttı. Bu arada hastayken herhangi bir çorbanın insana iyi geleceği bilgisi, sıcacıklığı açısından yanlış olmasa da, eksiktir. Öyle ki, kemikleriyle haşlanan tavuğun iliği ve kemiğinin suya verdiği özütün üzerine yapıldığı için ilaç etkisi taşır bu çorba, sırf sıcaklığından diil...Bu kırksekiz yıllık lokman teyze kokulu açıklamayı da yaptıktan sonra, tarif verebilirim!

4-5 tavuk budunu, 1 tencere dolusu, içine 2 tatlı kaşığı tuz atılmış, yağ konmamış (tavuk butları yeterince yağını bırakacak zaten) suda 30-40 dakika haşlıyoruz. Delikli kepçeyle tavuk butlarını tencereden alıyoruz. Derilerini ayıklayıp, etlerini iyice didikliyor, fokurdayan suya geri atıyoruz. Üzerine 1 avuç şehriye atıyor, karıştırmaya devam ediyoruz. Bu sırada 1 yumurtayı, 1 adet limonun suyuyla birlikte iyice çırpıyoruz (terbiye hazırlıyoruz yani). O terbiyeyi, çorbaya lank diye boca etmiyoruz, terbiyeyi hazırladığımız kaba, fokurdayan çorbadan azar azar 1-2 kepçe alıp terbiyeyle karıştırıyor, daha sonra hepsini çorbaya döküyoruz. Buna terbiyeyi alıştırmak deniyor, (yani benim annecik öyle diyor başka teyzeler ne der bilmem), ki yumurtalı soğuk karışım, bir anda çorbaya dökülünce katılaşmasın. Az daha fokurdatıyoruz, sonra afiyetle içiyoruuuuzz.
Bu, çorbanın tarifi...
Benim tarifime gelirsek, iç güveysinden hallice ile yuvarlanıp gidiyoruz azizim arası bi noktadayım. Bayram için ziyarete gelen bi arkadaşımdan aldığım berrrbat gribal enfeksiyon beni yataklara düşürdü, iyileşmeye çalışıyorum. Bugünkü çorba yine mis gibi olunca da, dedim kırk yılda bir bi tarif yazıyım, bu hastalıkların kol gezdiği mevsim dönüşlü abuk havalı zamanlarda, belki vatana millete bi faydam dokunur, bi nevi hayırsever çorbacı Eliza Abla titri kazanırım, neme lazım, sevildiğinizi bilinnn!

11 yorum:

  1. geçmişler olsun eliza kuzusu, en güzel yaptığım 2. çorbadır bu, bayılırım da :)

    YanıtlaSil
  2. Geçmiş olsun be Eliza'm, çok hayırseversin evet:)

    Tavuk suyuna çorba annemin ben hastayken hatta değilken yaptığı; en seve seve içip, tencere dibine düşesim gelen spesiyallerindendir.
    Canım çekti ha!

    YanıtlaSil
  3. sarımsaksız olsa bir tencere yerim ben bundan!

    biliyorum sarımsaksız olmaz diceksiniz ama ben böyleyim :)

    YanıtlaSil
  4. Geçmiş olsun!

    Bir tencere kaynatıver de yiyeyim Eliza'm

    :)

    YanıtlaSil
  5. ah Doolittle, balıkta bir zehirlendim ki sorma, bütün mekanizma bozuldu.
    Ertesi gün kelle paçacıya gittim sabah erkenden, e içine sarmısak koydurma dimi, 5 gün mahvoldum.
    Çorba gibisi yoktur, aklıma gelmişken portekizde de bu kültür vardır, çorbacı yani, garibime gitmişti

    YanıtlaSil
  6. Nora;

    İlki ne, mercimek miiiy? Ona da bayılırım!

    YanıtlaSil
  7. Aslı;

    Patlatsaydın hemen bi tane, Can da sever hem? :)

    YanıtlaSil
  8. FKH;

    Sarımsaksız zaten? Yani ben hiç koymam çorbaya (sarhoş anların işkembe çorbası dışında) sarımsak? :)

    YanıtlaSil
  9. Sempatik Yazar;

    Gel gel, dumanı tütüyoo :)

    YanıtlaSil
  10. Uykusuz;

    Aaaa, hem de balıktan? Yazık sana hiç çekilmez..üstüne de düşmüş bünyeyle küt diye grip olma dikkat et canım?

    YanıtlaSil
  11. ayyy olsa da içsek elizaaa.. yapsam mı ne?! ben de hastamsıyım da. çok geçmiş olsun kuzum!

    YanıtlaSil