Sevdiğim dizileri televizyonda bir sonraki haftanın gelmesini mıyır mıyır bekleyerek değil, reklamsız ve üst üste bölümler halinde izlemeyi sevdiğimi daha önce birkaç kere yazmıştım. Bazen keyif, bazen rahatlamak, bazen buz gibi kış günlerini evde sıcacık koltuğa yapışarak geçirmek, bazense salt kafayı boşaltıp gündeliğin yorgunluğundan kaçmak için iyi dizileri upuzuuun filmler gibi izlemek birebir.
Bu açıdan, çalışmadığım ve kafamı rahatlatmaya fena halde ihtiyaç duyduğum son birkaç haftalık dönemde en büyük keyfim, belki de "ikinci dünyam" Mad Men oldu.
1960'ların New York'unda geçen ve o günlerde en pırıltılı zamanlarını yaşayan reklamcılık dünyasını anlatan bu pek kaliteli dizinin dördüncü sezonunu bitirmek üzereyim ve bana sağladıkları "5-6 saat nasıl da geçmiş" rahatlamaları için tüm ekibe müteşekkirim! Bence bir göz atın, tavsiye ederim...
(Beyler, Betty Draper, Trudy Campbell ve Joan Halloway'e; kızlarrr, DoneybüyükallahımbukarizmayınasılyarattınDraper'a dikkattt!!) Öperim.

4 yorum: