Geçen hafta "hem marjinal hem domestik", takribi 10 yıl kadar gecikmiş bir Carrie (çakma) Bradshaw yazısında, ilk mastürbasyon deneyimini anlattı. Sözümona önemli bir sosyo-psikolojik görev yüklenecekti, kendince parmak basılmamış bir toplumsal tabuyu, cinselliğin son derece doğal, yaşanılası, asla utanılmayacak bir olgu, tümüyle kişisel bir seçim olduğunu anlatacaktı. Namus cinayetlerinin can yaktığı, aile içi şiddetin kol gezdiği, cinselliğin tabu, kadınların meta olageldiği bu ülkede, kendi tarzınca bir şeylere işaret edecekti. Yapamadı. Egosuyla yenişip, benniiimmmmmm cinsel merdivenimmm kıvamından çıkamadı. Yapamadık. El yordamıyla da olsa bir misyon üstlenmiş diyip saygı duyacaktık, olmadı. Yine "Yaramaz Ayşe yapacağını yaptı", nam-ı diğer ellibir Ayşe kıvamından, bildik bir yazı yazdı.
Ama taktığım konu bu mu, değil. Taktığım, bugünkü köşe yazısından, bir cümle. Taka taka bir cümleye mi taktın diyeceksiniz, ama bazen bakıyorsunuz, bir yazarın bir cümlesi, adeta tüm şeceresi!
Mahşerin dört atlısı Hürriyet yazarlarının, gümbür tangır reklam kampanyalarıyla duyurulan, ilk dosyaları gayet de derli toplu görünen, bozulmaz ise, farklı bakışlar sunmaya aday yeni projesinden haberdarsınızdır. Ayşe durur mu, onu yazıyor, "4 büyük gazetecinin kıyafetleri" üzerinden derin analiz yapıyor. Girişte de diyor ki, bir kadın gazeteci olarak, yıllarca, yaptığım işler dışında, görüntüm ve giyim tarzımla da incelendim, eleştirildim. Bu nedenle, şimdi bu dört ismin giyim tarzını incelemek, benim asli görevim. Buraya kadar, eeeahhhh işte, Ayşe'dir yazar, boş bulur kuş kondurur kıvam. Bir nebze empatiyle, doğruluk payı da var. Gerçi tüm toplum vahhh mazlum dev yazar üstat Ayşe'nin yazıları yerine, dış görünümünü eleştiredururken, ünlülerin fotocusu Nihat Odabaşı'na "bizde erotizm-ajitasyon boy boy, çek fetiş resimlerimi Nihat kovboy" diye poz veren de bizzat kendisiydi diye anımsıyoruz ama, hadi onu da geçiyoruz.
Paragrafı şöyle bitiriveriyor: "Gelecek ay yayınlayacakları dosyayı ve çektirecekleri fotoğrafları merakla bekliyorum. Kadın okur olarak, siyaset dışında şeyleri tartışmalarını da umut ediyorum."
Hah! Yandı gülüm keten helva!
Ne diyeyim? Hangi hınç-al'dan, hangi Defne Devrimi'nden söz edeyim? Siyasetten sıkılan, bükük dudaklı, moda-sever kadın namına mı delireyim? Salt ve sadecve siyaset parçalayan, başka da hiçbir konudan çakmayan errrkek okur tasvirine mi üzüleyim? Takmayayım da, ne edeyim?!

anneyim kızımdan başka birşeyden bahsedemez oldum ama eski seksi günlerde ne güzeldi be demesin kimseler, herkese örnek olsun :))))
YanıtlaSilyıllar önce cinsellikten bahseden birkaç yazardan biri olmanın kaymağını yiyip hiç yeni birşeylerden bahsetmezsen böyle olur tabii, ertuğrul özkök yazılarına ne diyorsun :))))
en acisi da aydin gecinenlerin kendilerini belirli stereotiplere indirgemeleri..
YanıtlaSilpharaoh kardeşimize katılıyorum :)
YanıtlaSil